Depersonalizasyon bozukluğu, kişinin kendisinin gerçek dünyadan kopmuş hissetmesine neden olan bir ruhsal rahatsızlıktır.
Bu durumda birey, sanki kendi kendine yetmeye ya da çevreye yabancılaşmış gibi hissedebilir. "gerçek dışılık" veya "duygusal uyuşma" hissiyle sınırlı bu bozulma, kişinin yaşam düzeyinde ciddi şekilde görülebilir.
BELİRTİLER VE SEBEPLER
Duyarsızlaşma bozukluklarının belirtileri genellikle ortaya çıkar. Kişi, sanki bir rüyanın içinde yaşıyormuş gibi yaşıyor ve özetle her şeyin yapay ya da "Bazen çevremdeki her şey gerçek değilmiş gibi geliyor" şeklinde farklı ifade eden bireyler, bu bozuklukla ilgili en yaygın şikâyetlerden birini dile getirir.
Bozukluğun sebepleri arasında travmatik olaylar, uzun süreli stres ve bazı psikiyatrik rahatsızlıklar yer alabilir. Duyarsızlaşma genellikle başka ruhsal rahatsızlıklarla, özellikle kaygı bozuklukları ve bunların varlığıyla birliktedir.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Depersonalizasyon bozukluğunun tedavisinde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bireysel terapi, özellikle tıbbi davranışçı terapi (BDT) veya hastalık tedavisi etkili olabilir. Terapide, yaşanabilecek gerçekliğin yeniden kazanılmasına yardımcı olunur. "Terapi sürecini yeniden tanıdım" diyen birçok hasta, terapinin uzun süreli fayda sağladığını belirtiyor.
İlaç tedavisi genellikle anksiyete ve ayrılıkların olmadığı rahatsızlıkların tedavisine yönelik olarak kullanılır. Ancak, yalnızca tedavinin kesilmesi; bu nedenle terapi ile birleştirme önerilir.
TEDAVİ SÜRECİ NASIL İŞLER?
Tedavi sürecinde farklılık gösterir. Bunlardan birkaç aydan birkaç tanesini elde edene kadar. Bu süreçte kişinin yaşadığı stres düzeyinin düşürülmesi ve günlük yaşamda daha fazla kalıcılığının sağlanması önemlidir. "Tedavi sürecinde ilerlemek gerekiyor", bireylere zaman tanımalarının yapılması vurgular. Tedavi planı, psikoterapi ve ilacın tedavisini ayırırken, kişinin yaşam kalitesi veya bazı değişikliklerin yapılması önerilir.
Tuğçe Gevşek