Paylaş

Mahalle Muhtarlıkları Kaldırılsın Öylemi!

Demokrasi denildiğinde çoğumuzun aklına büyük seçim sandıkları, milletvekili adayları veya genel seçim kampanyaları gelir. Oysa bir ülkede katılımcı yönetim kültürünün gerçekten ne kadar güçlü olduğunu gösteren en temel terazi, en kılcal damara yani mahalleye ne kadar dokunabildiğinizdir. Son dönemde dönem dönem gündeme gelen "Muhtarlıklar kaldırılmalı mı?" tartışması da tam bu noktada, yerel yönetim bilincimizi ve temsil gücümüzü yeniden sorgulamamıza neden oluyor. Muhtarlık seçimi, vatandaşın...

Demokrasi denildiğinde çoğumuzun aklına büyük seçim sandıkları, milletvekili adayları veya genel seçim kampanyaları gelir. 

Oysa bir ülkede katılımcı yönetim kültürünün gerçekten ne kadar güçlü olduğunu gösteren en temel terazi, en kılcal damara yani mahalleye ne kadar dokunabildiğinizdir.

Son dönemde dönem dönem gündeme gelen "Muhtarlıklar kaldırılmalı mı?" tartışması da tam bu noktada, yerel yönetim bilincimizi ve temsil gücümüzü yeniden sorgulamamıza neden oluyor.

Muhtarlık seçimi, vatandaşın devlete ve yönetime bizzat dâhil olduğu ilk ve en doğrudan kapıdır.

Parti rozetlerinin, büyük siyasi çekişmelerin ötesinde; kapı komşunuzu, mahallenizin çilesini çeken insanı seçtiğiniz bir anlayışın tezahürüdür.

Eğer bir ülkede seçilmişlerle idare edilme kültürünü geliştirmek ve vatandaşın karar mekanizmalarında pay sahibi olmasını istiyorsak, bu yapıyı zayıflatmak değil aksine daha da güçlendirmek gerekir.

Ülkemizde seçime katılım oranının yüksek olmasının en büyük sebebi Muhtar adaylarıdır. Mahalleliyi sandığa getirmek için çok fazla çırpınan onlardır.

Seçimlere katılım oranının yüksekliği bir ülkedeki demokratik olgunluğun simgesidir.

Muhtarlık yarışının getirdiği mahalle ölçeğindeki o samimi rekabet ve heyecan olmasa, oy sandığına giden vatandaş sayısının ne kadar düşeceğini tahmin etmek hiç de zor değil.

İnsanlar kendilerine en yakın buldukları, derdini aracısız anlatabildikleri bir temsilciyi sandıkta görmek isterler.

Dijitalleşen dünyada ikametgâh veya nüfus kâğıdı gibi evrakların internetten alınabiliyor olması, muhtarlığın işlevini kaybettiği anlamına gelmez.

Bürokrasi azaldıkça muhtarın asıl görevi olan mahalleye rehberlik etme, komşuluk hukukunu koruma, ihtiyaç sahibinin elinden tutma ve mahallenin sorununu yerel yönetime taşıma sorumluluğu daha net ortaya çıkmıştır.

Yapılması gereken şey, tarihi geçmişe dayanan bu yapıyı ortadan kaldırmak değil; çağın şartlarına göre yetkilerini güncelleyerek mahalle sakinlerinin yönetime katılımını artıran güçlü birer yerel temsil noktasına dönüştürmektir.

Demokrasiyi büyütmek istiyorsak, ona hayat veren en temel halkaya yani muhtarlık kurumuna sahip çıkmalı ve seçilmişlerle idare kültürümüzü her seviyede derinleştirmeliyiz.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.