Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, mayıs ayında tatil etkisi nedeniyle dış ticaret verilerinde geçici bir yavaşlama yaşandığını belirterek, haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalanacağını söyledi.
Erdoğan, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin ise 23 çeyrektir kesintisiz büyüdüğünü vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK 39. Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'nde ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mayıs ayında dış ticaret verilerinde tatil kaynaklı geçici bir yavaşlama yaşandığını ifade eden Erdoğan, buna rağmen ihracatın ithalatı karşılama oranında artış görüldüğünü söyledi.
HAZİRANDA GÜÇLÜ BİR İVME KAZANACAĞIZ
İhracatın niteliğinde de önemli bir gelişme yaşandığını belirten Erdoğan, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içindeki payının yüzde 44'e ulaştığını kaydetti. Erdoğan, ihracattaki mevcut yavaşlamanın geçici olduğuna işaret ederek, "Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz" dedi.
TÜRKİYE 23 ÇEYREKTİR BÜYÜMEYİ SÜRDÜRÜYOR
Ekonomide büyüme performansının devam ettiğini vurgulayan Erdoğan, küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen Türkiye'nin güçlü seyrini koruduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gelişmiş ülkeler dahil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:
"Malumunuz, ticaret diplomasimizin kamu tarafını Ticaret Bakanlığımız yürütürken özel sektör kanadını temsil etme görevini DEİK üstleniyor. DEİK; 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika’dan Asya’ya, Güney Amerika’dan Kuzey Amerika’ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK’in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk.
DEİK’E HER TÜRLÜ DESTEĞİ VERDİK, VERİYORUZ
Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK’e hükümetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz. Biliyorsunuz bizim dış politika felsefemizin temelinde Hazreti Mevlana’nın pergel metaforu vardır. Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara’ya sıkışıp kalmadığımız gibi dış politikada korkular, düşmanlıklar, önyargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi karşılıklı saygı ve kazan-kazan temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk.
İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık. Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik. Bakınız sadece 2025 yılında şahsen 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdim. 26 zirveye iştirak ettim. Ülkemizde 136 misafiri ağırladık. 84 yurt dışı ve yurt içi görüşme gerçekleştirirken 134 kabul yaptık. Bu yoğun trafiğe yüzlerce telefon görüşmemiz dahil değil. Bunları söylemiyorum. Yani bir yandan yurt içinde il ziyaretleri, açılış törenleri, toplantılar, zirveler vasıtasıyla vatandaşlarımızla kucaklaşırken, eser ve hizmet siyasetimizi aralıksız sürdürürken, diğer yandan da Türkiye’nin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye’yi bölgesel ve küresel anlamda daha güçlü bir aktör haline getirecek hamlelerimize yenilerini eklemeye devam ettik.
DEİK’LE BİRLİKTE YOL YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ
Burada şunu da büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum; gittiğim hemen her yerde DEİK üyelerimizin yatırımlarına tanık oldum. Çalışarak, didinerek kurduğunuz ticaret köprülerini bizzat müşahede ettim. Türkiye’yi ve Türk milletini nasıl başarıyla temsil ettiğinize şahitlik ettim. Ay-yıldızlı al bayrağımızın sadece diplomatik misyonlarımızda değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, different ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten inanın çok ama çok kıvanç duydum. El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye’yi daha önce hiç tecrbe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık. Türkiye’nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK’le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz.
DEİK’imizin kıymetli mensupları, çok değerli kardeşlerim; Türkiye’nin iktidarlarımız döneminde nereden nereye geldiğini sizler zaten çok çok iyi biliyorsunuz. Darbe girişimlerinden ekonomimizi hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar bir başka ülkenin başına gelse yere serecek nice badireyi nasıl alnımızın akıyla atlattığımızın sizler şahisisiniz.
İHRACATTA CUMHURİYET TARİHİNİN REKORU
Türkiye’nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamlar da ortaya koyuyor. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55’ten yüzde 1,07’ye, hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89’dan yüzde 1,31’e çıktı.
YÜKSEK TEKNOLOJİLİ ÜRÜNLERİN PAYI ARTIYOR
Bir diğer başarımız; orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payının artmasıdır. 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta-yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'tan fazla artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır.
Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz. Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatı Ocak-Mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 micron dolar olarak gerçekleşti, Allah’a hamdolsun. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayii ihracatından, aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik.
HAZİRAN AYINDA GÜÇLÜ İVME BEKLENTİSİ
Öte yandan, Mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama yaşandı. Ancak ihracatın ithalatı karşılama oranı yükseldi. Daha da önemlisi orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 44'e ulaştı. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz. Büyüme cephesindeki müspet seyir halen devam ediyor. Gelişmiş ülkeler dahil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz.
KÜRESEL BELİRSİZLİKLERE KARŞI İSTİKRAR VURGUSU
İran savaşının tetiklediği küresel krizin enerji fiyatlarında sebep olduğu şok dalgalarının sakinleşmesiyle birlikte enflasyon tarafında da inşallah umut ettiğimiz oranları yakalamayı temenni ediyoruz. Burada şu gerçeğin altını önemle çizmek istiyorum değerli dostlar; küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı, hükümetlerimiz döneminde 2002'den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı ne kadar çetrefil olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır.
Dahası Türkiye’de iş başında deneyimli, ufuk ve vizyon sahibi, eş güdümü güçlü kadroların bulunması; tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihi bir avantaj kazandırmaktadır. Türkiye siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkanlardan faydalanırken, bakıyorsunuz dünyanın birçok ülkesinde temel sorun; görevde yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükümetler meselesidir. Bizim 70'lerde, 90'larda çok sık yaşadığımız ve 2002 ile beraber çözüme kavuşturduğumuz bu problemle bugün Batılılar yüzleşmektedir.
Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken, biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz. Sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost düşman herkes kabul etmek zorunda kalıyor.
TÜRKİYE’NİN MARKA DEĞERİ YÜKSELİYOR
Türkiye; terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırmaktadır. İş dünyamızın istikrar ve güven ortamının muhafazası noktasındaki hassasiyetini bu bakımdan çok ama çok anlamlı buluyorum. İnşallah hem iktidar hem ittifak olarak bizler de bu iklimin korunması ve güçlendirilmesi için üzerimize düşenleri yapmaya devam edeceğiz."
DEİK 39. Genel Kurulu'nda ekonomik verilere dair değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışında yaşayan girişimcileri ve vatandaşları Türkiye'ye davet etti.
"TÜRKİYE'YE GELİN, TÜRKİYE'YE YERLEŞİN"
Erdoğan açıklamasında "Türkiye’nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamlar da ortaya koyuyor. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı" diyen Erdoğan, "Etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İstanbul Finans Merkezi'ni uluslararası ticaretin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Buradan elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz. Şirketler için çok güçlü teşvikler getiriyoruz. Transit ticareti İstanbul üzerinden sürdüren şirketlere vergi teşvikleri getiriyoruz. Kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek. Uluslararası şirketlerin merkezlerini Türkiye'ye taşımaya çağırıyoruz. Operasyonlarını Türkiye'den yönet avantajlardan yararlan. Yurt dışında yaşayan girişimcilere ve vatandaşlara yeni bir çağrı yapıyoruz. Türkiye'ye gelin, Türkiye'ye yerleşin, büyüme hikayesinin parçası olun. Türkiye'ye yerleşen yabancılar ve yurt dışındaki vatandaşlarımız 20 yıl boyunca vergi ödemeyecek" ifadelerine yer verdi.
Haber Merkezi