loading...

Samsun merkezli, bölge gazetesi...

  • Dolar 5.7516
  • Euro 6.3721
  • GR ALTIN 278.16
  • ÇEYREK 454.99

  • 19 Temmuz 2019, Cuma 10:00
RAGIPGÖKER

RAGIP GÖKER

Gazetecilik zor zanaat

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte oluşan internet ortamı, son yıllarda bir baltaya sap olamayanlar için bizim meslek biçilmiş kaftan gibi göründü ama geçmişte sırf ona buna sataşmak amacıyla bu şehirde gazete çıkaranlar bile oldu.

40 yılı aşkın süredir aralıksız yaptığım bir iş olduğu için bilirim.

Zor zanaattır gazetecilik.

Toplumun sorumluluğunu omuzlarında hisseden kişidir çünkü gazeteci.

Gazeteci, toplumun menfaatlerini önceler.

Çünkü gazeteciye, mesleğe ilk adımını attığında, bir konunun haber olabilmesi için kamu yararı taşıması gerektiği öğretilmiştir.

Bu nedenle patronuyla bile ters düştüğü durumlar olabilir.

Bunu söylerken, gazete patronu toplumun çıkarlarını düşünmediğini söylemek istemem.

Gazetenin yaşamasını sağlama gibi haklı gerekçeleri olabileceği için öncelikleri farklı olabilir.

Gazete ayakta kalamazsa toplumun çıkarlarını savunacak organ da kalmaz zaten.

Gazeteci patron çatışması bizim meslekte rastlanan durumlardandır.

10 Ocak Gazeteciler Günü de, böyle bir durumda doğmuştur zaten.

10 Ocak 1961’de basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvence sağlayan kanun Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.

Bu yasa ile kendilerine yüklenen sorumlulukları kabul etmek istemeyen 9 gazete patronu, ortak bildiriye imza atarak gazetelerini 3 gün kapadıklarını duyurmuşlardı.

“Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler bu 3 gün boyunca “Basın” adlı bir gazete yayımlamaya karar vermişlerdi.

Basın gazetesi, patronların üç günlük kapatma kararı süresince düzenli olarak yayınını sürdürdü. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, bu olayın bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Hoş günümüzde yapılan yeni düzenlemelerle gazeteciler, 212 sayılı yasanın getirdiği haklardan yararlanamıyor şimdi.

Bu durumda sadece gazetecinin zarar gördüğünü düşünürsek fena halde yanılırız.

Gazetecinin patron karşısındaki özgürlüğü aslında toplumun haber alma özgürlüğüdür.

Bunu anlayabilmek için de gazeteci kime denir, bunu bilmek ve doğru anlamak gerekir.

Şöyle ki:

‘’Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına en çabuk ulaşan ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunan insan demektir. Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir.”

Paragrafın sonundaki.’’Gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir.” tarif böyle olunca soru da şu oluyor haliyle.

‘’Kim için?’’

Elbette gazeteci, o savaşı senin için göze alıyor.

Tolum için yani.

30 yıldan bu yana tanırım Ali Yılmaz Ergen’i.

Karıncayı bile incitmekten çekinirdi arkadaşım.

Uzun yıllar yönettiği İhlas Haber Ajansı Samsun Bölge Müdürlüğünden sonra geçtiğimiz aylarda Haber Medya Gurubunun yönetim sorumluluğunu da üstlenmişti.

Ali Yılmaz Ergen’i, yukarıdaki gazeteci tarifine uyan arkadaşlarımdan biri olarak bildim ve tanıdım.

Görev büyük olunca sorumluluk da büyüyor haliyle.

Her duyarlı insan gibi Ali Yılmaz Ergen’in yorgun bedeni, ‘’Bu ağır yükü daha fazla taşımak istemiyorum’’ dercesine önceki gün alarm vermiş.

Yoğun bakımda şimdi arkadaşımız.

Dua bekliyor bizden.

Dualarımız senin için.

Geçmiş olsun kardeşim


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık