Bir önceki yazıda albümlerin yok oluşundan bahsetmiştim. Diyelim ki hala inat eden, derdi olan bir sanatçı çıktı (mesela Motive gibi) ve bir "konsept albüm" yaptı. İşte tam bu noktada, bilinçsiz dinleyici devreye giriyor ve o korkunç tuşa basıyor: Shuffle (Karışık Çal).
Bir prodüktör veya sanatçı, albümdeki şarkı sıralamasını yaparken (Tracklisting) günlerini, bazen haftalarını harcar. 1. şarkının bitişindeki o melodi, 2. şarkının girişine hazırlıktır. 5. şarkıdaki hüzün, 6. şarkıdaki öfkeye zemin hazırlar. O sıralama, albümün senaryosudur.
Filmi Ortasından İzler Misiniz?
Bir albümü karışık dinlemek, bir filmin sahnelerini rastgele izlemekle aynı şeydir. Düşünün; filmin finalini başta, girişini ortada izliyorsunuz. Ne hissedersiniz? Hiçbir şey. Duygu bütünlüğü parçalanır, hikaye ölür.
Müzik sadece "arkada çalsın" diye yapılan bir gürültü değildir. O albümün bir girişi (Intro), ara geçişleri (Skit/Interlude) ve bir finali (Outro) vardır.
Siz "Karışık Çal"a bastığınızda, sanatçının size kurduğu o atmosferi elinizle yıkıyorsunuz. Bir Skit'in ardından gelmesi gereken o patlayıcı beat yerine, alakasız bir slow şarkı geldiğinde tüm büyü bozuluyor.
Eğer bir sanatçıya ve emeğine gerçekten saygı duyuyorsanız, lütfen o albümü en azından bir kez, sanatçının kurguladığı sırayla, 1'den sona kadar dinleyin. İnanın, o zaman şarkılar size bambaşka şeyler anlatacak.