İzliyorsunuzdur; Türk- İş Kavşağında bir beton kütle her geçen gün yükseliyor.
AVM yapılıyor.
Köşe başında, görsel kirlilik şöyle bir yana dursun, güzelim Atakum İlçesi'nin Siluetini bozan bir inşaat..
Görüntü desen ilçeye yakışmıyor, yapıldığı yere baksan 'şehircilik açısından bir cinayet' gibi..
Güzelim Atakum sahiline 'beton kütleleri sıralatan, yetmedi kamu binalarını bile taşıyan zihniyetin' ürünü bunların hepsi.
Kaldı ki; o alan açısından 'benim de şahsen yüreğimi sızlatan bir görüntüdür'.
O AVM'nin yapıldığı yerin ana caddesine bakan kısmında, dubleks ve 100 metrekareden fazla bahçesi olan evde altı yıldan fazla oturdum.
Alman Kurdu Efe isimli köpeğimi o evde büyüttüm.
Arkadaşımın eviydi ve çok alıştığımdan 2006 yılında ev almayı düşündüğümden, 'o oturduğum evi satın almak istedim'.
Arkadaşım Hüseyin, 'Babamındır, satarım elbette ama burası sosyal donatı alanı. Evi böyle kullanırsın, çivi bile çakamazsın inşaat yapamazsın ileride dedi.
Adem Bektaş Belediye Başkanıydı ve kendisine sordum.
O da aynı şeyi söyledi. Arkasındaki, yanındaki alanlarla birlikte kültür ve sosyal donatı alanı olduğunu, sosyal tesislerin yapılabileceğini, imara açık olmadığını söyledi.
Vazgeçtim ve şimdi oturduğum evi aldım.
Daha sonra Metin Burma Başkan oldu ve o ev hep aklımda kaldı.
Sonra gün geldi ona da sordum. Alanın kullanımının değişme durumu var mı, evi satın alırsam, daha sonra bahçe içinde bir ev yapabilir miyim diye?..
Çünkü çok severek oturduğum evi her gün önünden gelip geçerken görüyordum.
Olmaz, değiştirilemez. Büyükşehir ve Atakum Belediyesi'nin planlarında böyle dedi Başkan Burma.
Daha sonra İshak Taşçı Belediye Başkanlığı'na seçildi. Bir gün o çok sevdiğim evin, yanındakilerin, arkasındaki bir inşaat firmasının deposunun olduğu alanların yıkılmaya başlandığını gördüm.
Sonra bir dev kütle yükselmeye başladı orada.
Eski Başkan Taşçı o zaman görevde. Sordum; 'Büyükşehir revizyon planını değiştirdi' gibi bir şeyler anlattı.
Ama öğrendiğim kadarıyla Atakum Belediye Meclisi'nde kültür ve sosyal donatı alanından, ticari alana çevrildiğini öğrendim.
Zaten Büyükşehir ve davalının yanında müdahil olarak Atakum Belediyesi de 'açılan davanın içinde' yer alıyor.
O zaman çok farklı iddialar gündeme geldi, Büyükşehir ve Atakum Belediyesi arasında 'mekik dokumalar' anlatıldı ama sonuçta ortaya çıkan durum bu.
Orası 'Kültür ve sosyal donatı alanından çıkarıldı ve ticari alana çevrildi.
AVM inşaatı da yargıya taşındı.
Değişmez denilen 'sosyal donatı ve Kültür Merkezi alanı', nasıl ticaret alanına dönüştürüldü, kimler istedi, nasıl ikna edildiler, neden sosyal donatı alanından vazgeçildi, Büyükşehir ve Atakum'da kimler bu işe olur dedi, neden dedi soru çok.
Belediye yönetimleri kamu yarınını gözetiyorsa, kamu yararı bunun neresinde anlamak zor. Açıklanmaya muhtaç bir soru.
Ama en önemli soru şu?..
O beton kütleye izin verenlerin gerçekten vicdanı rahat mı?. Bugün çıkıp evet doğru bir iş yaptık diyebilirler mi?..
Ama diyeceksiniz ki bu ilk mi?..
Elbette değil.
DSİ'nin kamp olarak kullandığı şu an Büyükşehir Kültür ve Sanat Merkezi'nin bulundu alanda kaç kez piknik yapmıştır bu yazıyı okuyanlar acaba..
Tam bir 'akciğerdi'..
Şehrin içinde 'vaha' gibiydi..
Ne oldu peki?..
Büyükşehir Belediyesi orasını da 'Bölge Parkı' yapılmak üzere aldı.
Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, sonuçta 'Beton kütleyi yerleştirdi, akciğerin ortasına'..
Türk-iş kavşağının köşesinde beton kütleye izin veren zihniyet neyse, DSİ kamp bahçesinin ağaçlarla dolu akciğerine betonu saplayan zihniyetle, Lojistik Köyü tarım arazisine yapan, sahilin dibine 150 metrelik otelin yapılmasına imkan sağlayan, sahil yoluna betondan yol yapan zihniyet aynı.
Çok şükür 'bu zihniyetlerden' Samsun kurtuldu kurtulmasına da geriye ne kaldı ona bakmak lazım.
'Beton kütleler'.
Devam eden davalar..
Ve betonun hakim olduğu sahil kenti Atakum, kumsalların yok olduğu bir sahil yolu'.
Zararın neresinden dönersek kardır diyeceğiz demesine de, olan Samsun'un doğal yapısının katledilmesine yol açıyor.
Yargıya 'teşekkür mü edelim', niye bu kadar geç kaldınız mı diyelim, çok zor soru.
Ama "Geç kalan adalet, amacına ulaşmıyor" tek gerçek bu maalesef..
Çünkü 'o koltuklarda şimdi, bu kentin geleceği için rahatlıkla, düşünmeden karar verenler ve bu duruma getirenler artık oturmuyor'.
Onlar ermiş muradına, 'biz yaşayalım betonla' diyebileceğimiz bir kent var elimizde.
Geçmiş olsun..
(Not: AVM'nin yargı sürecinin takipçisi olacağız. Ama dava dosyasını görünce, Atakum'un geleceği beni gerçekten ürkütmeye başladı. Nedenini 'önümüzdeki günlerde açıklayacağım)..