Dün Samsunlar, herkesi şok eden bir haberle güne başladı.
Haber manşetten.
Neredeyse yarım sayfa...
Başlığı da, Türkiye'nin 15 Temmuz sonrası tüm güvenlik birimlerinin, istihbaratının aradığı, FETÖ'nün iki numaralı ismi olan Akıncılar Üssü sözde imamı Adil Öksüz'ün kaçırılmasıyla ilgili.
Öylesine flaş bir haber ki, günler öncesinden de anons edilmiş.
Öksüz'ü kaçırdıkları iddia edilen isimler ise Samsun siyasetinden.
Herkes gibi, ben de başladım haberi okumaya.
Ama bir tek, haberin gerçek olabileceğiyle ilgili somut bir belge ya da bir bilgiye rastlamadığım gibi, 'haberin ortalarına doğru bir noktasında' yazan cümle gördüm ki, 'bir kaç kez okudum'.
İnanın o noktadan sonra gerisini okumak gereği bile duymadım.
Oturdum, Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 'kesinlikle yapması gereken' açıklamasını bekledim. yapmasını bekledim.
Nedeni açık.
Çünkü 'o cümle öyle bir cümleydi ki, habere göre; İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok'u savcı ifadeye çağırmış ve sonra soruşturmayı 'örtbas etmişlerdi'.
Yani bu şu demek.
Mobese kayıtları yok edilmişti, açılmış, işleme konulmuş numaralandırılmış dosya 'tümüyle' yok edilmişti.
Akıllara zarar bir haber olduğu gibi, biraz adliye muhabirliği yapmış bir kişi bile 'böyle bir şeyin imkansız olduğunu bilebilir'.
Savcılık kovuşturmaya gerek yoktur diye kapatsa bile dosyayı, o dosyanın bir nosu olmalıdır.
Peki bu haber neyin nesiydi o zaman..
Gazete nasıl kullandı, yazı işleri ekibi asıl izin verdi.
Haberi yapan muhabir, kendisine servis edenlere, kaynaklarına 'nerede mobese görüntüsü, nerede savcılık soruşturma numarası' diye sormadı mı?..
Ben bir gazeteci olarak böyle bir haberin nasıl yapıldığından hiç bir şey anlamadım.
Açık söyleyeyim.
Cumhuriyet Başsavcılığı 'net olarak resmi sitesinden açıkladığına' göre..
Ne kendisi ne de başka bir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatı ile böyle bir soruşturma olmadığını açıkladı.
Erdoğan Tok'un ifadeye çağrılmadığını yalanladı.
Adil Öksüz'ün Samsun'dan kaçtığıyla ilgili başsavcılıkça hiç bir soruşturma ya da işlem yapmadıklarını belirttiğine göre;
Aydınlık Gazetesi'nin yaptığı bu asılsız haber, eğer mobese kayıtlarını ve ifade tutanağını ortaya koyamazlarsa tek kelime ile ifade edilebilir..
'Mesleki intihar'..
Zaten haberde iddia edildiği gibi, Adil Öksüz Yeşilyurt limanından kaçırılmış olsa, haberin içeriğinde Yeşilyurt yetkililerinin de ifadeye çağrılmış olduğu yazılmış olmalıydı ki; haberin her noktası zaten birbiriyle çelişiyor.
Şimdi ne olacak peki.
Açık ve net söyleyeyim, dün kimle konuştuysam ve beni arayan herkes zaten, haberi okuyup tek dayanak noktası bulamadıklarından 'bu ne şimdi bu nasıl haber' diye sorduğuna göre;
Aydınlık gazetesi ve bu senaryoyu onlara servis edenler 'amacına ulaşamadığı gibi, kurguyu da oluşturamamış..
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mitinginden bir gün önce yapılması da 'oldukça manidar'..
Kısacası 'Asparagası bile rahmetle aratacak' bir mesnetsiz habere imza atılmış diyebiliriz.
Ayrıca FETÖ'nün bölgesel üssü olduğu bilinen Samsun'daki FETÖ soruşturmalarını sulandırmaya yönelik, çelik çekirdeğin kırılmasını önlemeye yönelik 'hedef şaşırtan alçakça bir senaryo'dan ibaret diye düşünüyorum.
Hepsi çıkacaktır ortaya..
Soruşturmalar, ceza ve tazminat davaları ardı ardına gelecektir.
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı da kurumuna yapılan 'ağır itham'ın peşine düşecektir ve kanun önünde hesabını soracaktır.
Tek kelimeyle 'basının çirkin yüzü'
Paylaş
Aydınlık Gazetesi'nin mesleki intiharı...
Ekleme: 27.03.2017 13:45
Güncelleme: 30.05.2026 21:55