Mart ayının 16'sından sonra herkes evlere kapanmıştı.
Sokağa çıkma yasakları vardı.
O zaman evlerden çalıştığımızdan telefon trafiği bayağı fazlaydı.
Türkiye'deki vaka sayılarının ve vefat edenlerin rakamlarını duydukça, aradığımız arkadaşlarla şöyle diyorduk;
'Senin çevrende var mı?'..
Yok yanıtı alıyorduk.
O dönem sadece umreden dönenler, yurt dışından gelenler daha çok virüsü taşıyordu ve yakınlarına bulaştırıyordu.
Çevremizde olmamasına ve vaka rakamları daha yüksek görülmesine rağmen 'büroda çalışan 20'yi aşkın arkadaşımızın ve tanıdıklarımızın çevresinde vaka yoktu.
Ama yine de salgında evlerdeydik.
Peki ya şimdi.
Kimi arasam sıkıntı var.
Aradığım bazı kişiler 'karantinadayız 5 gün sonra bitiyor' diye konuşuyor.
Ya da bir kurumda biriyle işimiz olsa, 'Karantinadayız' diyor.
Tanıdığımız kimi arasam bir yakının testinin pozitif çıktığını belirtiyor.
Başka illerde olan benim yakınlarım arasında da testi pozitif çıkanlar var.
Aileleri karantinada.
Haber için arayanlar var, "Ama şu an karantinadayım' diye konuşuyor, başka bir yakınıyla bilgileri gönderiyor.
Tanıdığımız belediye başkanları var.
Tanıdığım sağlıkçılar.
Bildiğim iş dünyasından isimler.
Hukukçular.
Her çevreden testi pozitif çıkan ve ailesiyle karantinada olanlar var.
Peki bu koronavirüs rakamları neden bu kadar düşük.
Bu kadar vaka, bu kadar karantina, bu kadar çevremize kadar girmiş hastalar varken, nasıl oluyor da korona vakaları 'daha da azalıyor'.
Her şey kontrol altında 'rakamlar geriliyor' diye söyleniyor.
Bunun bir izahı olması gerek.
Samsun'un İlkadım bölgesinde vakaların ne kadar fazla olduğunu biliyoruz ama 'neden bu kadar serbestlik, rahatlık var'.
Acaba sürü bağışıklığı denilen sistem mi deneniyor diye aklıma gelmiyor değil.
Düşünsenize Büyükşehir'in hukuk bürosu korona nedeniyle kapalı.
Adliyede kapalı birimler var.
İlkadım ve Atakum Belediyeleri'nde, Kavak'ta, Terme'de, Ayvacık'ta belediye içinden vaka çıktı.
Hastanelerin yoğun bakım kapasitelerindeki doluluk oranı da belli.
Peki rakamlar neden bu kadar az.
Parti ve STK toplantılarına koronavirüs ertelemesi kadar doğal bir şey olamaz.
Çünkü her iş dalında bir çok isim biliyorum ki; ya testi pozitif çıkmış, ya da ailesinde birinde virüs görüldüğü için karantinada.
Yani ne anlatırsanız anlatın.
Bu kadar çevremize girmiş vaka varken, sayının bu şekilde gösterilmesine 'çok anlam veremiyorum'.
Hasta sayısı başka, vaka sayısı başka gibi bir söylem geliştirilse de 'Bu kişiler sonuç olarak yakın çevremizde'.
Ve kimse bana 16 Mart'tan daha geride olduğumuza inandıramaz.
Çünkü bu bilmecenin içinden çıkmak mümkün değil.
Ama gözle görülen bir gerçek var ki;
16 Mart sonrası evlere kapandığımızda 'telefonla konuştuğumuz tanıdık ve yakınlarımızla paylaştığımız', yakın çevrenizde pozitif vaka var mı sözü tarihe karıştı.
Çünkü şu an 'Kime sorsan 10-20 isim sayabiliyor'.
Sosyal medyadan 'benim test sonucum pozitif çıktı' paylaşımları yapılıyor.
Öyleyse 'rakamları bir tarafa bırakıp';
Çok daha dikkatli olmak lazım.
Bana göre, asıl tehlikeli dönemin tam ortasındayız.
Her yerde koronavirüs kol geziyor.
Maske, mesafeye uyalım.
Kucaklaşma, tokalaşma ve toplu ortamlarda oturmayı bırakalım.
Çünkü sürü bağışıklığı olmasa da 'sürüyle vaka ve karantina' her günün gündemi oldu.
TV'de her akşam gösterilen turkuvaz tablo ve rakamlar ne diye sorarsanız;
'O illerden gönderilen rakamların toplamı' diyebilirim.
İşte asıl sorun da o.
İller ne kadar doğru gönderiyor, ne kadar sağlıklı bir veri akışı var bilemem.
Çünkü kimse 'Bizim ilde vaka patladı' demeyeceğine göre;
Tek tedbir yolu, 'bireysel korunma'.
Rakamları unut, aşı bulunana kadar 'en yakınından bile korun, onların sağlığı için kendini koru'.
Tek çare bu.

Samsun'da bir kedi yavrusu sahibiyle birlikte karantinada bulunduğu evde öldü. Sahibinin yardım çağrısına günler sonra İlkadım Belediyesi yetişti ama 'artık çok geçti.'.