OMÜ Hukuk Fakültesi öğrencileri eğitim seviyesinin yıldan yıla düştüğünden yakınıyor, aldıkları eğitimin yetersizliğinden şikayet ediyor. Halk Gazetesi’nde 04 Nisan 2018 Çarşamba günkü ‘HUKUK KATLİAMI SÜRÜYOR’ başlıklı yazımda hakim hatalarına örnek vermiş, hakimlerin yetersizliğine dikkat çekmiştim. Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Hukuk Fakültelerindeki eğitimin yetersizliğini açıklarken ‘Hukuk Fakültelerinde yeterince öğretim üyesi; her fakültede bir profesör yok. Öğrencilerin derslerine avukatlar giriyor. Dersine avukatların girdiği öğrenciler, mezun olur olmaz hakim veya savcı olarak atanıyor’ demişti.
OMÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin feryadını duyun! UNESCO araştırmaları ve yapılan istatistiklere göre öğrenciler eğitim değil; diploma isterken, OMÜ öğrencilerinin eğitim istemesi, taleplerinin mutlaka karşılanmasını gerektiriyor. Sorunun çözümü kadar hatta çözümünden daha önemlidir sorunun tespiti. Birçok sorun hastalık gibi teşhis edilemediği için çözülemez. Öğrenciler sorunu kalite düşüklüğü olarak tespit etmiş, yöneticilerin ne yapması gerektiğini belirlemiş. Bilmeyen öğretemez. Önce bilen öğretim üyeleri yetiştirilmeli, bunun için de liyakat esas alınmalıdır.
İyi eğitilmiş, donatılmış hukukçuların görev aldığı, bağımsız, bağlantısız, tarafsız yargının oluşturulmasının şartlarından biri eğitimin kalitesinin yükseltilmesidir. Eğitim ve yargı trenin rayları gibidir. Nasıl ki tren raysız gitmez, toplumda adaletsiz hayatını sürdüremez. Adaletsiz toplumların geleceği yoktur. ‘Devletin Bekası’nı savunan herkes yargının kalitesini yükseltmek için mücadele etmek zorundadır.
Geçilmeyen yol, köprü, uçulmayan havaalanı, içinde adalet dağıtılmayan saraylar, bu milletin ne ihtiyacı ne de temel ihtiyacıdır. Bu milletin temel ihtiyacı; adalettir ve derme çatma binalarda da sağlanır. Adalet gecikirse adalet olmaktan çıkar. Zamanında yargılanamadığı için suçsuzlar hapis yatarken, suçlular serbest bırakılıyor. Defalarca yazdık; devletin dini adalettir, inançsız yaşanır ancak adaletsiz yaşanmaz. Adalet olmadan ne insan ne devlet yaşar.
Bu öğrenciler adaleti sağlayabilmek, haklının hakkını gözetebilmek ve haksızın cezasını verebilmek için temel hakkı olan kaliteli eğitim istiyor. Bugün adalete ihtiyaç duymayanlar, tarihe geri dönüp bir baksalar adalete herkesin bir gün ihtiyaç duyduğunu göreceklerdir. Her devrin bir sonu vardır, ancak adalet her devir hüküm sürer. Hak gelirse batıl zail olur, ancak gelmezse batıl hüküm sürer; haklı hakkını, haksız cezasını alamaz, dünyada kıyamet bundan kopar.
‘Şeriatın kestiği parmak acımaz’ diyen bir toplum, ‘acımak bir tarafa kangren oluyor’ diyor. Büyük oranda yargı kararlarına saygı duyan bir milletin fertleri de siyasetçileri de hepsi bugün yargı kararlarını eleştiriyorsa bu milletin huzur ve refaha kavuşma ihtimali sıfırdır. Ağır Ceza, Asliye Ceza, Anayasa, Tüketici, Aile Mahkemesi, Sulh Ceza Hakimliği kararları; hiçbiri toplumu tatmin etmiyor. Hiç kimse yargı kararına saygı duymuyor. Haklı, haksız eleştiriyor.
Millet adına karar veren hakimler yeterli olmadıkları için, milletin değil; avukatların hukuksuz taleplerini karşılamak zorunda kalıyor. Teknik rapor, bilirkişi kararlarını mahkeme kararı olarak kabul ediyor. Vatandaşın devlete güveni temelden sarsılıyor. Devletin korumasındaki hakimlerin yanlış kararlar devlet düşmanlığına dönüşüyor. Hukuk eğitimin niceliğinin bir önemi yok, hukukta nicelikten çok daha önemlidir nitelik. Çok hukuk fakültesi yerine az fakülte, az öğrenci iyi eğitilmiş, bilgili hakime ihtiyaç var.