Siyasi iktidarın giderek güçlenen muhaliflerine karşı uygulamaya koyduğu akıl dışı yıldırma politikası ile seçimle gelmiş çok sayıda belediye başkanı ve bürokratları, tutuklu olarak yargılanmaktadır.
Haklarında kesinleşmiş hiçbir mahkeme kararı olmaksızın Silivri Cezaevinde bir yılı aşkın süredir tutuklu yargılanmaları, ülkemiz demokrasisi adına utanç verici bir uygulamadır.
Yalancı tanıklar (Gizli Tanık) yaratılarak onlarca insanı ailesinden ve özgürlüklerinden kopartıldığı günlerde, siyasallaşan yargı aracılığı ile bu kez de Ana Muhalefet Partisi hakkında “Mutlak Butlan” kararı verilmiştir.
Bu karar doğrultusunda Kurultayda kazanarak CHP Genel Başkanlığına ve diğer kurullarına seçilmiş ve YSK’ nın da onaylayarak mazbatalarını verdiği CHP Genel Başkanı ve tüm kurullarının görevleri bir anda sonlandırılmıştır.
CHP Genel Başkanı olarak girdiği 13 genel ve yerel seçimi kaybeden ve son CHP Kurultayında da Sayın Özgür Özel karşısında kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu, “BUTLAN” kararı gibi akıl almaz bir yargı kararı ile CHP’ nin başına getirilmiştir.
Bu yargı kararını kabul etmeyerek son yerel seçimde CHP’ni Türkiye’nin 1. Partisi yapmış olan Sayın Özgür Özel ve yönetimine destek vermek yerine, iktidarın değirmenine su taşıma anlamına gelecek bu görevi kabul etmiştir.
Geçmiş dönemlerde CHP Milletvekilliği ve parti üst kurullarında görev alanların bu yanlışa ortak olmaması beklenirken, üzülerek görüyoruz ki bir kısmının siyasi ihtirası akıllarının önüne geçmiş ve ülkemizin geleceğini karartacak bu darbeye destek vermektedirler.
Bir Samsunlu olarak son kurultay öncesi görev almış olan siyasetçilerimizden beklentim, tabii ki bu ihanete ortak olmamalarıydı.
BUTLAN kararını uygulamak üzere CHP Genel Merkezi’ne yüzlerce polis zoruyla girilmesi, ülkemizin kurtuluşu için CHP’ye umut bağlayanların büyük bir üzüntüsüne ve tepkisine neden olmuştur.
Bu nedenle, ben de o dönem milletvekilimiz ve CHP Genel Sekteri olarak görev yapmış olan ve dostum olarak gördüğüm Sayın Neslihan Hancıoğlu’na 28.05.2026 tarihinde bir mektup gönderdim.
Ancak aradan 4 gün geçmesine rağmen dönüş olmaması üzerine, bu mektubumu tarihe not düşmek adına bu haftaki köşe yazıma taşıyorum.
Ülkemizi yönetenlerin akıl ve vicdanları ile hareket ederek ülkemizi huzura kavuşturmasını diliyorum.
SAYIN NESLİHAN HANCIOĞLU
Neslihan Hanım iyi akşamlar.
Dostlukların güçlenmesi ve küskünlerin barışması için bir fırsat olan, Kurban Bayramınızı kutluyorum.
Size duyduğum sevgi ve saygıdan aldığım cesaretle, size bir şeyler söylemek istiyorum.
Neslihan Hanım,
Siz, CHP’nin Genel Sekreterlik görevi gibi çok değerli bir göreve layık görülmüş ve milletvekilliği de yapmış saygın bir insansınız. Ancak, insanları bu saygınlığı koruyabilmesi için kendisine bu görevleri layık görmüş partisinin siyasi darbeyle yok edilmek istenmesi durumunda da dik durarak, partisine sahip çıkması gerektiğine inanıyorum.
Ben 40 yılı aşkın bir süredir bu partinin içinde yer almış ve bu süreçte de karşılık beklemeksizin hizmet etmiş birisiyim. Tüm seçimlerde Sayın Kılıçdaroğlu’na oy verdim. Son seçimde altılı masayı kurmasına rağmen seçilemeyen ve Kurultayda girdiği Genel Başkanlık seçimini de kaybeden Sayın Kılıçdaroğlu’ndan benim de beklentim, kenara çekilip partinin akıl danışacağı bir “üst akıl” konumuna çekilmesiydi.
Alevilere sempatisi olan birisi olarak, Sayın Kılıçdaroğlu’nun seçilmesi ile Türkiye’de Alevilere karşı yapılan büyük haksızlıkların da giderileceğine inanıyordum.
Ama olmadı, olamadı. Yaşı 80’i aşmış birisi olarak tek derdim, çocuklarımız ve torunlarımızın geleceği ile Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya bulunmasıdır.
Bugün ABD ve onun elçi diye gönderdiği Tom Barrack denen ajan, Demokrasi ile yönetilen bir Türkiye yerine, onlara biat edecek çağ dışı Monarşi Yönetimini önerecek kadar haddini aşmıştır. Onu “İstenmeyen kişi” ilan ederek ülkesine gönderemeyen bir siyasi irade,demokrasimizi yok edecek kararlar almaktadır.
Nitekim şimdi bu Siyasi İrade, kendisini kesin yenecek CHP’ni parçalamak üzere siyasallaştırdığı yargı aracılığı ile “Butlan” Denen bir kurguyu devreye sokmuştur.
Çok üzülerek söylemek isterimki, Sayın Kılıçdaroğlu bunu anında reddederek tarihe geçmek yerine, koltuk hırsı ile kabullenmiştir.
Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarının bu görevi kabul etmesi, AKP’nin koltuğunu sağlamlaştırarak Atatürk’ün kurduğu Laik, Demokratik Hukuk Devletini yok etmesi ve O’nu bu göreve getirenlere hizmet etmek olacaktır.
Neslihan Hanım, gün geçmişten gelen vefa duygunuzla yanlışın yanında yer almak yerine, siz ve arkadaşlarınızın bu yanlışa direnerek bu oyunu bozma günüdür.
Sizden bir büyüğünüz olarak beklentim, bunu yaparak demokrasi tarihine, demokrasi savunucusu olarak geçmenizdir.
Son olarak, bu kurgunun hiçbir başarı şansı olmadığına inanan birisi olarak, sizden demokrasi ve çocuklarımız adına, bu kurgunun içinde olmadığınızı kamuoyuna açıklamanızı rica ediyorum. Aksi halde, sonuçta sizde en az benim kadar üzüleceksiniz.
Her türlü duygusallığı bir yana iterek, aklınızın ve vicdanınızın sesini dinleyeceğinize inanıyorum. Sevgi ve saygılarımla.