Samsun'un yılan hikayesine dönen bir Saathane Meydanı projesi var..
Yaklaşık yedi yıldan 8 yıla doğru uzayan bir süreçte.
Proje tamamlanmak bir yana kaç kere revizyona uğradı unuttuk bile..
İlk hali nasıldı, sonra ve nasıl değiştirildi, bunları 'gazetemizi takip edenler hatırlar'.
Patlıcan sokak, Pazar Sokak gibi adında bile ticaret kokusu bulunan tarihi alan 'öncelikle ticaret merkezinden çıkarılarak', tarihi bir cinayete kurban gitti.
Eski Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz'ın bu çalışması karşısında, ticari mülk sahipleri 'Burası Samsun'un ticari kalbi' diyerek dava üstüne dava açtı.
İşte o sıralarda Büyükşehir Belediyesi kanalizasyon çalışması yapıyordu ki; bir de baktı kalenin surları hemen asfalt yolların altında..
Uzaydan gelip de, belediye makamına geçmişler gibi şaşırdılar, önce.
Samsun'un 1192 yıllarına dayanan tarihi biliyorlardı elbette.
Ama onlardan daha önceki zihniyette demek tarihi çok önemsemediğinden, kale surlarının kalıntılarını gömmüştü toprak altına.
Benzer zihniyette kanalizasyon döşeyecekti.
Kaldı ki, kanalizasyon çalışması yapan zihniyet zaten, daha doğudaki surların üzerine 'AK Parti İl Binası'nın da bulunduğu iş merkezinin' yaptırılmasına da sessiz kalmışlardı.
Bunu defalarca yazdık.
Sonra o sur kalıntılarını cam korumaya aldılar. Ama ne yaptılar biliyor musunuz, o kalıntıların olduğu alanı otoparka çevirdiler.
Şimdi diyeceksiniz ki, 31 Mart'ta Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Mustafa Demir'in bu işlerde kusuru ne?..
Onu dün Samsunlu Tarihi, yazar ve Saathane Projesi'nin Yılmaz döneminin danışmanı olan Baki Sarısakal anlattı da, ben biraz daha öncesine gideceğim.
Mustafa Demir, o tarihi kalıntılar kanalizasyon çalışmasında ortaya çıkarıldığında da, tarihi surların üzerine bina yapıldığında da milletvekiliydi.
15 yıl milletvekilliği yaptı. Bir dönemi de Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile geçti.
Yani Samsun'un vekili, kabinenin bir bakanıydı.
O dönem bu işlere ne kadar müdahil oldu, karşı mı çıktı, hiç karışmadı mı, 'işinize bakın' diyerek destekledi mi bilemiyorum.
Ama bugün ne yaptığını görebiliyorum, izliyorum.
Bakın bırakın benim düşüncemi, Samsun'un tarihini yazan Baki Sarısakal'ın söylediklerine kulak verin.
Ne diyor Sarısakal;
"Sur kalıntılarının üzerinden Mustafa Başkan yol geçirdi. Tarihi gömdü. Yusuf Başkanın projesi rafa kalktı. Yapmak istediği kesinlikle bu değildi. Samsun tarihsel olarak çok şey kaybetti'..
Yani Samsun'un kaybettiği tarih adına kime kızsak, kimi eleştirsek şaşkınız açıkçası..
Şimdi ki AK Parti Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz, Belediye Başkanıyken 'Tesadüfen bulsa da, hiç olmazsa tarihi sur kalıntılarını' açığa çıkarıp cam koruma ile 'turizme kazandıracaktı'.
Başkan Demir geldi oturdu koltuğa, 'üzerinden yol geçirdi'.
Tarihimizi yine toprak altına aldı.
Tarihçi yazar Sarısakal'a göre de Yılmaz'ın projesini rafa kaldırdı.
Yılmaz daha önce başkandı, şimdi vekil oldu, Demir daha önce vekildi, şimdi başkanlığı o devraldı.
Değişen bir şey yok.
Surları bina altında bırakanla, toprak altında bırakan isimler farklı olsa da, zihniyet aynı.
Öyle ya da böyle, farklı zamanlarda da olsa, 'Samsun Kalesi'ne bir türlü kavuşamıyor.
Turizme balta üzerine balta vuruluyor.
Samsun Valisi Osman Kaymak, konuyla ilgili soruşturma başlatsa da, bu kentin tarihi değerleri açık alanda ya da 'kapalı depolarda çürüyor, heba oluyor'..
Bakın açık söylüyorum, 'Bu kentin tarihi kimliğine vurulan sekte' Samsun'un geleceğine vurulan bir darbedir.
O nedenle işsizlik bu kentte hat safhadadır..
O nedenle ticareti bitme noktasına gelmiştir.
O nedenle kepenkler tek tek kapanıyor..
Ve bu zihniyet değişmediği sürece, toplum değerlerini korumadığı, yönetenleri sorgulamadığı sürece korkarım; 'sonra gelen de farklı olmayacaktır'.
Çünkü mesele 'zihniyettir'..
Ortak Payda Samsun diyebilmektir..