Geçtiğimiz akşam 'Vatanım Sensin'in yeni bölümünü izliyordum.
O dönem Ankaralı Paşa olarak bilinen Önder Atatürk'le görüşmek için karargahına gelen 'Kendinden emin kibirli İngiliz elçilerin' nasıl bozulup, yola koyulduklarını gururla izledim.
Saatlerce bekleme salonunda bekletip, yerinden bile kalkmadan 3 dakikada odasından kovulmuştan beter şekilde gönderdiği İngiliz elçilerin gayesi aslında 'manda ve himayeliği' Ankaralı Paşa'ya kabul ettirmekti.
Geldikleri gibi gittiler.
Elleri boş döndükleri gibi, o kararlı mavi gözlerdeki 'anlamlı bakışı' da gördüler.
Tarihte yaşanmışlıkların konu edildiği dizideki Atatürk, bağımsızlığı, bağımsızlık için 'Ya İstiklal Ya Ölüm' inancını aşıladığı Türk milleti tarafından dün aramızdan ayrılışının 79. yılında törenlerle anıldı.
Kimi insan zinciriyle imzasını attı, kimi doğum ve ölüm tarihlerini oluşturdu.
Otobüsler, insanlar, raylı sistem, tüm araçlar, yani yaşam Ata'mızın vefat ettiği an olan 09'u 05 geçe durdu.
Atatürk'e olan saygının, gözyaşlarına döndüğü andı dün.
Öylesine bir farklıydı ki; AK Parti ile CHP arasında da 'Atatürk'e kim yakın' tartışmalarına sahne oldu.
Ölümünden 79 yıl sonra böylesine sevilen, böylesine anılan ve hatta böylesine 'her geçen gün daha iyi anlanan' kaç lider vardır ki..
Dünyanın yeni şekillendiği dönemde genç Cumhuriyet'i oluştururken, yapmış olduğu ön görüleri kaç lider 'ecdadına miras bırakabilmiş ki'.
İşte öylesine bir Ata'nın anıldığı gündü dün.
Ve her geçen gün daha özlenen, daha iyi anlaşılan, daha çok aranan bir liderin 'ülkülerinin, hedeflerinin' takipçiyiz.
Atatürk'ün yüz yıl sonrasını görebilen bir lider olduğunu 'görenlerin arttığı' şu dönemi düşünürsek, O'na olan özlemin artmasına hiç şaşırmamak lazım..
O'nun çağdaş, demokratik vizyonunun değerini anlayanların 79. ölüm yılında bile 'sokağa taşması, saygıyla kıpırdamaması' alışkanlık değil, 'bir gerçekliğin ifadesidir' ancak.
Onun fikirleri tıpkı 'Batmayan Güneş' gibi, hep aydınlatmaya devam edecek.