Bu kent öyle günler geçiriyor ki; sporda tek markası olan Samsunspor 'çırpınıyor adeta bataktan kurtulmak için'.
Geçmiş yıllarda teşvikler verilirken, Samsun devre dışı kaldı ve yeni yatırımları kaybetti.
Yetmedi Samsun'un firmaları teşvikli Amasya'ya, Çorum'a, Ordu'ya kaçtı..
Bir çok firmasını bu şekilde kaybetti, küçüldükçe küçüldü, zamanla da 'bölge ticaret üssü olma özelliğini' yitirdi.
Fuarını kaybetti, kimliğinden oldu. Kurtuluş kenti kendini kurtaramaz hale geldi.
Çaresiz, bitkin, hasta bir il görünümünde yardıma muhtaç, 'koca bir köye dönüştük' adeta.
Şimdi de 'Bölgenin abisi' diye hava atan, Samsun'un havaalanı kapatılacak ve çevresindeki küçük il ve ilçelerin havalimanlarına muhtaç hale getirilmek isteniyor.
Ne yapabiliriz, çökmüş pist, tehdit oluşturuyor diyenler sadece, bu sorumluluktan kaçanlardır unutmayın.
Pist çökmüşse göreceksin, zemin hatalıysa bileceksin, bildirecekler, pist tehlike oluşturuyorsa, Samsun bunu DHMİ Genel Müdürü'nden duymayacak kendi yöneticilerinden, siyasilerinden duyacak.
Bir ilin sorumlusu olmak için, söz sahibi olmak için 'çaresiz kalmayacaksın' asla.
Çare üreten, arayan, çözüm bulan siz olmalısınız.
O zaman bu kent üzerinde söz sahibi olabilirsin, o zaman bu kent size minnet duyar. O zaman bu kentin 'vekili, yöneticisi olmayı hak edebilirsin.
Peki şimdi geldiğimiz durum ne?.
İçler acısı. 2012'den beri izlenen bir pist çöküşü var. İzleme Samsun'dan değil, DHMİ'nin genel müdürlüğünden.
Kimilerine göre 10 yıldır süren bir sorun. Pilotlar daha önce uyarmış.
Vekiller çaresiz kalmış. DHMİ Genel Müdürü Funda Ocak geldi, yaklaşık sekiz dakikalık açıklamasıyla 'kötü talihimizi anlattı' ve ikinci pist şimdi olmaz deyip gitti.
Bizim siyasilerimiz 'o süre içinde sanki her şeyi bizimle birlikte duymuş gibi' sessiz kaldı. Tek açıklama yok. Çiğdem Karaaslan'ın bu tadilatı da niye hizmetmiş gibi anlattığını hiç anlamadım.
Kendisinden de açıklama gelmedi.
Ne yani tadilat yapılmayacaktı da, uçak, pistteki göçük 22 santimi aştıktan sonra Allah korusun uçağın yere inmesiyle kaza mı olması beklenecekti.
Bir kere şuna açıklık getirelim. Bu hizmet değil, zorunlu bir tadilattır.
İlgisizliğin sonucu zorunlu hale gelmiş bir onarımdan başka bir şey değildir. Tamamen DHMİ'nin programındaki bir çalışmadır.
Kimse bunu hizmet diye anlatmasın. Komik kaçar. Zaten komik olurken çok ta acı oldu. Samsun faturasını ödeyecek.
Samsunlu ekonomisine bir darbe daha olacak.
Gelelim şimdi gelinen noktaya.
İnşallah hayırlı bir haber alırız, kapatma olmayacaktır demek istiyorum..
Çünkü Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan''ın Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'la gelmesi sanırım 'bu konudaki son tur'.
Ya kapanacak, ya da 'başka yerlerde olabildiği gibi kapatmadan tadilat kararı verilecek'.
Bir kez ya gerçekten bir kez. Bu kent için işler iyi gitse,, istediğini alabilse, Türkiye'de örnek gösterilebilecek b.ir çalışmayla kapatmadan tadilat gerçekleştirilebilse, belki makus talihini yenecek.
Çok umutlu değilim aslına bakarsanız.
Vali İbrahim Şahin'in bastıracağına inanıyorum. Bakan Kılıç'ta kapatılırsa nasıl bir sorun olacağını tahmin ediyor o da bastıracaktır.
Kapatmadan onarım dışındaki tüm 'ağzımıza bal sürmeler', ikinci pist sözleri, bu kente bugün için çare değildir.
Onların hepsi çaresizliktir.
O nedenle Samsun bugün bir bakıma kaderine sahip çıkmak için çabalayacak.
Ne kadar çabalayacak, nasıl sonuç alacak bilemiyorum..
Umarım yanılırım.
Umarım Bakan Arslan, "Kapatmıyoruz. Samsun gibi bir kentin havaalanın kapatılması düşünülemez. Bu kentin önemini bildiğimiz için bu nedenle bu açıklamayı yapmaya geldim der"..
Keşke.
Samsun minnettar olur.
Tüm siyasi ve yöneticilerimize de 'teşekkür ederiz'..
Bir şeylerin değiştiğine inanmak istiyorum.
En azından bu kez. Halen uçakların inip kalkabildiği bir havaalanımız varken, kapısına 3 ay kapalıyız diye tabela asmadan..
Yani bugün 'son fırsat' Samsun.