loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.7449
  • Euro 6.3531
  • GR ALTIN 270.97
  • ÇEYREK 443.03

  • 17 Ekim 2019, Perşembe 10:00
MEHMETAKSOY

MEHMET AKSOY

NATO EY NATO!

NATO’nun en stratejik üyesi, Sovyetler’le sınır komşusu, NATO’ya ABD’den sonra en çok asker veren, topraklarında gözetleme istasyonları, üsler ve nükleer başlıklar bulunduran, yüksek caydırıcı güce sahip Türkiye, NATO’ya mecbur edildiği için, hak ettiği yardımı NATO’dan alamadığı halde başka seçeneği olmadığından NATO’da kalmıştır. ABD Türkiye’yle değil; terör örgütleriyle işbirliği yaptı. Kuzey Suriye’de Türkiye için hayati önem taşıyan Kobani (Aynel Arap) ve Menbiç’i teslim etmedi Rusya ve Rejim güçlerine terk ederek güneye çekildi.

Türkiye, Atatürk - Lenin arasında imzalanan ve Stalin’le de devam eden her beş yılda bir yenilenen ve süresi 7 Kasım 1945' te bitecek olan Türk-Sovyet Dostluk ve Saldırmazlık Anlaşması’nı yenilemek istedi. Stalin, Türk-Sovyet sınırında bazı değişiklikler yapılması; Kars ve Ardahan’ın Sovyetlere verilmesi ve Montreux Sözleşmesi'nin yeniden düzenlenmesini, Boğazların ortaklaşa savunulması, Rusya’ya Boğaz’da üs verilmesi talebini yineledi.

 Türkiye talepleri reddetti. Sovyetler 24 Eylül 1946’da ikinci bir nota verdi. Türkiye bu notayı da 18 Ekim günü reddetti. Ancak Sovyet baskısı ve tehdidi giderek arttı. Daha azını da fazlasını da iddia edenler olsa da ortak fikir; 40 milyondan fazla insanı öldüren Stalin’in Türkiye’yi işgal edebileceği endişesi hüküm sürüyordu.

Stalin Zulmünden kaçan 146 Azeri Aydın 1944’te Türkiye’ye sığındı. Sınır karakolu komutanı Ankara’yı aradı, Stalin tehdidi karşısında Cumhurbaşkanı İnönü, iltica edenleri ‘iade edin’ dedi, iade edildiler görevli Türk askerlerinin gözü önünde Aras nehri üzerinde Boraltan köprüsünde kurşuna dizildiler, facia karşısında daha fazla dayanamayan karakol komutanı intihar etti.

Dünya Savaşı’nın sonunda Sovyet Rusya’nın mümkün olduğu kadar geniş bir bölgeyi kontrol altına alma amacı Berlin Buhranı’na neden oldu. ABD ve Batı bir taraftan Sovyetler bir taraftan Berlin’e girdi, iki taraf da işgal ettiği yer elinde kalınca, Berlin doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü. Berlin Buhranı, Sovyet Rusya ile işbirliği içinde barış dolu bir dünya oluşturmanın imkânı kalmadığını gösterdi. Batılılar ile Sovyetler arasındaki işbirliği ve ortaklık tamamen bitti ve dünya Doğu ve Batı blokları olarak ikiye ayrıldı; batıda NATO, doğuda Varşova Paktı kuruldu.

Sovyetlerin, Türkiye üzerindeki toprak istekleri İkinci Dünya Savaşından sonra Türkiye’nin dış politikasına egemen olan ve ona istikamet veren temel unsurlardan biri oldu. Türk dış politikasını şekillendiren ana etken; Sovyet tehdidi ve bu tehdide karşı millî güvenliğin sağlanabilmesi maksadıyla ittifak arayışları oldu.

Bu saldırgan tutum, Türkiye’yi batının öncülüğünde kurulan tüm siyasî, askerî ve ekonomik ittifaklara üye olmaya, ABD başta olmak üzere 12 demokratik Batı devletinin, muhtemel bir (Rusya) saldırı karşısında kuvvetleri birleştirme amacıyla kurduğu NATO’ya girmeye zorladı. Türkiye, Kore’de savaşan ABD’ye destek olmak üzere 4500 mevcutlu silâhlı bir Türk savaş birliğini Birleşmiş Milletler emrine vererek NATO üyeliği için avantaj sağladı ve üye oldu.

Sovyetler Birliği iki şekilde ülkeleri ele geçiriyordu; birincisi yönetimlerin askeri yardım talebi; 1980’de Rusya’dan askeri yardım talep etmesi üzerine Rusya Afganistan’ı işgal etti, Rusya bugün de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın talebi üzerine Suriye’ye geldiği için kendini meşru görüyor. Sovyetler’in işgal yöntemlerinden birisi; sipariş üzerine işgal, önce davet edecek birini seçtirmek veya yönetime getirmek sonra da onun davetiyle işgal etmekti.

 İkinci yol; sınırındaki devletleri doğrudan işgaldi etmek; 1956’da 7 bin tank, 200 bin askerle Macaristan’ı işgal etti. Ya o zamanın tankları 15 Temmuz gecesi kullanılan tanklardan iyiydi ya da direnenler beceriksizdi ki tanklara engel olmak isteyen binlerce kişi tankların paletleri altında kalarak hayatını kaybetti, Macaristan yakıldı, yıkıldı, ancak ne tanklar durdurulabildi ne de işgal engellenebildi.

Tarihler 21 Ağustos 1968’i gösterirken Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’yı işgal etti. Sıranın Türkiye’de olduğu yurtta ve dünya da konuşulmaya başlasa da bir sorun vardı; Türkiye NATO üyesiydi, NATO üyesi bir devlete saldırı tüm NATO devletlerinin ortak savunmasını hatta NATO üyesi olmasa da demokratik dünyanın ortak hareket etmesini gerektiriyordu. Bu 3. Dünya savaşı anlamına geliyordu.İşte tam bu atmosferde, oldu bittiye getirilerek, Çekoslavakya’dan sonra Türkiye’nin de işgal edilmesinden duyulan endişe üzerine 10 Şubat 1969 günü Amerikan 6. Filosu İstanbul’a geldi.

Zaman ve mekanlar dikkate alınmadan olayları değerlendirmek, doğruluğunu yanlışlığını bilmeden her okuduğuna inananlar anlarlar ama yanlış anlarlar. Anlamakla yanlış anlamak aynı şey değildir; her okuduğuna inanan hiç okumayandan daha tehlikelidir. O gün 6. Filo askerlerini denize atılması bağımsızlık yanlısı olmaktan değil; İşgalci Rusya’ya bağlılıktandı. Çünkü 6 Filo’nun İstanbul’a geliş nedeni Türkiye’nin Sovyetler tarafından işgal edilmesine engel olmaktı.

Bir baltaya sap olamayanlar olmadıkları halde orada olmakla bugün övünürken, olanlar Rusya’da Komünizmin yıkılmasıyla birlikte; Komünizm tehlikesi ortadan kalkınca, NATO’ya ihtiyaç kalmayınca, hepsi Amerikancı; kapitalist oldu, ABD’ye laf söyletmedi, ruhları işgal edildiği için dün Sovyet, bugün ise ABD işgalinden yana oldu; Hasan Cemal, Halil Berktay, Oral Çalışlar ve Ethem Sancak, Cengiz Çandar v.b.gibiler. Biz, Amerikan, Rus, Çin, silahlı, ekonomik, iktisadi, kültürel her türlü emperyalizme dün de bugünde karşı olduk


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık