CHP, Samsun dahil Türkiye'de dibe vurmuş;
Yerel seçimlerde, Samsun dahil bir çok il ve ilçede 'Cumhur ittifakının devamı nedeniyle' eldeki belediyeleri de kaybedeceği ihtimali varken;
'Mevcudu korumaya çalışan', yerim garantici vekiller ve CHP'liler yok mu?..
Tarihe karşı 'yerine getirmedikleri sorumsuzluklarıyla' anılacaklar..
CHP tabanı 'değişim diye' bağırırken, delegeleri baskı altına alarak, 'tüzük içinde' dar alanda paslaşmalarla durumu kurtarmaya çalışıyorlar.
Samsun'da 1. sıra olmasına rağmen seçmeni peşinden sürükleyemeyen ve 24 Haziran'da sandıkta çöküntü yaşayan Kemal Zeybek gibiler, işte 'bu bahsettiklerim'..
Bizim olsun, küçük olsun, benim olsun, yerim garanti olsun anlayışının iflas ettiğini göremeyecek kadar 'dar pencereden bakanlar', sonuçta değişime boyun eğecektir.
CHP'de muhalifler kurultay için toplanan imza sayısının 559 ıslak imza olduğunu duyarsa ne olur, duyurmasa ne olur.
Pazartesi günü 700 olsa ne olur, olmasa ne olur.
Değişime kapalı olan 'mevcutçular', Kurultay için yeterli imza toplanamadı dese ne olur.
CHP tabanı çoktan 'tepeyle bağlarını koparmış'.
Delegeler çekinip imzalarını geri çekse ya da çekmese ne olur..
CHP çoktan paramparça olmuş.
Muharrem'ciler ve Kılıçdaroğlu'cular diye ayrılan CHP'de 'oklar kendi içine çevrilmişken' mi yerel seçimlere gidecekler.
Örnek mi?..
Samsun'da delegelerin tamamı imza göndermiş.. Ya da çoğunluğu..
Eski il başkanı 'Kılıçdaroğlu'na destek veren 56 il başkanını eleştiriyor'.
Samsun'da il başkanı 'değişime kapalı', il başkan yardımcısı 'Değişimi taban istiyor' diyor.
Yani bu şartlarda, kurultay olmadan, taşlar yerine oturmadan, kiminle devam edilip, edilmeyeceği belli olmadan mı 'Yerel seçimde başarı bekliyor', CHP'nin 'kanaat önderleri'.
Meselen, genel başkanlık için "kim kalksın, yerine kim otursun" meselesi mi acaba..
Bu kadar basite indirgenebilir mi?..
*Mesele yönetim anlayışının değişmesi
*CHP'nin siyasal hattının netleşmesi
Mesele, kendisini CHP'li gören, oy veren milyonlarca seçmenin, kurultay talebinin giderek artan tonda artırmasıdır..
Yani şimdi bu kadar 'paramparça olmuş' altı oku, kendi içine çevirmiş olan CHP'de 'Kurultay olmadan, devam etmek isteyenler kendi koltuklarını ve siyasi ikballerini düşünmüyorlar da neyi düşünüyor olabilirler.'
Omuz omuza mücadele eden partililerin, 'değişim ve değişmesin' taraflarıyla karşı karşıya getirilmesine, yoldaşlık hukukunun bozulmasının CHP'ye ne yararı var.
CHP delegesini asillikten, esir gibi etkilemeye çalışıp, imza vermeyin diye çağrıda bulunmak 'neyin korkusu olabilir ki'..
Türkiye'de rejim ve sistem değişmiş ama ne yazık ki, CHP'de kafalar değişmemiştir.
Kaybetmek alışkanlık haline gelmiştir.
Her başarısızlıktan 'matematiksel oyunlar yaparak', karlı çıktık diyerek, kendini kandırmakta mahirleşen CHP'nin Samsun Milletvekili Kemal Zeybek bile, 'sandıkta boğulmalarına rağmen çıkıp, "Millet ittifakı kazanmıştır' diyebilmektedir.
Şimdi gelinin nokta şudur.
CHP'nin tabanının sesi duyulmaz, sadece delegelerle 'ahbap çavuş ilişkisiyle' bu kurultay engellenirse, bu mantaliteyle 'yerel seçimde ağır bir sandık mağlubiyeti kaçınılmazdır'.
24 Haziran'da 'yerim garanti mantığıyla hareket eden zihniyetin' müdahil olacağı listelerle çıkarılan belediye başkan adayları da
'muhtemelen kendi tercihleri olacağı için, kendi bakış açıları doğrultusunda' olacaktır.
Yani 'Kazanacak aday yerine, bizim aday mantığıyla' yine sıfır çekme ihtimali ç ok yüksektir..
O nedenle Kurultay delegelerine diyorum ki;
Atılan imza kişiliktir, onurdur.
Değişim olmayacaksa bile, 'o kurultay yapılmalı, etekteki taşlar dökülmeli ve taşlar yerine oturmalıdır'..
Kurultay olmazsa, tabanda birbirlerine ters düşmüş yöneticiler, milletvekili adayları, teşkilat yöneticileriyle 'sonucu görmek için kılavuza zaten ihtiyaç yok'..
Bu dalgalı denizde CHP gemisi, 'ya karaya oturur, ya da dağa toslar'..
Paramparça bir CHP ile 'nereye kadar', göreceğiz..