Paylaş

Samsun'dan ses çıkmıyor, 'Belki Bakan Soylu'dan çıkar.. 

Ekleme: 01.02.2021 20:16 Güncelleme: 30.05.2026 21:55

Başka bir şehirde olsaydı, hele ki, muhalefetin bir belediyesinde yaşansaydı böyle rüşvet operasyonu;Samsun gündemden düşmezdi.  Bakın Samsun'u gördünüz mü, diye başlayacak 'yolsuzluk açıklamaları'...

Başka bir şehirde olsaydı, hele ki, muhalefetin bir belediyesinde yaşansaydı böyle rüşvet operasyonu;Samsun gündemden düşmezdi. 

Bakın Samsun'u gördünüz mü, diye başlayacak 'yolsuzluk açıklamaları' eksik olur muydu acaba Türkiye gündeminde.

Gerçi Samsun çoğunlukta olumsuz olaylarıyla hep gündemde de 'Büyükşehir Belediyesi'nde yaşanan bir olay 'sanki olağanmış gibi, biz şikayet ettik söylemleriyle' sessizliğe büründü. 

Bakın benzeri bir olay geçtiğimiz yıl Yalova Belediyesi'nde yaşanmıştı ve ardı arkası, önü nasıl araştırılmıştı hatırlamak gerekir. 

Peki o olay neydi?..

CHP'li Yalova Belediyesi’nde, muhasebe bölümünde çalışan ve yüklü miktarda parayı zimmetine geçirip ortadan kaybolan Reşat E.'nin Denizli’de yakalanmasının ardından soruşturma genişletilmiş, Belediye Başkan Yardımcısı Halit Güleç'in de aralarında bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Güleç tutuklandı. 

Sonrasında ise tutuklu sayısı 18 kişiye çıktı. 

Hatta soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski Belediye Başkan Yardımcısı Halit Güleç’in sekreteri S.K ve belediyede şoför olarak görev yapan A.I, F.V ve Ö.G gözaltına alındı.

Peki başka ne olmuştu;CHP'li Belediye Başkanı Vefa Salman da İçişleri Bakanlığı tarafından  görevinden uzaklaştırıldı.

Sonuçta, Salman’ın görevden uzaklaştırılmasının ardından belediye meclisinde yapılan seçimle AK Parti'ye geçti. 

AK Partili meclis üyesi Mustafa Tutuk Yalova’nın geçici belediye başkanı seçildi.

Tuluk iyi niyetli bir açıklama yaptı sonrasında: "Ben geçici olarak göreve geldim, umarım arkadaşlarımız aklanır' dedi.

Evet aklanmak ya da 'suçlu bulunmak' aslında mesele bu. 

Adalete güveneceğiz. 

O nedenle bir kamu kurumunda yolsuzluk gibi bir iddia varsa, bu işin önü arkası, başka birileri var mı incelenmeli, sorumluları bulunmalı.

Kimler ak, kimler kara ortaya çıkarılmalı. 
Yandaşları varsa tek tek tespit edilmeli.

Kamu vicdanı da böylece rahatlatılmalı. 
Kaldı ki, aynı kişinin görev yaptığı Terme Belediyesi'nde de işçilerin bağışlarının zimmete geçirildiği iddiası var.

Yani işin hem önü var, hem de arkası. 
Araştırılmaya muhtaç. Tek başına mıydı, başka kimler ona yardımcı oldu, nasıl bu görevlere getirildi, sorumluları kimler, hepsi masaya yatırılmalı. 

Mevcut yönetimin 'Belediyeye kayıt dışı giriş olmuş iddiası' inanılmaz bir olay ki; kim almış, ne yapmış bakılmalı.

Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan o paraların tek tek hesabı sorulmalı. 

Sonuçta, aklanacak aklanır, ama suçu olanlar da 'devletin, işçinin parasına göz koyanlar da yargı önünde hesabını verir. 

Kaldı ki; İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılan Yalova Belediye Başkanı Salman'ın da ilginç bir iddiası vardı. 

"Hırsızı biz ortaya çıkardık, ama biz suçlu olduk. Hırsızı bulan, ortaya çıkartan biziz' diyor. Buna da yargı karar verecektir..

Samsun'da da Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, kendisinin, muhtar işleri müdürlüğünden alıp, göreve getirdiği rüşvetten tutuklanan daire başkanı için 'biz şikayetçi olduk' demişti. 
Yani o da rüşvetçiyi ben ortaya çıkardım iddiasında'..

Samsun'daki dosyada gizlilik kararı olduğu için 'neler yapıldığıyla ilgili çok paylaşılan bilgi yok' elbette şu an için. 
Belki de 'önü ardı, arkası araştırılıyor da olabilir'.

Terme Belediyesi'ndeki zimmet iddiası da soruşturuluyor ve dosyaya eklenmiş olabilir.

Ama tüm bunlar var ya da yok kabul edelim de, başka önemli bir eksik yok mu sizce de?..

Samsun'daki iddialar için İçişleri Bakanlığı soruşturması var mı yok mu niye bilmiyoruz.Hem de önümüzde Yalova Belediyesi örneği varken..

