Dün de yazdım, bugün devam edelim. Çünkü işin Milli Eğitim Müdürlüğü kısmı da önemli.
Önce, CHP İl Başkanı Tufan Akcagöz, AK Partili siyasileri 'Okulda referandum propagandası yaptığı için' Cumhuriyet Savcılığı'na şikayet ettiğini açıkladı.
Sonra bildiğiniz gibi CHP'nin avukat olan il başkanı kendisi aynı duruma düştü.
Okulda propaganda yaptı.
Dün de AK Parti İl Başkanı Muharrem Göksel, CHP'li Akcagöz hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
Yani sonuçta her iki parti de okulların sınıflarına siyaseti soktuğunu kabul ediyor.
Peki dün de sordum, yine soruyorum.
Bu okulların yetkilileri, sorumluları nerede?..
Okullara siyasiler 'kendiliğinden mi giriyor'?.
O ilçelerin Milli Eğitim Müdürü'nden, okul idaresinden izin almadan, elini kolunu sallayarak, okulun içine nasıl girebiliyor.
Bu soruların yanıtını dün gün boyu bekledim.
Milli eğitimden bir açıklama gelir diye düşündüm.
Gelmedi.
Okullarda siyasiler cirit atıyor ama Milli Eğitim'in yetkilileri 'Bunları kim soktu, kim izin verdi propagandaya' kamuoyunu iki satırlık yazıyla bilgilendirmiyor.
İşin ilginci 'sınıflarda öyle manzaralar var ki evlere şenlik'.
Yazı tahtasında 'evet de yazıyor', hoş geldiniz de yazıyor.
Yani yazı tahtasına, sınıfına, hatta sıralarına kadar siyaset okulun içine sokulmuş.
Diyeceksiniz ki şimdi, 'kim izin verdi bilmiyoruz, araştırıyoruz'.
Aman kabak 'okul bekçisinin başına patlamasın da'..
Öyle olacaksa, sorumu geri aldım, bilmiş olun.
Ev kadınlarının, bakkalın telefonlarında bile çıkan bylock uygulamasına, siyasilerin o güzelim akıllı telefonlarında rastlanmadığı bu ortamda, 'okul bekçisi birinci derecede' seçim yasaklarını ihlal ettiren şüpheli çıkmasın da..!
Ben sormaktan vazgeçtim..
Kalsın..