Samsun öyle bir dönemden geçiyor ki;
Adeta geleceği masaya yatırılmış ve birileri bu halk için ‘umursuzca, sorumsuzca’ kararlar alıyor.
Bildiğiniz gibi; Eti Bakır 170 bin metrekare deniz doldurulacak, amonyak ve sülfürik asit depolayacak ve Çevre Bakanlığı bunun için Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden görüş istedi.
Normal olan ne?
Bu ve benzeri tesislerden bu kent çok çekti. Özellikle Tekkeköy’de kanser vakaları arttı. Samsun’un sonu olacak bu tesisi ‘istemiyoruz ve ret ediyoruz’ denilmesi gerekir değil mi?
Kısa ve net.
Halk istemiyor.
Samsun’a katma değeri yüksek kirletmeyecek yatırımlar isteniliyor denilmeli.
Hatta buna tüm etkili siyasiler, meclis üyeleri de bu kenti düşünüyorsa; bu riski ve tepkiyi görüş olarak Çevre Bakanlığı’na iletmek için baskı oluşturması gerekir değil mi?
Hem de haykıra haykıra.
Tüm Samsun’u arkana alarak.
İktidarı, muhalefeti birlikte cesurca.
Peki ne oldu?
Chery’i, Baykar’ı, MKE’nin yatırımlarını beklerken, çıka çıka zehir depoları çıktı kentin gündemine.
Bizim SBB Meclisi de şöyle yaptı.
‘Sakıncaları konuştu, zararları neler olabilir’ bunları anlattı görüş yazısına ama ‘İstemiyoruz. Görüşümüz olumsuzdur’ diye net bir ifade koymadı/koyamadı.
CHP ısrar etti yine olmadı.
Olmayan görüş kararına da ‘evet’ dediler, inanılır gibi değil.
Hatta hemen hepsi aynı anlama geliyor diyerek, geçiştirdiler.
Aslında yapılması gereken, ‘görüşümüz olumsuzdur, istemiyoruz’ diyerek nedenleri sıralamaları gerekirken, sakıncaları yazıp ‘evet’ dediler.
O görüşün ne anlama geldiğini ve tavsiyeden ibaret olduğunu ‘deniz doldururken ve depolar yapılırken’ hepimiz göreceğiz.
CHP Grup Başkanvekili Atila Tekcan, “Çok ısrar ettim ama görüşümüz olumsuz sözünü koymadılar” dedi.
Şaka gibi değil mi?
Bizi temsil edenlerin geldiği noktaya bakın.
Olay aslında ne biliyor musunuz?
Siyasetin dili, vicdanını kaybettiğinde, "risk" kelimesi "rant"a dönüşür.
Tıpkı Meclis Başkanvekili Nihat Soğuk’un "Her canlı ölümü tadacaktır" sözü gibi.
Bu söz acımasız gerçeğin itirafıdır.
Ölümü normalleştiren bir zihniyet, halk sağlığını nasıl önemsesin?
Ama daha da önemlisi var.
“Bu asit tesisleri kanser vakalarını artırır” sözü üzerine “HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR” diyebilen, bilimsellikten uzak bir zihniyetin, SBB’nin Meclis Başkan Vekilliği’nde işi ne?
Hatta yıllardır orada ne yapıyor?
Samsun halkını temsil eden birinin bu yaklaşımı nasıl kabul edilebilir?
Büyükşehir Meclisi, ‘halk sağlığını’ ilgilendiren kritik konuların tartışıldığı yerdir; dini söylemlerin bilimsel gerçeklere siper edildiği bir platform değil! Ve olamaz da.
Nihat Soğuk tam olarak bunu yapmaya çalıştı.
Gitsin onu camide vaazda anlatsın, tam yeri.
Ama bu sözü söylediği yerin Büyükşehir Meclisi ve konunun insan sağlığı olduğunun farkında mı acaba?
Kaldı ki CHP’li Tekcan’ın “sürünerek ölmek istemiyoruz” sözüne karşılık olarak “benden önce ölürsen gelir sana dua okurum” demesi, lakaytlığın ötesinde; SBB Meclisi’nin konusundan çok uzaktır.
O nedenle çok uzun süredir, nedenini anlayamadığım ‘vazgeçilmez, değişmez bir isim olan Nihat Soğuk’un artık ‘mental yorgunluk’ yaşadığını düşünüyorum ve bunu her haliyle de gösteriyor.
Şahsi görüşüm, Samsun’a bu zihniyetle artık katkısı olacağı da düşünülemez, düşünen varsa da bu sözlerinden sonrada kamu vicdanı kabul etmez.
Zaten SBB Başkanı Halit Doğan’ın da ‘Samsun’un geleceğini’ ilgilendiren böyle önemli oturumlara ‘bizzat başkanlık’ yapmalı ve net tavrını ortaya koymalıdır.
Halk, ‘gerçekleri’ duymak, şehri emanet ettiği kişinin bu olaylara bakışını bilmek ister.
Kaldı ki; ben de şahsen merak ediyorum.
Bu tesislere bakışı nedir?
Aynı zamanda Samsun milletvekilleri iktidar veya muhalefet fark etmez, görüşleri nedir?
Bu arada "Biz sadece Çevre Bakanlığı'na görüş ilettik" diyenler, aslında "Biz bu işin ortağı değiliz" demeye getiriyor ama ‘niye hayır, istemiyoruz, görüşümüz olumsuzdur’ diye nihai notu düşmediler karara soruma halen yanıt alamadığımı da belirtmek isterim.
Söylenmesi gereken net;
"Samsun bu zehri istemiyor" diyecektiniz, diyemediniz?
Siyasi irade, halkın nefesinden çok, şirketin yatırımını düşünürse, bu kabul edilemez.
Kaldı ki o deniz dolgusuna taş tedariki nereden yapılacak, nasıl olacak ayrıca takipçisi olacağız.
Bakalım kimler o zehir depolarının yapımına katkı verecek Samsun bunu da merak ediyor.
Buradan Samsunlulara sesleniyorum,
Unutmayın, bugün o deniz doldurulursa, yarın asit depoları yapılır, 1 milyon litrelik sülfirik asit, evlerimize, havamıza zehir olarak akar.
Kanser ve hava kirliliğinden ölümü tadacak olan ise, meclis koltuklarında oturanlar değil; yarınlarımız, çocuklarınız, denizleriniz, geleceğiniz olacak.
Ve asıl skandal, bu gerçeği şimdi görmeyenlerin değil, görüp de hayır diyemeyenlerin geç kalınmış pişmanlıkları olacaktır.
Bu işin vebali de var, unutmayın.
Ölümü Tatmak...
Hazır
Giriş: 14.07.2025 10:00
Güncelleme: 30.05.2026 19:40
Samsun öyle bir dönemden geçiyor ki;
Adeta geleceği masaya yatırılmış ve birileri bu halk için ‘umursuzca, sorumsuzca’ kararlar alıyor.
Bildiğiniz gibi; Eti Bakır 170 bin metrekare deniz doldurulaca...