İşte o eksikliğin olup olmadığını geçtiğimiz gün öğrenebilmek için CHP PM Üyesi ve Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlu, harekete geçti. 

Bence de kamuoyu adına, şeffaf yönetim adına önemli bir adım attı. Hancıoğlu, Samsun Büyükşehir Belediyesi'ndeki rüşvet olayını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun cevaplaması istemiyle hazırladığı bir önergeyle TBMM gündemine taşıdı. 

Ve sordu;Rüşvet almakla suçlanan ve halen tutuklu bulunan Samsun Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanı Bahattin K.'nın hem son görevi, hem de önceki dönemde görev yaptığı belediyelerdeki iş ve işlemleri hakkında Mülkiye Teftiş Kurulu'nca yürütülen bir soruşturma var mıdır?.. 

Sadece Samsun'u değil, Terme Belediyesi’ndeki işçi bağışlarından zimmet iddiasını da sordu Hancıoğlu.Ve bugüne kadar konuyla ilgili bir gelişme kamuoyuna yansıtılmamıştır, dedi. Varsa hangi aşamadadır? Yoksa, neden bu işlem  gerçekleştirilmemektedir?" diye de ekledi.

Şimdi İçişleri Bakanı Soylu'nun bu konudaki yanıtı merakla bekleniyor. Bakalım ne çıkacak..

Daha önce de İYİ Parti Milletvekili Erhan Usta, basın aracılığıyla Soylu'ya çağrıda bulunmuştu, ama bir sonuç ve açıklama gelmedi.

Bu kez TBMM'de konu. 

Millet, artık 'Milletin meclisinden bir yanıt bekliyor'..

Gözler artık Bakan Soylu'da

CHP Milletvekili Hancıoğlu, Samsun Büyükşehir Belediyesi'ndeki rüşvet olayını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun cevaplaması istemiyle hazırladığı bir önergeyle TBMM gündemine taşıdı. 

CHP'li Yalova Belediye Başkanı Salman, belediyesinde ortaya çıkan yolsuzluk skandalı sonrası görevinden alınmıştı. 

Rüşvetten tutuklanan daire başkanını AK Partili Başkan Mustafa Demir, göreve getirmişti. 

**************************************

PARAN YOKSA 
DOĞURAMAZSIN BİLE

Geçtiğimiz gün bir vatandaş aradı..

"Şu özel hastaneler yok mu dedi, paran yoksa ameliyatını yapmazlar, doğum anı gelmiş bebeğin, ve sancı çeken eşini bile umursamazlar" dedi.

Baktım ki; olayı sonundan anlatmaya başladı, çok hırslanmış anladım. 

Tane tane anlatmasını istedim. Dedi ki, eşim hamileydi. 

Pandemi devlet hastanelerine gitmekten çekindik ve özel bir hastanede doktor ile doğum öncesini takip ettik.

Ama o doktor bebeğimizin doğumuna yakın korona kapınca, ortada kaldık.

Eşimin doğum sancıları başlayınca, başka bir özel hastaneye gittik. 

Sezaryen doğum dediler. Tamam dedim ve her şey dahil beş bin küsur liraya bir paket önerdiler, kabul ettim. 

Biz eşimizin yatışı ve acilen sezaryen olacağını beklerken, hemen paranın tamamını istediler.

Şimdi nereden bulabilirim, yarın sabah getiririm dedim kabul etmediler. 

Eşimi orada bırakıp para işini halletmeye gittim ve parayı getirene kadar hastamı ne kabul, ne de bir müdahalede bulundular.

Bir de çıkarken 'başka ek ücretler istediler',Her şey dahildi dedim, o değildi dediler.

Siz öyle demediniz ama dedim, parayı ödemem konusunda ısrar ettiler, sonuçta pes ettim ödedim ve eşimi çocuğumu alıp ayrıldım hastaneden..

Yazıklar olsun, dedi.Evet gerçekten yapacak bir şey yok. 

Özel hastanelerde sağlık sistemi böyle işliyor. 

Sağlıkta çağ atladık deniliyor ya, paran varsa çağ atlanıyor, yoksa 'eski çağda bankın önünde kalıveriyorsun..

Ama 'dünyaya yeni gelecek bir bebek ve onu dünyaya getirecek anne için' baba parayı hiç getiremese 'hiç bir şey yapmayacaklar mıydı' işte o merak konusu. 

Bunu 'görmek o anne ve baba için' için yürek kaldırmaz..Para ne yapılır, ne edilir bulunur..

Bunu hastane yetkilileri de biliyor elbette. 

Ancak o özel hastanenin hangisi olduğunu öğrenmek isteyen ve o merak edilen soruyu hastane yetkililerine sormak isteyen 'Kentin üst yetkilileri veya sağlıktan sorumlu olanlar olursa' hem ailenin irtibat numarası, hem de hastane adını söyleyebilirim'.

Bakalım merak eden kimse olacak mı?.. 

Ben de bunu merak ettim.. 

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.