Paylaş

Makamın Gölgesinde Kaybolanlar ve Başı Dik Yürüyenler

Ekleme: 24.04.2026 10:00 Güncelleme: 30.05.2026 19:48

Zamanın en amansız terazisi, insanın üzerine giydiği sıfatlar değil, o sıfatlar askıya asıldığında geriye kalan asaletidir. Hayatın her alanında, ama en çok da yerel yönetimlerin ve güç merkezlerinin...

Zamanın en amansız terazisi, insanın üzerine giydiği sıfatlar değil, o sıfatlar askıya asıldığında geriye kalan asaletidir. Hayatın her alanında, ama en çok da yerel yönetimlerin ve güç merkezlerinin koridorlarında sıkça rastlanan o hazin tablo, bugün toplum hafızasında bir kez daha tekerrür ediyor. Bir yanda makamın verdiği geçici rüzgârla yelkenlerini şişiren, etrafına ördüğü o aşılmaz duvarlarla gerçek değerleri dışarıda tutan ekipler, diğer yanda ise sadece liyakati ve karakteriyle toplumun kalbinde yer açmış, dışlanmış ama asla eksilmemiş şahsiyetler.

​Bir liderin etrafını saran guruhun, kendi varlığını koruma içgüdüsüyle sergilediği o meşhur savunma mekanizması, aslında en büyük ihaneti o lidere ve hizmet ettiği topluma yapar. Kendinden daha yetenekliyi, toplumda daha çok karşılığı olanı ve dürüstlüğüyle parlayanı bir tehdit olarak algılayan bu çevreler, sahte bir sadakat zırhı kuşanarak gerçek değerlerin kapı eşiğinden geçmesine engel olurlar. Oysa dışarıda tutulanlar, o gün o kapalı kapıların ardındakilerden çok daha kıymetli, çok daha birikimli ve bu halkın nezdinde çok daha sahici bir yere sahiptirler. O an için bir grubun kararıyla saf dışı bırakılmak, aslında toplumsal bir tescilin, onurlu bir yalnızlığın ilk adımıdır.

​Gün gelip de o makamların ışıkları söndüğünde, koltuklar el değiştirdiğinde ve o şatafatlı ekip ruhu tarihin tozlu raflarına, hatta çöplüğüne doğru hızla yuvarlandığında manzara netleşir. Bir zamanlar kapısında el pençe durulanların bugün selamı dahi alınmazken, vaktiyle ekibin istemediği o tek başına kalmış değerler, bugün toplumun içinde alınları açık, başları dik bir şekilde yürümeye devam ediyorlar. Çünkü onların gücü bir grubun onayından değil, halkın rızasından ve kendi sarsılmaz duruşlarından geliyor. Selamı sabahı kesilenlerin aksine, onlar her köşe başında bir gönül kapısının kendilerine açık olduğunu bilmenin huzuruyla ilerliyorlar. Sonuç her zaman aynıdır; gölgeye sığınanlar güneş battığında yok olur, kendi ışığıyla yananlar ise karanlıkta bile yolunu aydınlatır.

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.