Paylaş

O rektörün 1 hafta sonra bile ‘istifası geç’tir

Ekleme: 12.04.2018 08:24 Güncelleme: 30.05.2026 21:55

Geçtiğimiz perşembe günü Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğretim görevlisi Volkan Bayar'ın "kanlı katliamı' Türkiye'nin kanını dondurmuştu adeta.Aralarında husumet bulunan meslek...

Geçtiğimiz perşembe günü Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğretim görevlisi Volkan Bayar'ın "kanlı katliamı' Türkiye'nin kanını dondurmuştu adeta.

Aralarında husumet bulunan meslektaşlarından 4'ünü öldürmüş, 3'nü de yaralamıştı.

Ölenler arasında dekan yardımcısı da bulunuyordu. Eğer odlarında olsaydı, muhtemelen Dekan ile bir bayan öğretim üyesi de 'hedefteydi'.

Bunları kendileri canlı yayında söyledi.

Ve o kanlı olayın yaşandığı Osmangazi Üniversitesi'nin Rektörü Hasan Gönen, durdu, durdu hakkındaki iddiaların kesilmeyeceğini görünce, hem yanıt verdi, hem de dün istifa etti.

Bana göre 'bir gün bile kalması fazlaydı. Böylesine kanlı bir olayın yaşandığı üniversitede, hiç bir öngörüsü olmayan, konunun bu noktaya gelebileceğiyle ilgili 'bir fikir  yürütemeyen' rektörün ne işi var o makamda.

Ortada o kadar çok iddia var ki; Rektör Gönen, halen o iddiaların gerçek dışı olup olmadığıyla ilgileniyor. Gerçek ya da dışı getirdiği noktayı nasıl göremedi 'onunla ilgili tek yorumu' yok.  

Neden böylesi noktaya geldi olay, neden önlem alınmadı. Aralarında husumet olan kişiler neden 'mercek altına alınmadı'.

O silah, nasıl girdi bir bilim yuvasına.

Elinde silahla nasıl oda oda dolaştı.

Soru çok. Cevapları Rektörün istifasından sonra yapılacak soruşturma sonrasında ortaya çıkarılacaktır elbette.

Yani durum bu kadar vahim.

Ama asıl vahim olan, Osman Gazi Üniversitesi'ne bakıp, üniversitelerdeki yönetimlerinden, güvenlik zaaflarından, yönetemediklerinden, işlerin arap saçına dönmesinden, vizyonunu, misyonunu kaybettiklerinden ders almayanlardır.

Bu her kurum için geçerli ama üniversite gibi 'eğitim ve bilim kurumlarında' ortaya çıkması çok düşündürücü.

Nedeni çok açık aslında.

Görevi kimin yapacağına değil, rektörlerin 'kime yakınsalar ona görev verdiği' bir durum var ortada.

Liyakat sınıfta kalmış, ahbap çavuş ilişkisi almış başını gitmiş.

Bakın dikkat edin; isim vermiyorum ama bir çok üniversitelerin dekanlarına, yardımcılarına, MYO'larına, aklınıza gelen birimlerin  yöneticilerini irdeleyin;

"Uzmanlığı ile başında bulunduğu eğitim kurumu" ne alaka dersiniz, çoğu kez.

Örnek mi? Bir çok var. Adam ziraatçı,  MYO'ların başında. Spor Bilimleri'nin başında.

Bildiğiniz üniversiteleri inceleyin bakın. Rektör yardımcılarından, MYO'lara, Fakültelere, dekanlara.

Sonra ne mi oluyor.

Ahbap çavuş ilişkisi yukarıdan başlıyor, alta doğru iniyor.

Yukarı mutlu, altta kazan kaynıyor. Gerginlik hat safhada.

Kaynayan kazanı 'o konuyla alakasız yönetici' fark etmiyor bile.

Dilekçe üzerinden yürüyor her şey. Gözler, kulaklar kapalı.

Sonuç mu?..

Allah korusun..

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.