Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Samsun Şube Başkanı Onur Gündüz, 2025-2026 Eğitim-Öğretim Yılı Dönem Sonu Değerlendirme Raporu’nu kamuoyuyla paylaşmak adına Türkiye genelinde eş zamanlı düzenlenen alan eylemlerinde konuştu. Gündüz, mevcut tablonun basit bir bütçe yetersizliği ya da yönetim hatası olmadığını, Türk eğitim sisteminin ekonomik, ideolojik ve kurumsal olarak sistematik bir kuşatma altında olduğunu vurguladı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e meclis kürsüsü ve sendikal alanlardan sert eleştiriler yönelten Gündüz, "Sayın Bakan siz başarı hikayeleri anlatırken biz son dört ayda Fatma Nur Çelik, Ayla Kara ve Irmak Koparan öğretmenlerimizi şiddete kurban vererek toprağa verdik. Bakanlığınız döneminde MESEM kapsamında çalıştırılan en az 19 çocuk yaşamını yitirdi. Okullarda can güvenliği kalmadı" dedi. Toplanan binlerce imzayı "Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim" kampanyasıyla MEB'e teslim ettiklerini duyurdu.

1. EKONOMİK ŞİDDET: PARASIZ EĞİTİM SONA ERİYOR
Anayasal bir hak olan parasız eğitim ilkesinin tasfiye edildiğini ve mali yükün tamamen velilerin sırtına yüklendiğini iddia eden Gündüz, çarpıcı rakamlar paylaştı:
Kayıt Parası Çarkı: Devlet okullarında velilerden "bağış" ve "aidat" adı altında 10 bin TL ile 100 bin TL arasında değişen paralar talep edilmektedir.
Fahiş Eğitim Maliyeti: Bir çocuğun okula hazırlanma maliyeti 65 bin TL'ye dayanmıştır. Kırtasiye ve giyim masrafları tek başına bir asgari ücreti yutmaktadır.
Özel Okul Oranı Patladı: 2002 yılında yüzde 2 olan özel okul oranı yüzde 20’ye çıkmıştır. Her 5 okuldan biri özeldir. Fiyatlar 2 milyon TL'yi aşmışken Bakanın '600 bin liraya da okul var' demesi eğitimin ticarileştiğinin itirafıdır.
OECD ve PISA verilerine göre Türkiye'de her 5 öğrenciden birinin açlık riskiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Gündüz, ücretsiz bir öğün yemek ve temiz su taleplerinin ısrarla görmezden gelindiğini savundu.
2. İDEOLOJİK ŞİDDET: LAİK EĞİTİM TEHDİT ALTINDA
Eğitimin bilimsel temellerden kopartılarak ideolojik bir aygıta dönüştürüldüğünü söyleyen Onur Gündüz, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" ile eleştirel düşüncenin yok edilerek itaatkar bir nesil yetiştirilmek istendiğini öne sürdü.
ÇEDES ve benzeri projelerle okulların, pedagojik formasyonu bulunmayan din görevlilerine ve cemaat bağlantılı dernek/vakıflara açıldığını ifade eden Şube Başkanı, bu uygulamaların Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na ve laiklik ilkesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini vurguladı.

3. KURUMSAL VE YAPISAL ŞİDDET: ÖRGÜN EĞİTİM DIŞINDA 1.5 MİLYON ÇOCUK
Milli Eğitim Bakanlığı'nın kendi verilerinde dahi acı bir gerçeğin yattığını belirten Gündüz, ilkokulda her 100 çocuktan 5'inin, ortaokulda 9'unun, lisede ise 12'sinin eğitim hakkından mahrum kaldığını açıktı. Açık öğretim ve MESEM dahil edildiğinde 1,5 milyona yakın çocuğun örgün eğitim dışında kaldığını bildiren Gündüz, MESEM'in ucuz iş gücü ve çocuk emeği sömürü merkezine dönüştüğünü söyledi.

Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ile unvan ayrımcılığı yaratıldığını, akademi modeliyle öğretmen yetiştirme düzeninin bozulduğunu ve mülakatlarla liyakatin katledildiğini belirten Gündüz, sendika olarak taleplerini şu şekilde sıraladı:
Eğitimde Şiddeti Önleme Kanunu derhal çıkarılmalı, okullara kadrolu güvenlik ve temizlik personeli atanmalıdır.
Her öğrenciye acilen ücretsiz bir öğün okul yemeği sağlanmalıdır.
MESEM uygulamaları durdurulmalı, tarikat ve vakıf protokolleri iptal edilerek Maarif Modeli geri çekilmelidir.
Mülakatlar kaldırılmalı, özel sektör öğretmenlerine taban ücret güvencesi geri verilmelidir.

Doğukan Sırgancı