Paylaş

Bu kentte denizde Angus da keserler, gökyüzünü de yakarlar...

Ekleme: 23.07.2018 21:11 Güncelleme: 30.05.2026 21:55

Samsun'da kumsalın üzerine Yılmaz'lı Büyükşehir Belediyesi, beton sahil yolu yapmaya başladığında 'biz gazete olarak' karşı çıkmıştık. Köşe yazarımız Sadi Subaşı, uyarı yazıları yazdı.  Önce çok tar...

Samsun'da kumsalın üzerine Yılmaz'lı Büyükşehir Belediyesi, beton sahil yolu yapmaya başladığında 'biz gazete olarak' karşı çıkmıştık.
Köşe yazarımız Sadi Subaşı, uyarı yazıları yazdı. 
Önce çok taraftar bulamadık. Sonrasında önce  çevreye duyarlı vatandaşlar sonra STK'lar derken, 'yargı da dur' dedi. 
Sahil katliamının fotoğrafları vatandaştan gelmeye başladı. 
Ama orkestra şefi eksikliğini duyan bu kent öylesine bir kent ki; yıllarca süren aynı yönetim zihniyeti nedeniyle 'yargı kararlarıyla adeta dizayn edilmek zorunda kaldı'.
Türkiye değil, dünyada sahile golf sahası yapan bir 'kentiz diye' alkışlayanlar, bravo filan diyenler oldu. 
Oysa golf sahaları kullanılmayan ormanlık alanlara kırsala yapılır ki, oralar da gelişsin ve korunsun diye. 
Bizde zenginler beyzadeler yorulmasın, araçları taşlı yollara girmesin diye 'burunlarının dibine yapıldı'.
Kırsalı 'golfe alıştıracağız' dediler, köylü çocuğundan geçilmiyor neredeyse 'golf kulübü ve sahası'..
Son olarak Rus blogerleri görmüştüm.
Samsun'u tanıtıyorlarmış!..
Siz hiç Ladikli Mehmet'i, Asarcıklı Osman'ı, Termeli Halil’i gördünüz mü, golf oynarken.. Bırakın ilçeleri Kökçüoğlu’ndan Ali’yi, Balaç’tan Ahmet’i..
Neyse; İşte deniz kenarına golf sahası yapan Samsun, denize sıfır noktaya mahkemelik olmasına rağmen 150 metre yüksekliğinde dev kütle beton otel yaptırınca; geçtiğimiz akşam 'Samsun'u patlama  sesleriyle uyandırdılar'..
Yok yok otelde bir şey olmadı. Sapa sağlam yerinde. 
Hatta 'yıkılıyordu geçtiğimiz gece dillere destan düğünle'. 3 bin 500 konuk vardı.
Otelde Sibel Can sahne aldı. 
Yeşilyurtların torununun düğünü olunca, haliyle Samsun'un enleri de oraya aktı.
Olan dışarıda oldu. Otelin uzağında ama beyzadelerin görsel olarak izlenebilecek yerde. 
Saat 24.00 sıralarıydı. Bir anda patlama sesleri yükseldi. 
Önce yaşlılar yataklarından fırladı.
Sonra henüz yatmamış olanlar balkonlara, camlara çıktı.
KPSS sınavına girecek binlerce öğrenci yatağına yatmıştı çoktan. 
Onlar da fırladılar yataklarından. 
Benim 92 yaşındaki anam çatışma çıktı sanmış. Oğlum dışarıda diye gözyaşı dökmüş. Aradılar da sakinleştirdim.
Ben de dışarıda o patlamaları yaklaşık 15-20 dakika süren gökyüzünü yakan gösteriyi uzaktan izliyordum o  sırada.
O sırada martıların bulunduğum yerin üzerinden kaçtığını gördüm.
Kargalar, güvercinler ve başka kuşlar karanlıkta depremden kaçar gibi kentten uzaklaşıyordu. Kuş sesleri alabildiğine.
Önce ben de ne olduğunu anlamadım.
Saat kaç diye sordum. 24.04 dediklerinde 'yasak değil mi diye sordum yanımdakilere. Biri resmi görevliydi. Saat 22.00'den sonra yasak. Ama bu uzun süre atılmasına zaten izin verilmez. Ancak devlet kutlaması filan olursa, halka açık gösterilerde olabilir. Bu neymiş ki' dedi. 
Sonra telefonlar gelmeye başladı.  Bu ne diye soruyorlardı. O sırada düğüne katılan biri de aradı: "Ben çıktım, bu saatte olur mu, yarın KPSS sınavı var. Aşırıya kaçtı" dedi. 
O zaman anladık ki; Yeşilyurtlar yaptıkları düğünü sonlandırırken, 'Samsun'u ayağa kaldırıp, işte bizim düğün böyle olur demek istemişler'.
Sosyal medyada bizim gazeteden arkadaşlar tepkiyi görmüş. 
Sabah arayanlar tepkilerini devam ettirdiler.
Samsunspor'a destek veren, öğrenciler teknik okul okusun diye okul yaptıran Cemal Yeşilyurt, böyle bir gösteriye nasıl izin verdi onu da anlamadım.
Orada bulunan resmi görevliler nasıl uyarmadı o da ayrı bir konu. 
Otelin sahipleri, düğüne katılanlar da uyarabilirdi.
İlkadım'dan Atakum'dan Canik'ten bilmiyorum belki Tekkeköy'den görülebilecek ve duyulabilecek bir gösteriye ne vardı, neyin gösterisiydi, o da ayrı bir konu. 
Tamam namı diğer Cemal Amca, 'ağadır' anladık da;
Saat 24.00. Gecenin yarısı. Samsun'un yüzde 60'ı yataklarında. 
Dağ başı değil ki burası. 600 bin insanın yaşadığı bir kent.
Dakikalarca evleri sarsmaya, kulakları yormaya, öğrencileri uyandırmaya, hastaları rahatsız etmeye kimin hakkı var.
Kim olursa olsun. 
Abartmasalar müthiş rüya gibi bir düğün olacaktı. Ona yazık oldu. Bıktıran gökyüzünü yakan havai fişek gösterisi düğünün önüne geçti. 
Yazık oldu.

