SAMSUN | Hedef Halk Gazetesi Köşe Yazarı Prof. Dr. Bekir Şişman, Merhum Aliya İzzetbegoviç'in 1970 yılında kaleme aldığı İslam Deklarasyonu, İslam coğrafyasının sorunlarına çözüm üretme amacıyla yazılmış bir eserdir. Eser, siyasetten ziyade, medeniyet-İslam ilişkisi üzerinde durarak günümüzde dahi geçerliliğini koruyan çarpıcı tespitler ve öneriler sunar.
İzzetbegoviç, Batılı ülkelerin artık ordularla değil, fikir ve sermayeyle hareket ederek Müslüman toplumları manevi zafiyete ve siyasi bağımlılığa sürüklediğini belirtir. Bu duruma karşı koymak ve İslam toplumlarını bağımlılıktan, geri kalmışlıktan kurtarmak için, İslam düşüncesinin yeniden yapılandırılması gerektiğini savunur. Bu sayede Fas'tan Endonezya'ya uzanan bir İslam birliği oluşturulabileceğini öne sürer.
Bekir Şişman, Batı'nın gücünün moda veya ateizm gibi unsurlardan değil, olağanüstü çalışkanlık, azim, bilgi ve sorumluluk duygusundan kaynaklandığını vurgular. Müslümanların, gelenekle yeniliği birleştirmesi gerektiğini, tıpkı Japonya'nın başardığı gibi, bu sentezin kalkınmanın anahtarı olduğunu ifade eder.
Kur'an Algısı ve Yönetim Biçimi
İzzetbegoviç'e göre, Müslüman toplumların yükselişi her zaman Kur'an'ı kabulle ilişkili olmuştur. Ancak modern çağda Kur'an'ın kanun otoritesini kaybettiğini, özünün yerine biçiminin öne çıktığını ve anlamından arındırılarak sadece bir sese dönüştürüldüğünü eleştirir. Bu durumun, Kur'ansız yaşayamayan ama emirlerine uymaya da takati olmayan Müslüman topluluklar yarattığını belirtir.
Bekir Şişman, İslam'ın değişmeyen ticari, toplumsal ve siyasi bir sistemi olmadığını, ancak insanlar arası ilişkileri belirleyen değişmez prensipleri olduğunu savunur. İslam'ın yönetim biçimine en uygun modelin cumhuriyet olduğunu vurgular ve halifeler dönemindeki uygulamaları örnek gösterir: devlet başkanının seçimle gelmesi, halka karşı sorumlu olması ve sorunların ortak akılla (istişare) çözülmesi.
Ahlak ve Adalet Vurgusu
İzzetbegoviç, "Hedef, Vasıtayı Aklamaz" prensibini de öne çıkarır. Kutsal bir hedefin, değersiz bir vasıtayı kutsal kılmayacağını, aksine değersiz vasıtaların tüm hedefleri değersizleştirebileceğini ifade eder.
Ayrıca, İslam'ın düşmanlara bile adil ve bağışlayıcı olmayı emrettiğini hatırlatarak ahlakın her şeyin üzerinde olduğunu vurgular. İslam'ın ahlaki kriterler dışında hiçbir sınıflandırmayı kabul etmediğini, insanların sadece dürüst veya ahlaksız olarak ayrılabileceğini söyler. Deklarasyonunu ise, sınandıkları zamanlarda Allah'ın rızasını ve milletin onayını akılda tutmaları gerektiği öğüdüyle sonlandırır.
YAZININ TAMAMI LİNKTE
TIKLA OKU | İşte Bekir Şişman'ın "Aliya ve İslâm Deklarasyonu" başlıklı köşe yazısı
Haber Merkezi