24 Ekim 2012 Çarşamba tarihli köşe yazım..
OLUR MU DEMEYİN OLUYOR. BİRİ DAVALIK, BİRİ DE YAKIŞIKSIZ
Terme'de bir vatandaş, Terme Belediyesi ile mahkemelik..
Mahkeme konusu ise bir hayli ilginç..
Asıl ilginç olan ise belediyenin 'mahkemelik olan bir konu' için 'çok önemsediğimiz bir konu değil' demesi..
Davanın özü şu..
Terme İlçesi'nden Fahriye Özyürek babasından miras olan kalan tarım arazisinin üzerinde bir gün çalışma yapan araçlar görünce ne oluyor diye sorar.
Belediyenin kanalizasyon çalışmasının yapıldığı ve kanal açıldığını öğrenir. Sonra belediyeye gider, yer benim nasıl oluyor bu der..
Belediye ne demiş bilmiyorum açıkçası.. Çünkü öğrenmek mümkün olmadı ama davanın konusu aynen şöyle..
"Arazime istimlaksiz, kamulaştırmasız el koyuldu. Üstelik tarım arazi üzerinde kanalizasyon çalışması yapılıyor. Zararımın önlenmesi"..
Özyürek bu nedenle açtığı davada 40 bin lirada bedel istiyor..
Bedelin yüksek olup olmadığıyla ilgili bir şey demek mümkün değil. O bilirkişilerin işi ama bir belediyenin 'istimlak bedeli ödemeden 12 bin metrekare olduğu öne sürülen' bir tarım arazisini sahibinden izin almadan, kamulaştırmadan böyle bir çalışma yapacağı akıl alacak bir iş değil..
Terme'nin Ahmet Bey Köyü'nde yaşanan bu olay Terme Adliyesi'nde dava olarak görülüyor..
Yerim elimden alındı diyor Fahriye Özyürek..
Üstelik Özyürek'in eşi Yusuf Ziya bey de bir polis memuru..
O da yazmasını çizmesini bilen biri..
İşini kendileri takip ediyor. Mahkemeye gidip geliyorlar...
Şimdi iş davalık olduğu için teferruata girmek istemiyorum ama koca bir ilçenin belediyesinin de sanırım bu konuda söyleyeceği bir şeyler vardır diye düşündük..
Bir hafta önce Yazı İşleri Müdürü Muammer Çağlayan ile irtibat kurduk..
Nedir bu iddialar, olay mahkemelik, bir devlet kuruluşu belediye kamulaştırmasız, istimlaksiz bir vatandaşın arazisine el koymaz, bir yanlış mı var diye sorduk..
Müdür bey, evraklarını, belgelerini alıp Samsun'a bizimle görüşmeye geleceğini söyledi..
Bekledik ama gelmedi. Dün haberi hazırlarken Yazı İşleri Müdürümüz tekrar müdür Muammer Çağlayan aradı..
Aldığı yanıt ilginçti..
'Biz o konuyu çok önemsemiyoruz' dedi..
Davada kimin haklı olduğuna sonuçta yargı karar verecek. Hukuki süreç işliyor ama kamusal bir görev yapan belediye, 'kamuoyunu böylesine önemli bir konuda ve önemli iddiaların bulunduğu olayda aydınlatmalı'..
Bir belediye kimsenin yerine haksız yere el koymaz demeli..
Vatandaşı mağdur ederek hizmet üretmeyiz, diyebilmeli..
Yani kısaca dava konusu olan bir olayı, hele ki kendi ilçesinin bir vatandaşının iddiaları karşısında haklılığını ortaya koymalı..
Ben yaptım oldu, diyebilir ama 'Ahmet Yirmibeşoğlu gibi yıllardır ilçenin belediye başkanlığını yapan ve halkın güvenini kazanmış bir belediye, kanalizasyon gibi önemli bir hizmeti 'böyle davalık hale getirmemeli' diye düşünüyorum..
Hadi vatandaş anlaşmaya yanaşmadıysa, çıkın kamuoyunu bilgilendirin o zaman..
Fısıltı gazetesi, yani Termeliler bu davayı biliyor ve konuşuyor.
Kim haklı merak ediyor..
Bir de 'sesimizi duyuramıyoruz diyen Özyürek ailesinin yakarışını, siz önemsiz görseniz de en azından biz önemsiyoruz..
------------------------------------------------------------------------------
Yukarıdaki köşe yazım 24 Ekim 2012 Çarşamba gününe ait.
O dönem Terme'de polis olan Yusuf Ziya Özyürek, dün yanıma geldi.
Elinde mahkeme kararı vardı.
Gerekçeli karar..
Zafer kazandık, o zaman bize inandınız, destek verdiniz, defalarca haber yaptınız.
Terme halkı adına, 'sesini duyuramayan' mağdurlar adına teşekkür ediyorum dedi.
Terme Belediye Başkanı Şenol Kul ile görüştüm "Evet biliyorum konuyu. İstimlaksız olmamalıydı. Yargı kararı" dedi.
Olayın yaşandığı dönemde Belediye Başkanı Ahmet Yirmibeşoğlu idi..
Kanalizasyon borularını tarladan geçirenler de onun yönetimindeki belediyeydi.
SASKİ sonraki Büyükşehir yasasıyla devraldı tüm sistemi.
Ama asıl olan konu şu.
Kanunsuz, usulsüz iş yapmışsan, 7 yıl da geçse, 10 yıl da geçse, siyasi tarihe gömülmüş de olsan, 'adın gündeme geliyor'.
İşte öyle bir durum Özyürek ailesinin kazandığı yargı zaferi.
Haklı olup, bir de emekli Polis Yusuf Ziya Özyürek gibi, 'haksızlığa karşı dik durabiliyorsan' sorun yok.
Onun o dönem memur olması nedeniyle yaşadıklarını biliyorum.
Ama dün 'zafer kazanmış halini de gördüm'.
Haklı olmanın verdiği mutlulukla konuşuyordu.
Kutluyorum..
Adaletin yerini bulması, o dönem konuya destek verdiğimiz için de 'gazetemiz adına' huzurluyum.
Çünkü o dönem sorduğumuzda 'o işi önemsemiyoruz, çok gündemimizde değil' diye söyleyenlerin geldiği durum 'ibret vericidir'..
Sadece bu dava değil, bir çok usulsüz ve kanunsuz iş nedeniyle hesap veriyorlar, hatta cezaevine giren de oldu.
Keser döner, sap döner, hesap döner misali.
Herkesin kulağına küpe olmalı..