***************************

Angus'u denizde boğazladılar!

Şimdi bu kadar garipliklerin olduğu Samsun'da, Uruguay'dan gemiyle getirilen Angus sığırlar ortalığı kokuttu filan diye dert yandı herkes.
Ben 'hoş geldiniz Anguslar' diye yazdım.. Çünkü ucuz et onların sayesinde yiyorduk.
Ama Anguslarla ilgili macera bitmedi ki;
Çünkü Anguslarla ilgili 'dünyaya önemli görüntüler de verdik.'
Canlı kanlı; evet onu da yaptık inanın.
Samsun'da denize düşen Angus'un, 'mundar olmasın diye bir zabıta botla kıyıya kadar getirmesine rağmen bıçakla boğazını kesti'.
Denizi, mezbahane gibi kullanan zabıta 'aslında böyle bir şekilde kesim yapmaya kalkan kişiye ceza uygulaması gereken resmi görevli'.
Ama o kesti hayvanın boğazını fotoğraf çekenlerin gözünün önünde. 
Kendine göre belki de kahraman oldu. Ama yaptığının farkında bile değil.
Bir hayvanı kurtarmak için 'neler yapıyor Türkiye’de veya başka yerlerde görevliler', bizimki hayatına  kendi eliyle son veriyor. 
Hem de 'mundar olmasın' diye.
Hayvanı değil, etini düşünüyor. 
İşte bazen zihniyet bu. 
Av hayvanını bile kendi vurmayıp, yaralı bulunca yemeyen, doğaya salan bir milletin neferleriyiz aslında.
Ama diyorum ya işte burası Samsun.
Angus'un bir anda denizde, karada, çayırda fark etmez boğazını da kesebilirler..
O yetkiyi bulur kendinde zabıta.
Kendi kararını verir ve uygular. 
Daha neler göreceğiz demeyin.
Samsun'da 'eksik olan ne ona bakın.'
Yoksa 'aklınıza hayalinize gelmeyecek daha neler görürsünüz neler...'

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.