Samsun'da son günlerde iki önemli konu yaşadı.
Biri 'gözler önünde, göz göre göre' gelen bir konuyu tartışırken, diğeri 'sessiz sedasız' gündeme bile düşmeden iptal edildi.
İlkinden herkesin haberi var. Çünkü kentin kaderini ilgilendiren bir sorun..
Samsun Havalimanı'nın kapatılması.
Diğeri ise günlerdir uğraşılan, programı hazırlanan, davetiyeleri bastırılan 'Çocuk istismarı farkındalık sempozyumunun' yapılamadan iptali.
İlkinden başlayalım.
Samsun - Çarşamba Havalimanı kapatılacak mı, kapatılmayacak mı, çok önemli bir süreç yaşandı.
Biz gazete yönetimi olarak ilk günden bu yana bu işin peşini bırakmadık. DHMİ yetkililerini sürekli aradık, son durumu öğrenmeye çalıştık. Bu kentin havalimanını kapatmaya çalışanları, ilgisizleri, Samsun'u sahipsiz bırakanları eleştirdik.
Sonuçta DHMİ Genel Müdürü Samsun'a geldi. 8 dakikalık konuşmasında 'çok az kelime vardı bizi ilgilendiren'..
Biri 'kapatıyoruz' demesi.
Diğeri sahipsizliğimizi yüzümüze vurması. 'Çünkü 2012'den bugüne havaalanı pistindeki çökmeyi izlediklerini söyledi'.
Maalesef o gün bir daha anladık ki, Samsun'un üzerinde söz sahibi olanlar 2012'den beri yaşanan bu sorundan bihabermiş.
Samsun Valisi İbrahim Şahin'in de son dakika itirazı elbette, kenti kurtarmaya yetmedi.
Samsun kamuoyunun ikna olmadığını anlamış olmalılar ki, bu kez 'makam büyütüldü' ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan, geldi Samsunlulara 'kapatıyoruz' demeye.
Ne gerek vardı buraya kadar zahmet etti çok anlamadım. Spor Bakanı Çağatay Kılıç ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan ve Milletvekili Fuat Köktaş'ı da yanına alıp, 'kapatıyoruz' dedi.
Genel müdürü Funda Ocak'tan farklı bir şey söylemedi ama 'Ben büyüğüm beni dinlerler' diye düşündü sanırım.
Ama o da 'tatmin edemedi' Samsun'u.
2012'den bugüne niye yapmadınız pisti o zaman sorusuna yanıt bulamadık.
Ancak bir sözüne herkes şaşırdı. "Şartnameye uymayacağım"..
Nasıl olacak bu. Yasal bir şartname değil mi o. Herkes hukuka uyacak o zaman. Aksi düşünülebilir mi?.
Ama Samsun Barosu son noktayı koydu aslında. O şartnameye göre kapatılamaz dedi. Çünkü yüklenici 'yolcu ve hava trafiğini aksatmadan işleri yürütecek. (madde 33 12. sayfadaki haberde içerik yer alıyor)
Başka hukukçulara da sorduk. Dava açılır yürütmesi durdurulur dediler. Kapatırlarsa her türlü olumsuzlukta büyük tazminatlar ödenir, diye eklediler.
Hem bakanlık, hem de yüklenici sorumlu yani. Sonuçta o şartnamenin altında iki tarafın da imzası var.
Şimdi Samsun ve STK'lar ne yapacak 'yargı sürecini' başlatacak mı göreceğiz.
Havalimanımızı kapattırmayalım. Siyasilerimiz madem yetmedi, bunu Samsun başarabilir. Belki o 'Samsuncu bilincini, böylesi şerden, hayırla çıkarabiliriz.
*****************************
O SEMPOZYUM YAPILAMADI
Samsun Çocuk istismarı farkındalık sempozyumu yapılacaktı geçtiğimiz Cuma günü.
Davetiyeden elimize geçmişti ve Cuma günü yapılmayacağını da öğrenmiştim açıkçası.
Çünkü sessiz sedasız iptal edildi o sempozyum.
Hem de kamuoyuna duyurulmadan. Başbakan Danışmanı bile konuşmacıydı programda..
Ancak geçtiğimiz 10 gün önce mecliste bu konu tartışılmaya başladı. Çocuk istismarcılarına verilecek cezaların ertelenmesi ya da hükmün geriye bırakılması söz konusuydu.
Aslında sempozyumun tam zamanıydı.
O tasarı bildiğiniz gibi geri çekildi.. Ama nedendir bilinmez sempozyum da iptal edildi.
Yani Samsun her yıl yaptığı bir programı bu yıl gerçekleştiremedi.
Hatta şu tarihe ertelendi diye bir açıklama da yapılmadı.
Davetiyelerin altında iki imza vardı. Biri Samsun Valisi İbrahim Şahin, diğeri Samsun Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Sırrı Kılıç.
Kamuoyuna duyuru yapılmadan iptali de dikkat çekti.
Siyasi bir baskı mı oldu iddialarına Prof. Dr. Sırrı Kılıç, 'hayır' dedi.
Ankara'dan gelecek konuğun gelemediğinden iptal olduğunu söyledi.
Oysa Başsavcı vekili, OMÜ'den öğretim görevlileri vardı ve programın ağırlık konuları onların üzerindeydi.
Yani her şeye rağmen yapılabilirdi.
Sonuçta kaosa döndü o program. Yapılacak mı yapılmayacak mı Cuma gününe kadar herkes birbirine sordu.
Sonuç mu?..
Ötelenmedi bile. Kökten kaldırıldı.
Yani kısacası burası Samsun. 'Biri 'Kapattık der kapatır', diğeri 'kaldırdık der kaldırır'.
Bu kadar basit.