Yunanistan milletvekili Avrupa Parlamentosunda bayrağımızı yırtma cüretini nereden ve nasıl mı aldı? Ege denizindeki adalarımızı işgal etmesine gerekli cevabı veremediğimizden aldı. Tansu Çiller’in Kardak kayalıklarına asılan bayrak için ‘O bayrak ya inecek, ya inecek’ deyip, gereğini yaptığı gibi yapılsaydı bugün adaları Yunanistan işgal edemez, bayrağımızı da Yunan yakamazdı. Yapılması gerekenler yapılmayınca, yapılmaması gerekenler de yapılınca; içerde ve dışarda her yerde herkes istediğini yapma veya söyleme hakkını kendinde bulur.
Düşeni kaldırmak görevimiz, ancak kendini yere atan için söylenecek tek söz ‘kendi düşen ağlamaz’ olur. Kendi düşerken memleketi de düşürüyorsa öncelik memleketin kurtuluşudur.
MHP Gen Bşk Devlet Bahçeli, 2003 Ağustos’ta 20 zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bakanlar, milletvekilleri, rektörler, generaller, STK yöneticileri 4 bin kişiye 20 sayfalık bir uyarı mektubu yazdı. Mektubun yarısı PKK’nın diğer yarısı Fethullah Gülen’in Hizmet Hareketi; FETÖ/PDY ile ilgiliydi. Her iki yapılanmayla ilgili uyarılar harfiyen başımıza geldi.
Uyarılan hiçbir kurum gereğini yapmadığı, Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök mektubu generallere okutmayıp, iade ettirdiği, Başbakan Erdoğan uyarıların tersini yaptığı için PKK güneydoğuyu Fethullah Gülen Devleti ele geçirdi.
Özkök, ‘Alnı secdeye gidenlerle uğraşmayın, bizi bu işe karıştırmayın’ diyerek, Erdoğan da yasa ve anayasayı değiştirerek, terör örgütleriyle mücadele değil, müzakere yaparak her iki örgütün büyüyüp gelişmesine, devletin gücünü kullanmasına katkı verdi.
2013 Aralık ayında Erdoğan ve TC Devleti’ne yapılan operasyonun altyapısını yine Erdoğan hazırlamış, ancak Bahçeli engellemişti. 15 Temmuz 2016’daki kalkışmanın da en önemli dayanak noktası 2010 Anayasa Referandumundaki değişiklikle yapılan yargı operasyonuydu.
Daha önce gerek ordudaki adaletsiz ihraç ve terfiler, gerek kilit noktalara FETÖ/PDY mensuplarının atanması bağımsız askeri ve sivil yargıdan dönüyordu. Bu referandumla özel yetkilendirmiş yargı mensuplarıyla istenilen en mahrem görevlere istenilenler atandı. TSK’nın kozmik odası bile arandı, ordunun ve istihbaratın NATO dışı yeniden yapılanması ve istihbarat elemanları deşifre edildi. Yine Bahçeli’nin cesur müdahalesiyle T.C. Devleti de Erdoğan da uçurumun eşiğinden döndü.
Erdoğan 2015’te TBMM’de çoğunluğu kaybetti. Biz yazılarımızda belirtsek, açıklasak da yandaşlar kendi yalanlarına inandıkları için böyle bir ihtimali akıllarının ucundan bile geçirmemişti. Panik içinde yargılanmayı beklemeye, kağıt kırpma makineleriyle yolsuzluk evraklarını yok etmeye başladılar. Evraklar yakılınca duman sensörleri çalışıyor, dışarı çıkarılırsa dikkat çektiği sırada Bahçeli, AKP’siz hükümet kurulamayacağını açıkladı ve Ak Parti’yi rahatlattı.
Erdoğan ‘Allah (cc) da milletim de affetsin, çok hata yaptık’ deyince, ‘hatadan dönmek erdemdir’ denildi. Aynı şey yapılarak farklı sonuç beklenilmeyeceğine göre; açılan yaraların sarılması, yıkılan, çöken devletin kurum ve kurullarıyla yeniden tesisi, değişim ve yeniden yapılanmanın sağlanması için Erdoğan yine desteklendi.
Fakat sözde Erdoğan severler, gerçekte ikballeri için milletin istiklalini hiçe sayanlar bir türlü eski alışkanlıklarından vazgeçemedi, akılları eski işbirlikçilerinde kaldı. Erdoğan da beklenen yeniden yapılanma ve değişimi bir türlü sağlayamadı ne camiye ne de kiliseye yaranabildi.
Erdoğan, Suriye ve Libya’da iç savaşı, mısır’da Hüsnü mübarek’in devrilmesini destekledi. Özal gibi; 1 koyup 3 almayı mı planladı bilemiyoruz. Biz o yıllar ‘Esad’ın ayağına sıkan, Türk milletinin şakağına sıkar, Hüsnü Mübarek’i deviren İhvani Müslümin’i yani Muhammed Mursi’yi getirmez, Libya’da Kaddafi’den iyisi bulunmaz’ dedik.
Erdoğan Suriye’de Esad karşıtı ayrılıkçıları destekleyerek Suriye’nin bölünmesine, PKK ve türevlerinin devlete dönüştürülmesine ortam sağladı. ‘Eyyy, Hüsnü Mübarek, öbür dünyaya mı götüreceksin, görevi bırak’ diyerek ABD’ye mısır’da ve Libya’da destek verdi.
Mübarek devrildi ancak yerine Mursi değil; Sisi getirildi, Mursi de Kaddafi gibi öldürüldü. Yani ekonomiden iç ve dış güvenlik politikalarına kadar ulusal çıkarlar korunamadı, dış güçlerin yolu açıldı. Suriye’de Mehmetçik can verdi PKK, Rusya, Esad, ABD, İran kazandı, Türkiye kaybetti. İdlib sürekli bombalanıyor milyona varan yeni sığınmacı akını sınırlarımızı zorluyor.
Lehimize hiçbir anlaşma veya antlaşma yürürlükte değil. Kağıt üstünde Türkiye’nin dediği olurken, sahada başkalarının dediği oluyor. Kağıt üstünde enflasyon, işsizlik düşerken, sahada çıkıyor. Kötü sonuçları doğuran sebepler değişmeden sonuçlar değişmez. Düşüşün sebepleri ortadan kaldırılmadan yükselmek mümkün olmuyor