Adını Samsun'un kurtuluş kenti olmasından alan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öncelikle hepimizin 'markası'.
Atatürk'ün kurtuluş meşalesini yaktığı bu kent, OMÜ gibi bir eğitim kurumuyla taçlandırılmıştır.
Ancak kim ne derse desin, kim aksini savunursa savunsun, istediğimiz, beklediğimiz, arzuladığımız seviyeye bir türlü ulaşamadı.
Daha önce Tıp Fakültesi'nde yaptığı organ nakli ameliyatlarıyla yaygın basına taşıdığımız, uluslararası çalışmalarıyla isminden söz ettiren öğretim üyelerinden çok uzak şimdilerde.
Prof. Dr. Mehmet Sağlam'ın rektörlüğü dönemini de bilirim, Naci Gürses, Osman Çakır dönemini de, sonrasını da..
YÖK Başkanı çıkarmış bir üniversite OMÜ..
Herkesin gözünün üzerinde olduğu bir üniversite konumundan geldiği nokta, 'bilimden uzak gündemleri' çok iç açıcı değil, bunu kabul etmek gerekir.
Etmezsek zaten 'reçetesini' bulmakta mümkün değil.
15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası neredeyse 'içi boşaldı OMÜ'nün.
Baş döndüren gözaltılardan, tuvaletlere atılan FETÖ elebaşı cd'lerine kadar, neler yaşadı neler.
Dün OMÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Mehmet Kuran aradı ve 'OMÜ'nün bilim dışındaki gündemlerle anılmasından duyduğu rahatsızlığı' dile getirdi.
Haklı da. Ama ortada bir yanlış varsa, Atatürk figürünün logodan çıkarılması gibi bir girişim varsa, 'Markamız OMÜ'ye hep birlikte sahip çıkacağız'.
Bundan doğal hiçbir şey olamaz.
Kaldı ki, Rektör Yardımcısı Kuran da 'Gazetenizden öğrendik' dedi.
OMÜ Rektörü Sait Bilgiç'in kesinlikle bir art niyeti olduğunu, gizli bir ajandaya sahip olduğunu hiç düşünmedim.
Samimiyetinden, geçmişte çok uygulanmayan, herkesin fikrine açık katılımcı yönetim anlayışından da hiç kuşkum yok.
Ancak Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı da, zaten 'Logo konusunda hata yaptık' diyerek, Atatürkçülüğümü tartışmam sözleriyle olaya da son noktayı koydu.
Mesele bir yerleşke içindeki kopukluktur.
O kopukluk, fakülte rektörlük birimleri arasında yaşanabilecek zafiyet başka nelere yol açabilir, düşünmek bile istemiyorum.
Kaldı ki, '15 Temmuz öncesinin izleri, 15 Temmuz sonrası' OMÜ'yü ne hale getirmiştir.
O nedenle amacımız, bağcıyı dövmek değil, OMÜ'yü hak ettiği yere getirmek için Sait hoca ve yönetimine 'basın yoluyla göremediklerini göstermek, olabilecekleri önlemek amacıyla' katkı vermektir.
Şimdi Rektör Bilgiç ve yönetiminden beklenen şudur..
OMÜ'yü eski günlerine kavuşturmak.
Organ nakli ameliyatlarında yine iddialı olmak, Tıp Fakültesi'nin 'sağlıklı bir ortama dönüştürülmesi', bölgeye hizmet eden bir sağlık kuruluşu haline getirmesidir.
Diğer fakültelerin ve öğretim üyelerinin 'Türkiye ölçeğinde bilimsel araştırmalarını' yaygın ve yabancı basında görmek en çok bizleri mutlu eder.
Yani OMÜ hepimizin markası.
Ve o nedenle 'logosuna kadar' her yönüyle korumalıyız.
Mehmet Kuran beye de söyledim. Kamuoyuna da duyurmak isterim..
'Kimsenin kirli oyununa da alet olmayız'..
Olmadıkta. Sonuç ortada.