15 Temmuz gecesi, darbeciler hiç ummadıkları bir direnişle karşılaştı.
Bayrağını alan meydanlara koştu.
Milyonlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'meydanlara davet etmesiyle' adeta sel oldu aktı.
Darbecilerin karşısına dikildi.
Türkiye'nin en kara gecesinde 248 vatansever şehit oldu.
2196 kişi de yaralandı.
Türkiye'ni bir çok yerinden şehit haberleri geldikçe, direniş daha da 'güçlendi ve halk kenetlendi'..
Samsun'da dönemin siyasileri, bürokratları, STK temsilcileri, halk meydana koştu.
Demokrasi nöbetini bırakmadı.
Sonrasında başlayan FETÖ operasyonlarında resmi rakamlara göre sadece Samsun'da 10 bin kişiyi kapsayan FETÖ soruşturması başlatıldı.
Adliyenin, emniyet teşkilatının ve askeriyenin adeta içi boşaldı.
Eğitim camiasında, sağlıkta ve OMÜ'de tek tek FETÖ'cüler ortaya çıkarıldı.
Rakamlar çok yüksekti bildiğiniz gibi..
Samsun’dan ne imamlar gelmiş geçmiş, hep sonrasında öğrendik.
Siyasilerle boy boy resimleri ortaya çıktı.
Ancak;
Bir çok kişinin aklında kalan ve düşündüğü bir şey var ki; o noktada halen 'acaba soruları' kafalardaki yerini koruyor.
Hain darbe girişimi sonrası açılan yüzlerce dava, kamudan atılan yüz binleri aşkın memura rağmen, darbe girişiminin perde arkası 'yani bir ayağında' bir adım hep eksik kaldı.
Yani 'Siyasi ayağı'..
FETÖ yapılanmasının siyasi ayağı neredeyse dokunulmaz olarak kaldı.
Samsun'da yapılan FETÖ soruşturmalarında 'Pensilvanya'ya gidip, ikinci katta FETÖ elebaşıyla oturdukları' gözaltına alınanların ifadelerde yer aldı ama 'o isimlere' dokunulmadı.
Aradan üç yıl geçmesine rağmen 'halen askeriyede, emniyette, eğitim camiasında' gözaltılar ve soruşturmalar sürerken, 'siyasiler olmadan nasıl bu kadar etkin oldu' FETÖ, kafalarda halen bir soru işareti.
FETÖ'ye ihale verenler, devletin parasını peşkeş çekenler, yemekli sohbetler yapanlar, umrelere gidenlere dokunulmadı.
17/25 Aralık sonrası bile ilişkilerini sürdürenler ne yazık ki; halen aramızda.
Bu millet büyük bir 'badire atlattı'.
Teslim olmadı.
Devletine sahip çıktı.
Canını verdi, yönetim iradesini, vatanını vermedi.
Samsun'da 'darbeciler inlerinden' çıkamadı bile o akşam.
Garnizon Komutanı 'Vali'nin telefonuna bile bakmadı'.
Sonra öğrendik ki; hepsi bir boşluk, bir zayıflık hazır vaziyette bekliyorlarmış..
Ama Samsunlular fırsat vermedi ve 'meydanı bir anda doldurdu'. Sel gibi aktı adeta.
Ve bir aya yakın süre 'hiç boş bırakmadı.'..
Sonuç olarak; tüm Türkiye en karanlık gecesini yaşadı O gece ama destansı direnişiyle, sabahın ilk ışıklarıyla 'aydınlanmasını' bildi..
15 Temmuz Şehitlerini Anma, Demokrasi Ve Milli Birlik Günü’nü 3. yılında bir kez daha anarken, 'Siyasi ayağının da ortaya çıkarılmasının kamu vicdanı açısından' önemli olduğunu tekrar vurgulamak istiyorum.
********************************
Belediyelerde 'işçi uyarılarına dikkat'..
Bugünlerde bazı belediyelerde 'çalışanlara karşı belediye başkanlarının' uyarılarına dikkat çekmek istiyorum.
Bu uyarıların açık açık yapılması, izleniyorsunuz gibi imaların yapılması 'bir şeyin habercisi sanki'..
İşçi kıyımının.
Kamuoyunun bu işçi kıyımına hazırlamaya çalışıldığını düşünüyorum.
Biz uyarmıştık diyecekler sonra.
Elbette çalışmayan, ekmeğini çalışmadan kazananlar gönderilmelidir ama;
'Onlar gitsin bizim adamlar gelsin' düşüncesi yanlıştır.
Daha önce de yazdım, yineliyorum.
Sadece işçiler değil, siz de izleniyorsunuz..
Halk da izliyor, vatandaşta, basında.
Not: Bu arada kısa bir seyahatim olacak. Bir kaç gün yokum.. Hoşça kalın..