Samsun'da dün gazetenin aracıyla çıkıp, kenti bir dolaşalım, kalabalık var mı bakalım dedim.
Sanıyorum kimsenin umurunda değil, virüsün bulaşması, Samsun'un en riskli iller arasında olması..
Şaşılacak şey aslında..
Mecidiye öyle bir kalabalıktı ki; Salgın öncesinden daha yoğun..
Çiftlik Caddesi aynı.
Vatandaş işi gücü bırakmış tur atıyor, sohbet ediyor.
Bulvar AVM çevresi de yine aynı şekilde.
Bu soğukta o kadar insan niye çıkmış sokağa, ayaküstü sohbet etmek için neden bu kadar meraklı inanılır gibi değil..
İnsanlar, yasak olmasına rağmen çocuklarını da almışlar, sokaklarda.
Hatta bebek arabalarıyla gezenler var.
Ailece sokaktalar..
Öyle sosyal mesafe filan da yok.
Maskelerin çoğu çenenin hemen altına inmiş aksesuar gibi duruyor.
Gazi Caddesi'nde bile normalin üzerinde kalabalık vardı.
Samsun Valiliği de dün bir çalışma yaptırmış.
Hangi noktalarda yoğun kalabalık var diye.
Bildiğim kadarıyla aynı yerleri tespit etmişler.
Peki nasıl olacak.
Samsun'da pandemi nasıl kontrol altına alınacak.
Ek tedbirler bağıra bağıra geliyorum diyor, o zaman esnafın hali bugün olandan daha kötü olmayacak mı?..
İşi olmayan vatandaşlar neden 'evde kal çağrısına uymuyor'.
Çocukların sokaklarda işi ne?..
65 yaş üstü olanları gördük, maskeyi takmışlar kendilerini kamuflaj etmişler.
Neyin inadı bu.
Hele Saathane Meydanı çevresindeki balıkçıların önündeki o kalabalık topluluklar neden?..
Vaka sayıları artıyor.
Ölümlü vakalar çoğalıyor ama nedense kimsenin umurunda değil.
Tabi ki vatandaş, 'kalabalık kongreler yapılıyor, onlara bir şey olmazsa bize niye olsun' mantığında olabilir.
Samsun'un bazı yerel yetkilileri, yasak filan dinlemiyor, kalabalık gruplar oluşturuyor.
Vatandaş bize 'Niye olsun ki diye düşünebilir'.
Hatta 'koronadan korunalım diye hafta sonralı kalabalık aileler, köylerinde, yazıklarında' bir araya gelmiyor mu?..
O da çok ilginç..
Sağlık Bakanı, Samsun Valisi, "En çok bulaş aile içinde oluyor' demesine rağmen ne yazık ki bu alışkanlıklarımızdan kurtulamıyoruz.
Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize Valileri irtibatta.
Tahminim Sağlık Bakanlığı'ndan 'ek tedbirler için bir talimat bekleniyor'.
Samsun Valisi Zülkif Dağlı'nın nasıl bir uygulama yapacağıyla ilgili çalışma yapıyor, bunu da biliyorum.
Ama her şeyi düşünmek zorunda kaldıklarından 'Kesin ve net çizgilerle' yasak uygulamasına geçmektense, daha çok uyarılarla pandemiyi kontrol altına almaya çalışıyorlar.
Ancak öncelikle yapılması gereken;
Tramvayların kesinlikle sefer sayısının artırılması ve 'kapasitesinin yarısı kadar yolcu alması gerekiyor'.
Hele ki mesai saatlerinde.
Dolmuşlar tıklım tıklım..
Kesinlikle Emniyet Müdürlüğü'nün bu konuda harekete geçmesi ve denetimleri sıklaştırması şart.
Komşu iller ve ilçelerden gelen minibüslerde ve otobüslerde de durum farklı değil.
Çok sıkı denetim gerekiyor.
Samsun'da HES kodu olmayanın evinden bile çıkmaması lazım.
Bunun denetimi nasıl olur, çok zor gibi gözükse de, "Küçük çocuklarıyla dışarı çıkılması kesinlikle önlenmeli'.
Mesela Mecidiye'de yoğunluk o kadar fazla ki, göz göre göre 'bulaş riski artırılıyor'.
Bir yandan işsizlik, bir yandan kapalı iş yerleri; diğer yandan önlenemez bir bulaş durumu var ortada.
Samsun neredeyse 'sıkıştı kaldı bu ikilem arasında'.
Esnaf işyerini açmazsa, gündelik kazanan esnafların durumuna düşecek ve 'muhtaç sayısı artacak'.
İşyerini açmak zorunda olduğundan 'bulaş riskiyle karşı karşıya'..
Herkes ne yapacağını şaşırmış.
Ama öyle ya da böyle.
Bu şekilde virüsün yayılması devam ederse, Samsun'da ek tedbirler kaçınılmazdır.
Çünkü durum her geçen gün daha kötüye gidiyor.
Bunu da herkes görüyor, biliyor ama 'tedbir almamakta direniyor'.
Peki 15 gün kentin kapanması gündeme gelirse ne olacak?..
Bunu düşününce, 'Samsun ekonomisi için ne kadar zor olduğunu hemen anlıyoruz da neden tedbir almıyoruz;
Bunu anlamıyorum işte..

Böyle giderse, evlere kapanırız..
Samsun'da kalabalık ortamlar bitmiyor, bulaş sürekli artıyor. Samsun ve çevre iller için ek tedbirler gündemde.. Vali Dağlı, ekiplerle kent yoğunluğu olan bölgeleri tespit etmek için çalışma yapıyor.

Doç. Dr. Zülkif Dağlı