Dolarda yukarı oynama başlayınca, fırsatçılara gün doğdu.
Zamlı tarifeler, etiketlere hemen yansıdı.
Neredeyse uçuyor rakamlar.
Geçtiğimiz günlerde biri anlatıyor.
Neredeyse her mahallede kurulan marketlerde 'gece mesaisi vardı' diyor.
Yok olamaz, onlar saat 20.00'de en geç kapatmaları lazım dedim.
Anlatan devam etti:
'Zaten kapalıydılar. Ama içeride elemanlar çalışıyordu. Geç saatlere kadar etiketleri değiştirdiler'.
Olay anlaşıldı.
Doların artışını fırsat bilip, zamlı fiyatları yapıştırdılar demek ki ürünlere.
Bunun 'fırsatçılıktan başka adı yok'.
Herkes günü kurtarmayı hesap ederse, bu ülke bu ekonomik kıskaçtan nasıl kurtulacak, anlamış değilim.
ABD'nin yaptığını bir de 'fırsatçı marketler, tüccarlar yaparsa' nasıl kalkacağız bu krizin altından.
O nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dediği gibi..
Fırsatçılara;
Mallarını satmayıp depolara kilitleyenlere;
Her kur artışında anında terekteki malına zam yapmaya çalışanlara karşı, 'tedbir alınmalı'.
Öncelikle devlet tedbir almalı.
Sonra vatandaş olarak biz tepki göstermeliyiz.
Bir gün önceki fiyat ile bir gün sonraki fiyat farkını 'görenler' tepkisini göstermeli.
Ben o günden beri tepki olarak mahalle bakkalıma yöneldim.
Hiç olmazsa onlar ayakta kalsın.
Bu fırsatçılar 'fırsat görmeye dursun'.
Hemen yapıştırırlar etiketlere 'zamlı tarifeyi'..
Belediyelerin zabıtalarına o nedenle çok iş düşüyor.
Serbest piyasa var anladıkta, 'vatandaşı keriz yerine koymaya çalışanlara da' bir yaptırım olmalı.
Kapanış saatinden sonra, kapıları kilitleyip içerde 'etiket değiştirmekle uğraşan' fırsatçılar, bunun bedelini ödemeli.
Her şeyden önce ayıp.
Ne o batan gemiden mal mı kaçırıyorsunuz.
O nedenle Samsun'un siyasilerine, kenti yönetenlere, belediye başkanlarına çok görev düşüyor.
Vatandaşı kazıklamaya kalkanlara göz açtırmayın.
Serbest piyasa diye 'etiket oyunu yapanlara' yasal yaptırım neyse uygulanmalı.
Bu ülkeye ameliyat yapmak isteyenlere karşı 'ülke olarak direnmeliyiz' doğru..
Ancak Samsun'da vatandaşın cebine ameliyat yapmak isteyenlere de 'göz açtırmamalıyız'..