Samsun'un eski Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz'ın milletvekili aday adayı olmasının ardından birçok kişinin benden farklı bir yazı beklediğiyle ilgili eleştiriler alıyorum.
Yazdığım köşenin ve Yılmaz'ın istifasıyla ilgili gazetemizde yaptığımız küçücük haberin internette yayınlanmasından sonra yüzlerce yorum geldi.
Bizzat benim telefonuma gelen mesajlar da, arayanlar da var.
İnanın bunaldım. Herkese tek tek anlatmakta ne mümkün.
O nedenle 'neden eleştirmedim, neden nasıl bir Samsun bıraktı, gitti' yazmadım, okuyucularıma sorumluluk gereği yanıt vermem gerekiyor.
Biri diyor "19 yıllık ben yaptım oldu" zihniyetinden kurtulduk, yazsana;
Bir diğeri diyor ki; Samsun nihayet kurtuldu, yaz kardeşim.
"Geride enkaz bırakıp gitti', diyen de var, 'hakkımı helal etmiyorum' Samsun'a yıllarca kaybettirdi, diyenler de.
Haklılar..
Belediyeyi batırdı 1 katrilyonluk borç bıraktı, her işini yarım bıraktı diyenler, yerine gelecek başkana acıyor.
Bu da bir gerçek..
Tersane vaadiyle kandırılanları hiç yazmıyorum bile...
Hele davalık olanlar. Saathane, Gülsan, sahil yolu, Lojistik Köy çevresindeki vatandaşlar.
Çiftlik AVM..
Yapılmayan köy yolları..
Arazisi ellerinden alınıp, yerine kule dikilen köylüler..
Nereye dokunsan bin ah işit durumu var elbette.
Bunları biliyoruz. Seveni olduğu kadar, bir hayli sevmeyeni olduğunu da görmek mümkün.
Ama O, görev süresi olan 19 yılın 17'sinde yazdık.
Yüzlerce kez yazdık.
Samsun'u bir gün bu şekilde, borç batağında, halkıyla barışık olmadan çekip gideceğini görerek yazdık.
Özellikle 2009'dan sonra Başkan Yılmaz'ın Samsun'a bir şey vermediğini, katkısı olmadığını, AK Parti'nin rüzgarıyla gittiğini, kendi vatandaşıyla proje yapayım derken mahkemelik olduğunu, defalarca yazdım.
Yani beni şimdi eski başkan durumuna düşen Yılmaz'ın aleyhine niçin yazmıyorum diye eleştirenleri 'haklı bulmakla birlikte' meramımı da anlıyorsunuz sanırım.
Bakın, şimdi milletvekili aday adayı durumuna gelen eski Başkan Yılmaz, 'artık eskidir', eskide kalmıştır.
Büyükşehir'in 'duvarında resminden başka izi kalmamıştır'.
Yani şunu niye şöyle yapmıyorsun, deme vakti değildir artık.
Desen de fark etmeyecektir, yetkisizdir.
Belediyeye 'Şuraya çiçek dikelim' diyebilecek bir durumda bile olmayan bir siyasiden söz ediyoruz artık.
Artık yapabileceği bir şey olmadığı gibi, o yıllarca makamında oturduğu belediyeye bile artık bundan böyle 'mevcut başkan uygunsa, randevu ile gidebilecek durumdadır'.
Çünkü istifa etmiştir. Söz ve imza yetkisi 'sıfırdır'.
Bir kez daha aday olamayacağını bildiğinden de milletvekilliği aday adaylığına 'mecburi geçiş yapmıştır'.
Listede yeri var mıdır. Bana göre vardır, olmalıdır.
Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın iki dudağının arasındadır.
Şimdi gitmiş, icraat noktasında olmayan biri için 'bana yaz diyenlere'; Yorumlarımızı yayınlayın diyenlere son kez yanıt vermek istiyorum.
Hiç gerek yok.
Samsun'a bir dönem elinden geldiği kadar katkı vermiştir.
Emek harcamıştır, mesaisini vermiş, bana göre en iyi yaptığı şeylerden biri olan bu kentin reklamını yapmıştır.
İçerde işler iyi gitmese de, davalar havada uçuşsa da; kendi yönetim zihniyetiyle 'bu kent için en azından yapabildiği kadar çabalamıştır'.
Birileri şimdi arkasından bakakalsa da, arkasında ağlayanlar bıraksa da, bize güle güle demek düşer..
Yani kapanmış bir devri konuşacağımıza Samsun önüne bakmalı.
Çünkü bu kent artık kabuğunu kırmalı.
Yerine gelecek başkan 'yol haritasını' belirlemeli.
Ve en önemlisi, bitik bir belediye bütçesiyle 'kaybedilen yıllar' nasıl kazanılacak o tartışılmalı.
Belediye, toplum barıştırılmalı. Davalık projeler 'ortak payda Samsun olarak' çözülmeli.
O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı gibi, Yılmaz'a teşekkür etmek en doğrusu.
Allah yolunu açık etsin..
Herkesten helallik istemiş, onca kez davalık olmama rağmen varsa 'Ben de hakkımı helal ediyorum'..
Belediye Başkanı olarak birçok hizmetini 'ayrıcalıklı bulsam da, beğenmesem de; milletvekili olarak daha çok katkısı olacağına inanlardanım..
Bu kadar.