Seçim öncesi vatandaşın beklentileri farklıydı.
Bazı vatandaşlar, bazı seçim bölgelerinde mevcut belediye başkanlarına kızmıştı, kırgındı..
Kimi telefonuna bakmadığından, kimi gittiği zaman ulaşamadığından, kimi de, "Kafasını kuma soktu bizimle ilgilenmiyor" diye.
Ders verecekti başkana. Bu dersi de 'sandıkta oy vermeyerek, halk tabiriyle sandığa gömerek yapacaktı'..
Zaten AK Parti'de bunu görerek, anketleri inceleyerek, tepki olacak ilçelerde bazı belediye başkanlarını değiştirdi.
Bazılarında doğru karar verdi, bazılarında hata yaptı..
Değiştirdiği belediye başkanlarının yerine doğrusunu mu, tepki almayacak belediye başkan adayı mı getirdi derseniz, durum ortada. 4'ünde evet, 4'ünde hayır..
İsim vermeye gerek var mı?, yok.
Çünkü; AK Parti İl Başkanlığı da 'Kaybetme riskli bulunan ve kritik gördüğü seçim alanlarını' belirlemiş ve çeşitli çalışmalar yapıyor.
Bunu bilmeyen yok.
En az 7 ilçe riskli Samsun'da..
Seçimin 'nabzının atacağı ilçeler' bunlar.
Ancak şöyle bir şey oldu Samsun'da, seçim startının verilmesi öncesi ve sonrasında..
Seçim öncesi 'Sahaya çıktığı zaman sallar' denilen bazı adaylar, 'Başını kuma gömmüş diye görülen mevcut belediye başkanlarında olduğu gibi', seçim startını verdi adeta kafasını gömdü' kuma..
Vatandaşta şaşkın..
Ne proje var ortada, ne de etkili bir çalışma..
Kazanır hissi vermekten uzak bir çalışma çıktı ortaya..
Bazılarının kim ne yaptığını bilmiyor. Üç beş vatandaşla çekilen fotoğraflardan başka bir şey yok.
Ben de hayretler içindeyim..
Şu ana kadar 'Bu ilçeyi yönetemiyorlar' diyen kaç belediye başkan adayı 'nasıl yöneteceğini, bütçeyi nasıl kullanacağını, hangi projeleriyle iddialı olduğunu ortaya koyabildi mi?..
Hal böyle olunca ne oldu anlatalım..
Seçim öncesi yapılan anketlerde mevcut belediye başkanlarının bir kısmının 'tepki oyları' erimeye başladı.
Karşısına çıkan adaya gösterilen ilgi geri çekilmeye başladı.
Anketlerde 'rakamlar farklılaşmaya ibreler ters düz olmaya başladı'..
Varlığını ortaya koyamayan adaylar da 'Kazanamayacak galiba, baksana projesi yok' dedirtmeye başladı.
Geçtiğimiz gün bir aday 'Projeleri yarıştıralım' dedi ben de şaşırdım..
Güzel, gerçekten vatandaş proje bekliyor ama 'Ben şu ana kadar projesinin ne olduğunu bir gazeteci olarak bilmiyorum ki, vatandaş nereden bilsin'..
Uzun lafın kısası..
'Umut verenin bir adım öne çıkacağı yerel seçimlerin son 40 günlük sürecinde' ne zaman öğreneceğiz projeleri diye seçmen de bizler de bekliyoruz..
'Geçmişte şunları yapmıştım' demek tutmaz..
'Ben daha iyi yönetirim' demek yetmez..
'Herkes kazanacak' demek karın doyurmaz..
'İstihdam oluşturacağız' sözleri havada kalır..
'Birlikte yöneteceğiz' demek seçmene bir şey kazandırmaz..
'Sorunları biliyoruz' demek çözümün ne diye sordurur.
O zaman mesele ne?..
Farkın ne olacak, ne katacaksın yaşam kaliteme, soframa, sokağıma sen onu anlat..
Seçmen 'risk satın almaz', üstlenmez..
Seçmen, "İnanmak ister', inanırsa oyunu verir..
Bu da 'hadi toka yapalım' demekle olmaz..
O nedenle diyorum ki; sahada gördüğüm ve anketlere baktığımdan çıkardığım şu;
"İbreler bazıları için 'iniyor', bazıları için 'tekrar yükseliyor'..
İbre yukarıysa, 40 günde 'çok şey değişir.
Umut veremeyen ise 'hızla erir'.
'Hızla çıkıpta' eriyenleri görüyorum..
İşin ilginci 'onlar farkında değil' diye tahmin ediyorum..
'Uyku moduna geçmiş olanlar' olabilir..