Samsun'da 'kentteki yatırımlar' ve 'siyasiler' arasında fikir birliği kadar kopuk kaç il var acaba.
Samsun'da yatırımlar yapılırken, 'Bir çok kişinin haberi bile olmadığı' aşikar.
Ne öncesinde siyasiler ile oturulup istişare yapılıyor, ne de STK'larla..
İşi bilenlerle, o işin mahiyeti konuşulmadığı gibi, iş başlayınca yatırımların çoğu mahkemelik olur.
Örneklendirmek yersiz aslında. Yıllardır bunları yazıyoruz.
Bir çok kişi 'konunun mağduru', bir çok STK konuyu yargıya taşıyan sivil toplum örgütü, bir çok kişi de konunun uzmanı olarak müdahil.
Herkesin bildiği bir kaç örnek..
SAATHANE MEYDANI..
Mülk sahipleri ile Büyükşehir Belediyesi mahkemelik. Kaç dava var, sayısını unuttum.
Mahkeme kaç kez karar verdi, onu da unuttum. Kaç kez proje revize edildi, onu bilse bilse Büyükşehir ekibi ile davacı taraf bilir.
Ne STK'lara sordular, ne mülk sahiplerine.
Tarihi Kentler Birliği Başkanının Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı Samsun'da yer altında kalan kalenin surları son anda kanalizasyon çalışması yapılırken bulunmasa 'Tarihi bile gömüyorduk'..
Ucuz atlattık..
LOJİSTİK KÖY..
Meraları ellerinden alınan köylüler dava açtı.
Tarım alanı olduğu için Ziraat Mühendisleri Odası dava açtı. Hepsi kazandı davaları..
Ama bakın, gelin görün ki; firmalarla daha önceden konuşmadıkları için, herkes kendi deposunu yapmış.
Yani danışılmayan Lojistik Köy, hem davalık, hem de tamamlandığında 'ölü mü doğar' bilinmez bir durumda.
Bin yıldır köylünün kullandığı mera da zaten 'beton oldu'.
ÇİFTLİK CADDE AVM..
Orası tam evlere şenlik zaten.
Örnek bir cadde oldu, 'örnekliği şöyle dursun, kötüye örnek oldu 5 yıldır tadilatı bitmedi.'
Hatta kadrolu vinci bile oldu.
Neymiş, dış cepheye dübel koymayı unutmuşlar.
İnşaat Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası'na daha önce danışsalar, yakalayacaklar belki de eksiği ama..
Öyle bir gelenek yok, zihniyette..
Ben yaptım oldu deyince, 'oluyor sanıyorlar'..
Olmuyor işte.
Aslında Samsun'a yazık oluyor.
GÜLSAN SANAYİ..
Yıkacağız diye çıktılar ortaya.
Dini tesis yapacaklarmış o bölgeye. Koca bir alan, kentin can damarı bölge..
Gülsan Esnafı ne yapar, nereye giderler bu düşünülmemiş..
Kendinize yer bulun diye diretiyorlar.
Hatta geçtiğimiz gün AK Parti Milletvekili Kurt, "Madeni Sanatkarlar Odası Başkanı'na 'oda olarak yer bulma girişimini başlatmalısınız' gibi garip bir öneri de bulundu.
Neyse ki başkan, evirip çevirmedi sözü, "Bizim işimiz değil' deyip kesti attı.
Belli ki, milletvekilinin Samsun'da yer konusunda yaşananlardan haberi bile yok.
Yoksa böyle bir öneri yapılır mı?..
Akıllara zarar.
ZAVALLI MÜZEMİZ...
Türkiye'de kaç il vardır acaba, yeni müzenin açılışı yapılmadan 'dünyaca ünlü' Amisos hazinelerini depolara kilitleyen.
Yeni müze yapılacak diye on binlerce tarihi eser 'kapalı kapılar arkasında'.
Sanki bu kentin turizme ihtiyacı yokmuş, turistlerin ilgisini çekebilecek tarihi yokmuşçasına.
Ama diyeceksiniz ki şimdi; Tarihi Kentler Birliği Başkanı da olan Başkan Yılmaz, aynı zamanda Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı değil mi. O bilir bu işleri?.
Yapmaz öyle.
Yanıtı basit aslında.
Tarihi kimliği 'Cumhuriyet'in kuruluşunun ilk adımının atıldığı kentle sınırlı olmayan Samsun'a, Sülün heykellerini de, Amazon Köyü'nü de, hatta Aslan heykellerini de Yılmaz yaptırdı.
İnanmazsanız bakın..
Amisos hazinesi depoda, Sülün heykelleri sahada.
Vahşi doğayla hiç ilgimiz yok ama Aslan heykellerimiz de deniz kıyısında.
Amazon köyü de 'Sahile ilk golf sahasının yapıldığı Batı Park'ta..
Dünyada örneği var mı bilmiyorum ama Türkiye'nin en kısa, teleferiğinin 'hemen karşısında'..
Saymakla bitmez bu kentin 'garip yatırımları'.
15 yılda 'bayağı yol alındı'.
Güzelim kumsalıyla bilinen sahil yolunun betonlaştırılmasını saymıyorum bile..
Şimdi gelinen noktada durum şöyle..
Samsun'un hangi vekiline sorarsanız sorun, bu bahsettiğim projelerle ilgili 'fikir beyan etmez'..
Çünkü mutlaka 'bir ucu sıkıntılıdır'.
Kullanma kılavuzu olmayan ve danışma, istişare, ortak akıl kültürü olmayan bu kentte, gelinen noktada şu sorulabilir..
Tamam 'Ben yaptım oldu' zihniyeti var ama işler yürümüyor mu?.. Deneme yanılmayla da olsa 'Samsun ne kaybetti' denilebilir.
Çok doğru bir soru.
Ama yanıtı da çok basit. Hatta tek kelimeyle..
SAMSUNSPOR..
"Ben Belediye Başkanı oldum, işte bak Samsunspor koltuğuna da oturdum", diyen, yapamayıp o koltuktan kalktıktan sonra, dikiş tuttu mu Samsunspor.
Tutmadı.
Süreçte, kayyuma kadar gitti.
Ben Samsunspor Başkanlığını da yürütebilir miyim, futbol bilgim, kulüp yönetme tecrübem ne kadar diye düşünmeden oturdu, oturduğu gibi de bir sezon da kalktı.
Yani Samsun 'Ben yaptım oldu' zihniyetinin bedelini ağır ödüyor.
Bakın görün. Kentin her yerinde, mahkeme duruşma salonlarında izlerini görebilirsiniz?..
Kılavuzu olmayan bir kent olduk çıktık..
Nereye kadar acaba..