Türkiye'de her şeyin fiyatı öylesine arttı ki; kimse yetişemiyor artık.
Zincir marketler bir hafta öncesinden fiyat verirdi, 'patates bu hafta şu kadar, hafta sonu et fiyatı bu kadar' diye, hepsini kaldırdı.
Artık bir hafta önünü göremiyor kimse.
Hatta bir gün sonrasını.
Anlık zam yapılıyor, anında etiket değişiyor.
Zamlar balık etini dişleyen pirana gibi.
Sürekli koparıyor.
Fileler küçüldü, AK Partili bir vekilin söylediği gibi, tane işi sebze meyve alımları başladı.
Peynir, zeytin gramla.
Hatta alınmadan es geçilen raflar var.
Asgari ücret yeni zammını almadan eridi.
Hem de iş veren nasıl öderim diye kara kara düşünürken.
Kimse mutlu ve gelecekten umutlu değil.
Halkın gündeminden çok uzaklaştı iktidar.
Bu bir gerçek.
Ekonomide verilen kurtuluş mücadelesi olarak da adlandırılsa da;
Dar gelirli böyle bir şeye hazır değildi ki.
Onun kurtuluş mücadelesi mutfaktaki yangın, ev kiraları, tencere nasıl kaynar.
Dün marketten aradı bir tanıdığım.
Şaşkın, ne olacak bu böyle diyor.
Marketlerin umurunda değil. Dolara zam gelince etiketi değiştiriyor.
Bu artık stokçu meselesi değil.
TÜİK'in enflasyon rakamları, gıda enflasyonuyla örtüşmüyor, kendini küçük düşürüyor.
Çünkü vatandaş filesindeki tenceresindeki enflasyonu anlık yaşıyor.
Tarımcı ekmiyor.
Gübre ve ilaç fiyatları almış başını gitmiş.
Un fiyatları ikiye katlanmış.
Tuvalet kağıdı bile uçtu, kitap, gazete okumayan halkım da anladı kağıt fiyatlarının ne hale geldiğini.
Tarım demişken Samsun Büyükşehir Belediyesi de, Bafra'da köylülerin kullandığı tarım arazisine göz dikti.
Hem de sebze meyve hali yapmak için.
Köylü ekmezse o hale ne koyacak, komisyoncu ne satacak farkında bile değil inanın.
Zaten tarımcı tarladan çekilmiş, gelecek yıl 'tarımda yokluk' kapıda, ama bu bile umurlarında değil.
Dediğim gibi halkın gündeminden kopmuşlar.
Millet zamlardan aklını kaçırmak üzere, bizim Büyükşehir Belediye Başkanı 227 milyon liraya 'akıllı şehir' peşinde.
Sosyal belediyecilikten eser yok, Başkan Demir, maliyeti en fazla artmış olan beton, yapımına para harcıyor, ihaleler yapıyor.
Vatandaşa ucuz sebze meyve nasıl sağlarım, üreticiden direk halka ulaştırmanın bir yolu var mı, halkıma nasıl bu zor günde katkı sağlarım, diye bir düşüncesi yok.
Tam gaz betonlaşma, kavşaklar, trafik lambaları, akıllı trafik ceza sistemi, otopark ücretlerine zam, mezar ücretlerine zam gibi konular öncelik sıralamasında.
Mezar ücretlerini bildiğiniz gibi 20 bin liraya yükseltti.
Bizim çok saygı değer 'el kaldıran meclis üyelerimiz de' kabul etti.
AK Partili ve MHP'li meclis üyeleri el ele vermiş, ne gelse önlerine 'el kaldırıyor'.
Samsun halkı ne der düşünmüyorlar bile.
Dediğim gibi iktidar nasıl halkın gündeminden uzaklaşmışsa, yerel de de Büyükşehir ve diğer belediyelerin çoğu aynı şekilde.
Bakın Bafra'da tarımdan soğutulan o köylüleri gün gelir çok ararsınız.
Hal yapılacak yer mi kalmadı?.
Sebze ve meyve hali yapmak güzel bir hizmet ama tarıma darbe vurularak olur mu?.
Konu CİMER'e kadar gitti.
Her yeri ranta çeviren, betonlaştıran zihniyet gün gelir o köylünün ekeceği buğdaya muhtaç olur.
Kendi kendine yeten tarım bu ülkenin tek kurtuluş yoludur.
Ekonomik kurtuluş mücadelesinin yolu da 'çiftçiden geçer'.
Önder Atatürk boşuna dememiş, 'Köylü milletin efendisidir'.
Mutfakta yangın başlayınca, anlayabildik ancak bunu.
Ama bunu bugünden göremiyorsak, Ziraat odalarının 'rekolte düşecek, çiftçi ekmiyor' sözlerini görmezden gelirsek, geleceğimiz çok daha derin tehdit altında demektir.
Şuan yerel yönetimlerin hemen hepsinin, istihdama yönelik, vatandaşın bu süreci kolay atlatmasına destek olabilecek işlerle uğraşması gerekir.
Halen kavşak, kamulaştırma, beton ve zam işleriyle uğraşanlara söylüyorum;
Şuan 'filesinden her gün birşey eksilen vatandaşa' çok itici geliyorsunuz.
Olası bir seçimde, bu yapılanları vatandaşa nasıl anlatacaksınız, asıl onu merak ediyorum.
(44).jpeg)
Bafra'da tarımcıların Büyükşehir isyanı

Başkan Mustafa Demir
(34).jpeg)
Köylüler Demir'i Erdoğan'a şikayet etti