Amasya-Tokat Çevre Platformları, Şebinkarahisar'da yaşanan çevre felaketi ile ilgili olarak Erbaa İlçesi'nin Kale Köyü'nde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Tarihi Boğazkesen Köprüsü yakınında, Yeşilırmak'ın Kelkit Irmağı ile birleştiği ve Samsun'a, Çarşamba Ovası'na doğru döndüğü noktada gerçekleştirilen açıklamanın ardından platformların temsilcileri birer konuşma yaparak kaygı ve endişelerini dile getirdi.
Doğayı ve yaşamı savuna Ekoloji Birliği adına açıklaması yapan Süheyla Doğan, kaygılarını şu sözlerle dile getirdi:
“Giresun’un Şebinkarahisar İlçesi’nin Yedikardeş Köyü yakınlarında faaliyet gösteren Nesko Madencilik A.Ş.’ye ait ‘Kurşun, Çinko, Bakır Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi’nin atık barajı 18 Kasım’da çöktü ve zehirli kimyasallarla yüklü atık su ve çamurlar Kılıçkaya Barajı’na kadar ulaştı. Her ne kadar Giresun Valiliği’nin 4 Aralık’ta yaptığı açıklamada yapılan tahlillerde herhangi bir kimyasal ve mikrobiyolojik kirlenmenin olmadığı ve halk sağlığı açısından herhangi bir olumsuzluk tespit edilmediği belirtilmişse de şirketin ÇED raporlarında, sülfirik asit ve kostik gibi oldukça zehirli kimyasalların kullanıldığı açıktır. Hal böyle iken atık barajının yıkılmasından sonra taşan su içinde zehirli kimyasalların olmadığı açıklamaları inandırıcı değildir. Öte yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise 4 Aralık’ta twitter hesabından yaptığı açıklamada şirkete en üst limitten 12 Milyon TL ceza kesildiğini ve şirketin faaliyetlerinden men edildiğini açıklamıştır. Şirketin çok vahim bir kusuru olduğu ve çevreye ciddi bir zarar verildiği ortadadır… Yoksa niye ceza kesilsin, değil mi?”
Süheyla Doğan olayın ardından bölgede incelemelerde bulunan TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odasının, konunun önemine dikkatleri çektiğini ve deprem bölgesi olan ülkemizdeki maden atık barajlarının ne denli ciddi tehlike yarattığını belirttiğini, Ekoloji Birliği, Türk Tabipleri Odası, Türk Toraks Derneği gibi kuruluşların da bu çevre katliamının tehlikelerine dikkatleri çekerek önlem alınmasını istediklerine, ayrıca siyasi partilerin de şirket ve görev ihmali bulunanlar hakkında suç duyurusunda bulunduklarına, TEMA Vakfı’nın ise bir video hazırlayarak olayın vahametini ortaya koyduğuna dikkat çekti.
Süheyla Doğan yaptığı açıklamasında özetle şunları söyledi:
“Bizler bu bölgede, Tokat ve Amasya’da yaşayan vatandaşlar olarak endişeliyiz. Bu felaketin yoğun tarımsal sulama yapılan yaz aylarında gerçekleşmemesini bölge tarımı açısından bir teselli olarak görüyoruz.
Kamu tarafından yapılan açıklamalar ve alınan önlemler oldukça yetersizdir ve inandırıcılıktan uzaktır. 519 km uzunluğundaki Yeşilırmak’ın kolu olan Kelkit Irmağı üzerinde bulunan Kılıçkaya barajının kirlenmesi, tüm Kelkit Vadisini, Suşehri, Koyulhisar, Reşadiye, Niksar, Erbaa ve Taşova’yı, Hasan Uğurlu, Suat Uğurlu Barajlarını ve Samsun-Çarşamba Ovası’nı etkileyecektir. Bu bölgeler tarım ve hayvancılık açısından çok önemlidir. Bölgenin ve ülkemizin gıda ambarıdır. Kelkit Irmağı bölgemizin can damarıdır.
Kelkit Vadisi’nin ve Yeşilırmak Havzası’nın doğal ekosistemi HES’ler nedeniyle bozulmuşken şimdi de Nesko Madencilik tarafından zehirlenmiştir.
2006 yılından bu yana madeni işleten Nesko Maden Tic. ve San. AŞ. bugüne kadar kapasite artışı, atık havuzları ve zenginleştirme tesisleri için çoğunlukla ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararları ile yol almıştır. Şirketin halihazırda kasım ayında ÇED sürecini başlattığı kapasite artışı ve 2020’de başlattığı ve henüz sonuçlanmayan bir atık havuzu projesi de var. Şirkete ait söz konusu tesislerde daha önce de çevre suçu niteliğindeki benzer eylemleri ile balık ölümleri yaşandığı biliniyor.
Amasya ve Tokat İllerimizde son yıllarda çok sayıda maden ruhsatı verilmiştir. Tokat ve Amasya’nın %54’ü maden ruhsatları ile kaplanmıştır. Boğalı, Sakarat Yaylalarımızda, Reşadiye’de, Niksar’da, Taşova’da altın-bakır madenleri çıkarmak isteyen yerli, yabancı şirketler at koşturmaktadır. Bu projelerin hayata geçmesi durumunda, deprem bölgesi olan ve depremin yıkımını zaten çok çekmiş olan bölgemizde olası maden “kazalarının”, atık barajları çökmelerinin yaratacağı tahribatı, yıkımı düşünmek bile istemiyoruz.
Biz bölgemizde ekolojik yıkımlara yol açan, havamızı, suyumuzu, toprağımızı zehirleyen projeleri istemiyoruz. Bizim tarımımız, hayvancılığımız, ormanlarımız bize yeter. Tokat’ın yaprağı, Amasya’nın elması bizim altınlarımızdır.
Kelkit Vadimizi, Yeşilırmak Havzamızı, dağlarımızı, yaylalarımızı, yaşam alanlarımızı yağmacı ve talancı şirketlere ve onların iş birlikçisi sisteme karşı koruyacağız. Konunun takipçisi olacağız.”
.jpg)