SAMSUN | Hedef Halk Gazetesi Köşe Yazarı Sadi Subaşı, Eti Bakır'ın deniz dolgusuna zehirli kimyasalları depolama projesine karşı Samsun'da yaşanan tepkisizliği ve bu durumun kentin geleceği için taşıdığı büyük riskleri dile getiriyor.
Sadi Subaşı, projenin ancak Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi'nin oy birliğiyle aldığı "insan sağlığı ve çevre için büyük riskler yaratacağı" yönündeki kararın ardından gündeme gelmesini bir "ayıp" olarak nitelendiriyor.
Sadi Subaşı, bu durumun sorumlularının başta Samsun milletvekilleri, belediye başkanları ve sivil toplum kuruluşları olduğu vurgulanıyor. Yerel basının konuyu daha önce gündeme getirdiğini ancak göz ardı edildiğini belirten yazar, projenin "atı alan Üsküdar'ı geçmek üzere" olduğunu ve Büyükşehir Belediye Meclisi kararının artık sonuca etki edecek bir hükmü olmadığını ifade ediyor.
CHP Samsun Milletvekili Dr. Murat Çan'ın konuyu TBMM'ye taşımasının tek umut verici girişim olduğunu belirten Sadi Subaşı, Büyükşehir Belediye Meclisi'nin bu tür bir konuda görüş bildirmeyi baştan reddetmesi gerektiğini savunuyor. Siyasi iradenin bu işe onay verdiği ve olumlu ÇED raporunun nasıl verildiği sorulurken, "Samsun’u yöneten ve temsil edenler karşı çıkmadıysa, asıl sorumlu onlardır" deniliyor.
Sadi Subaşı, özellikle yıllarca çevre sorunlarında mücadele vermiş olan CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ ve İlkadım İlçe Başkanı Metin Teletar'ın bu konuya ilk andan itibaren yüksek perdeden "OLAMAZ" diye tepki koymamasını eleştiriyor. TMMOB Samsun örgütlerinin ve Akademik Odalar Birliği'nin suskunluğunu da anlamadığını belirtiyor.
Yazının "ASIL SORUN SAMSUN’UN SAHİPSİZ KENT OLUŞUDUR" başlığı altında, Samsun'a yapılan haksızlıkların temel nedeninin bu sahipsizlik olduğu vurgulanıyor. 1988'de kuruculuğuna önderlik ettiği SAM-SEV'in kuruluş amaçlarının başında "Sahipsiz Samsun’a sahip çıkmak" sloganının geldiğini hatırlatan Sadi Subaşı, aradan geçen 37 yılda bu sloganın ne kadar haklı çıktığını bu olayla birlikte bir kez daha gördüklerini dile getiriyor.
Sadi Subaşı, "Samsun’un hiçbir döneminde, bu kenti gümbür-gümbür her alanda temsil eden milletvekili ve bu kentin “Şehr-i Emini” diyebileceğimiz belediye başkanımız olmamıştır" ifadeleriyle kentin genel sorunlarına dikkat çekiyor. Fuarın kapatılması, teşvik dışında bırakılması, Çarşamba Ovası'ndaki zehirli yatırımlar, sigara fabrikası, şeker fabrikası gibi kayıplar bu sahipsizliğe örnek olarak gösteriliyor.
Son olarak, bu projenin durdurulmasının Samsun adına siyaset yapanlar ve yerel yöneticiler için son şans olduğu vurgulanıyor. Sadi Subaşı, başta AKP milletvekilleri olmak üzere tüm milletvekillerine ve belediye başkanlarına, bu kirli yatırımı engellemeleri gerektiğini, aksi takdirde Samsun Halkı için "yok hükmünde" olacaklarını belirtiyor. Somali'nin çevre felaketleriyle boğuşan geçmişini hatırlatarak, Samsun'un benzer bir kaderi yaşamaması için "Samsun’u seven ve bu kentte yaşamaktan mutlu olan, bu kent için sivil toplum kuruluşlarında görev yaparak kendini kanıtlamış insanları milletvekili ve belediye başkanları yapamadığımız sürece, bu kentin makus talihini değiştirmek olası değildir" diyerek önemli bir çağrıyla yazısını sonlandırıyor.
YAZININ TAMAMI LİNKTE
Haber Merkezi