Türkiye'de FETÖ ile mücadelede son bir kaç aydır, anlam veremediğim bir mücadele şekli gelişti.
Bundan inanın AK Partililer de rahatsız.
AK Parti'nin içine sızmış, bilinen bazı unsurlar, FETÖ ile her türlü ilişkiye girmiş, finans sağlamış, 17-25 Aralık sonrası da ilişkisini sürdürmüş...
Birlikte yemeklere katılmışlar, umrelere gitmişler, ihaleleşmişler, toplu toplu resimler çektirmişler.
Bunlar biliniyor ve devletin arşivlerinde de mevcut.
Nereden biliyoruz; FETÖ soruşturmalarından.
Çünkü şu an hapiste ya da denetimli olarak serbest kalan bir çok FETÖ şüphelisine 'o ilişkiler soruşturmalarda soruldu'.
FETÖ soruşturmalarının içinde yer aldı.
Yani kayıtlara girdi.
Bazıları hakkında dosya bile hazırlandığı 'tahmin ediliyor'..
Ama şu ana kadar özellikle Samsun için söylüyorum, hiç birine dokunulmadı.
16 Nisan referandumu filan derken bayram da bitti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 180 günlük çalışma takviminin içinde 'siyasilere FETÖ soruşturmaları var mı bilmiyorum'.
Ama vatandaşta, AK Parti içinde beklenti 'artık vatandaşa, alttaki kesimlere yapılan operasyonların, yukarılara, siyasilere de' uzanması.
Hatta Valililer kararnamesinin basında yer alan 'Bylockcu valiler' haberlerinin ardından yapılması 'biraz umut ışığı oldu da denilebilir'.
Çünkü basında ismi FETÖ ile ilişkilendirilen isimler de o kararnamede yer aldı.
Ama vatandaş diyor ki, bu bürokratları, eğitimciyi, polis müdürlerini 'atayanlar, referans olanlar' nerede?..
Şimdi aynı soruyu AK Parti'nin 16 Nisan'da ve Anayasa değişikliği sürecinde hep yanında yer alan MHP'de soruyor.
Siyasiler nerede?..
Onlara ne zaman dokunacaksınız.
Soruyu soran bazen Genel Başkan Devlet Bahçeli, bazen de 'Bahçeli'nin kurmayı, grup başkanvekili Erhan Usta..
Usta şimdi bir adım daha attı.
Dedi ki; "Devlet beni çağırsın Samsun'daki FETÖ'cüleri sorsun. Ben söyleyeyim onlara kimler".
Çok önemli bir açıklama.
Bugünden itibaren gündem oluşturacak bir çıkış.
Usta, ustaca vatandaşın adeta tercümanı oldu.
Siyasilere dokunmadan bu mücadelenin anlam kazanması 'adil olduğunun' vatandaşa anlatılması mümkün değil.
Öyle devleti bölmeye ve ele geçirmeye çalışanlar, şu bizim bakkal, öğretmen, gardiyan, doktor, hemşire, bir kaç yüz asker ve polis miydi?..
Onların üst akılları kimdi.
Siyaseten kimler vardı arkasında..
Siyaset olmadan 'yaprağın, bir hizmetlenini bile işe alınmadığı günümüzde', bu FETÖ'cüler mantar gibi kendiliğinden mi bitti.
Dokunun artık. Dokunun ki, 'o niye dışarıda' kuşkusuyla olayları izleyen kamuoyu, 'vicdan muhasebesini' aklı selim yapabilsin..
Aynı zamanda Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Yavuz ve İl Emniyet Müdürü Vedat Yavuz'a da aslında Erhan Usta'dan bir çağrı var.
Devlet beni çağırsın, ben söyleyeyim, Samsun'daki FETÖ'cüler kim diyor.
Soruşturmacılar Başsavcılık ve Emniyet Müdürlüğü olduğuna göre, adrese teslim bir açıklama.
Olmadı, Erhan Usta'nın bu sözünü yeni Samsun Valisi Osman Kaymak'a da hatırlatmak gerekecek.
Çünkü devlete bir siyasi partinin en üst noktasından açık 'çağrı var''..
Önemli.. Devlet merak edip, Usta'dan 'o FETÖ ilişkili bilgileri almalıdır'.
Aksi halde zaten MHP, gittikçe sertleşiyor, bastırıyor.
Siyasiler olmadan, olmaz diyor..
Gün olur meclis kürsüsünden de 'Ben devlet benden istesin, Samsun'dakileri ben anlatayım dedim, çağrıma muhatap bulamadım diyebilir'..
O nedenle Erhan Usta'nın sözlerini önemsiyorum.
Aynı zamanda 'sessiz çoğunluğun sesini duyurduğu için de kutluyorum'..