Türkiye'nin kaç ilinde benzeri 'kadın şiddeti ve sonuçta cinayetleri' yaşandı hatırlamıyorum bile.
Onlarca kez oldu..
Hepsinin feryatları aynıydı..
*Yetkililere başvuru yaptım, sonuç alamadım.
*Uzaklaştırma verdiler, uzaklaşmadı..
*Şikayet ettim aldıran olmadı.
*Devletten koruma talep ettim.
* Koruma istiyorum dediğimde karşılık bulamadım.
Sonrasına ben de ekleme yapayım..
O işe biz değil Aile ve Sosyal İşler Müdürlüğü bakıyor, sözleri de var.
Sonuçta, daha önce yaşanan bir çok olayın sonunda o feryatlar sustu..
Tehdit edildiğini söyleyen kadın bir daha konuşmadı.
Çünkü; ne yazık ki 'tehdit gerçek oldu' ve kadın cinayeti olarak manşetlere çıktı bir çok kadın.
Şimdi Samsun'da Deniz Ceylan diye bir kadın var.
Mecliste bile gündeme getirildi.
Eski eşinden şiddet gördüğü için gizlendiğini söylüyor. Yaşadıklarını maille, videolarla paylaşıyor.
Dün yine basın mensuplarıyla görüştü ve yaşadıklarını anlattı.
Yetkilere yaptığı başvurularının geri çevrildiğini iddia etti.
Ve son sözünü söyledi:
*Hayati tehlikem olduğuna dair birçok delil sundum. Ancak 'delil olarak daha neyi istiyorlar bilmiyorum. Gönderilen mesajları verdim.
Tabutumu mu delil olarak istiyorsunuz’ diye de sordum, diyor.
Daha ne desin.
Daha nasıl anlatsın ki..
Umarım 'o manşetlere' çıkan kadınlar gibi bir sonu olmaz..
Umarım sesini duyarlar.
Yok, onun da feryatları susarsa, "Kimse biz bilmiyorduk' diyemez..
Çünkü O'nun çığlığını duymamak için 'kulakların tıkalı olması' gerekir..
Samsun Valiliği, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı, Samsun Emniyet Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü, "Deniz Ceylan'ın feryadını duydunuz mu?..
