Metal yorgunluğu mu desek, yoksa 'sağlıklı bir üniversite hastanesi oluşturmakta becerememe mi desek' artık, sözler yetersiz kalıyor.
Doktorlarını 'Özel hastanelere' kaptıran OMÜ TIP Fakültesi'nde 'sadece asistan sıkıntısı mı var sanki'..
Bakımsızlık almış başını gidiyor.
Hem servislerde, hem banyo ve tuvaletlerinde..
Bundan bir yıl önce annemi yatırdığımda, tedavisi sürerken, bazı doktorlar kendileri söylemişlerdi.
Enfeksiyon çok var, ortam steril değil, yeni servisler açılıyor ama daha süresi var. İsterseniz annenizin tedavisini özel hastanede yaptırın diye..
Sonra alıp özel hastaneye götürdük, tedavisi de orada sürdü.
Yine 5 yaşında bir çocuk babası 38 yaşında bir yakınım OMÜ'de tedavi altına alındı bir kaç hafta önce.
Değişen hiç bir şey yok.
Daha önceki Başhekim Mustafa Bekir Selçuk döneminde, bir dizi yenilenme, hummalı bir çalışma yapılmıştı ama 'Rektör Sait Bilgiç'in göreve gelmesinden önce, Başhekim Selçuk da, rektör adayı olmak için istifa etmişti.
Çok mu zor bilmiyorum.
Ama iş bilen, takip eden yöneticilerle oluyor bu işler.
Örnek ve isim yapmış hastaneler o nedenle 'olmuyor'.. Yönetenleriyle..
Makam odasına kapanıp, 'kafasını kumdan çıkaramayan, iş içinde boğulan' yöneticiler, nasıl servislere hakim olabilecek ki..
Hastamızı yaklaşık 20 gün önce, yürüyerek getirdiğimiz OMÜ TIP Fakültesi'nde şimdi kendinde değil..
Yoğun bakımda..
Ordu'da da hastalığı ciddiydi ve 'Burada daha iyi tedavi olabilir' diye getirdik ama 'aile burada bir de zatüre de olmuş galiba' dedi.
Bilinci de kapalı...
Yoğun bakımdaki hekime sordum, 'Evet zatüre gibi görülen bir bölge var ama tam teşhis koyamadık' dedi.
Anladım da, nasıl konulmuyor o teşhis; işiniz ne ki. Uzman mı yok, yoksa ilgi mi?..
O konuya 'olayın seyriyle, hastanın son durumuyla tekrar döneceğiz ilerleyen günlerde' ama daha da önemlisi var.
Aile 'Buradan oğlumuzu götürmek istiyoruz' diyerek, tam teşekküllü ambulans aramaya başlayınca, işin rengi de değişti..
Perişan aileyi görünce, 'Başhekime durumu aktaralım, nedir hastanın son durumu' diye Başhekimliğe gittim ama gördüğüm tablo 'aslında olanları ve olacakları' gösterdi.
Başhekim Prof. Dr. Recep Sancak meşgul, hem de sürekli meşgul..
Derdini anlatman, sorunu olana zaman ayırması 'mümkün değil'..
Her vatandaş, sorularına yanıt bulamadığında derdini anlatacak, bir makam bulabilmeli ama 'gazeteci olarak bile' ulaşmak zor Başhekim Sancak'a..
Biraz beklesin dediği yerde 'sanırım ağaç olmamı bekliyordu' ama adeta duvar olan kapıyı görünce beklemedim elbette..
Telefonumu verdim çıktım..
Saatler geçti, dönmedi Başhekim Sancak.
Döneceğini de sanmıyorum...
'Onun gazeteci ne soracak diye merak ettiğini' bile sanmıyorum..
Çünkü not götüren kişi, "Sorun neydi diye bile sorma gereği duymadı'..
Doğru bilgiyi, farklı birimlerdeki öğretim görevlilerinin ilgililere sorup öğrenmesiyle alabildik..
Sonra da sağ olsunlar yoğun bakım hekimlerinden 'rutin anlatımlar'..
Ve şimdi OMÜ Rektörü Sait Bilgiç'e sormak istiyorum..
Ne zaman düzelecek Tıp Fakültesi'nin 'bu sıkıntıları'..
Ne zaman steril servisler oluşturulacak..
Ne zaman 'başhekimlerin kapısı' hasta yakınlarının da sorunlarını dinleyebilecek ve çözüm bulabilecek bir 'makam' olacak.
Ne zaman, ne zaman..
Şimdi gelinen noktada..
Diyecek bir şey yok..
Hastanın ailesi için 'sözün bittiği nokta olmasın' diye dua ediyoruz..
Allah yardımcısı olsun..
Paylaş
OMÜ Tıp Fakültesi 'ne zaman düzelecek'...
Ekleme: 11.09.2018 18:47
Güncelleme: 30.05.2026 21:55