Samsun'da sahile sıfır, kıyı kenar çizgisinin üzerine '150 metre yüksekliğinde dev kütle bir otel yapılırken';
Samsun'un doğal sahilinin Atakum sonrası bile 'Kuş Cenneti'ne kadar beton yolla kaplanırken;
Ve...
Mahkemelik Lojistik Köy, tarım arazisine inşa edilirken;
Sessizliğini koruyan, hatta o konularda konuşmamaktan imtina eden çevreci kadın vekilimiz; iş santral konusuna gelince, birden bire 'kükredi'.
Hem de ne kükreme?..
Ne Samsun'da santrale karşı çıkan çevreci bıraktı, ne de 'Bizi kandırdılar diyen AK Partili ve İYİ Partili Büyükşehir Meclis üyeleri.
Hepsine verdi veriştirdi.
Hatta bana göre; Çevrecilerin açıklamalarını haber olarak veren gazetecileri ve basını da hedef aldı?..
Önce 'kulaklarınızı iyi açın dedi'.
Açtık, 'Kaba kulak oldum neredeyse'.
Söylediklerinin altını doldurmasını bekledim.
Anlattıkları 'tatmin etmedi'. Çünkü sonuçta o açıklamayı Çarşamba'da AK Parti İstişare Toplantısı'nda yaptı.
Siyasi bir konuşmaydı daha çok..
Santrale evet diyen meclis üyeleri, 'zarar vermez' diyen belediye başkanları, 'Ne olacak bir santral daha olsa, AK Parti bizim parti öyle karar vermiş' diyen partililer vardı toplantıda sonuçta.
Hani Çarşamba'da santralin yapılacağı yerde vatandaşlara ve çevrecilere konuşsa, anlarım da, 'bizimkiler dedikleri partililere' yaptığı bir konuşma.
Bir sonraki gün belgelerle ortaya çıkar diye düşündüm.
Hatta Samsunlunun milletvekili olarak 'bir toplantı da çevrecilerle' yapar mı aklımdan geçmedi değil.
Yok yapmadı.
Çevreciler, santrale karşı çıkanlar sanırım benim gibi bir bekleme içindeydiler.
Bu açıklamaların 'altı dolacak' diye.
Aradan iki gün geçti, çevreciler çıktı sahaya.
Önce 'CHP ve İYİ Partili Meclis üyeleri için söylediklerine yanıt geldi:
TBMM'deki komşularından..
İYİ Parti Milletvekili Bedri Yaşar ve CHP'li Kemal Zeybek'ten.
"Siz nasıl bir çevrecisiniz? Santrali savunuyorsunuz. Milletin temsilcisi olamazsınız, algı operasyonu yapmayın" dediler.
Sonra Samsun'daki çevreciler.
SAMÇEP Sözcüsü Mehmet Özdağ, "Mavi bayraklı plajlara kanalizasyon akıtılırken ve Şahin dağlarının altın madeni arama çalışmaları kapsamında talan edilirken neredeydiniz. Kimse rol kapmaya çalışmıyor" dedi.
Çarşamba Santrale Hayır Platformu Sözcüsü Hayati Tosun daha ağır eleştirdi.
"Genel Başkan Yardımcısı algı operasyonu yapıyor. Santrale karşı olanları suçlu göstermek, Samsun'a ihanettir".
Yani bir bakıma garip bir şey oldu.
AK Parti'de Çevrecilikten sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olan Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, ilginçtir, çevrecilerle ters düştü.
Ancak olay bununla da kalmadı.
Benim gibi 'kulaklarınızı iyi açın' sözünden yola çıkan bir meslektaşımız, 'Tekkeköy'ün olumsuz hava kalite raporuyla' Karaaslan'a yanıt verdi.
Hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sitesindeki 'verilerle'..
Güzel bir çalışma yapmış, kutlarım meslektaşımı..
Yani diyeceğim şu ki;
Karaaslan, 'kendi sözleriyle', santral koridorunun, ateşli arenasının tam ortasına girdi.
Ben şimdi yine Karaaslan'ın sorduğu gibi sormak istiyorum.
Ne olacak şimdi?..
Hele ki; çevreci olduğunu iddia eden Samsun Milletvekili olarak, kendi seçim bölgesinde çevreci STK'larla, santral karşıtı vatandaşlarla, komşu ilçelerle, o yörenin halkıyla, Çarşambalılarla, böylesi bir fikir ayrılığı içindeyken..
Gerçek mesele ve anlaşılmayan şu aslında..
AK Parti Çevre ve Şehircilikten sorumlu Başkan Yardımcılığı 'görevi' başka..
Çevreci olmak başka.
Bunu ayırt etmek gerekir.
O da zaten 'çevreciyim' demiyor.
'AK Parti'nin çevreci temsilcileri var. O yüzden kimse bizimle çevrecilikte yarışmasın' diyor.
Çok anlamadım ama böyle diyor.
Şahsi görüşüm her türlü 'Yoruma açık'..