Paylaş

Samsun'un tarihine bak, yarını gör'.

Ekleme: 24.10.2019 18:05 Güncelleme: 30.05.2026 21:55

Samsun'un ne yazık ki; makus talihi hep 'elindekini kaybetmekle geçmiş'.. Bunun günümüz de devam etmesine bakmayın, geçmişten geliyor aslında. Türk Milleti'nin kurtuluş  mücadelesini yaktığı ken...

Samsun'un ne yazık ki; makus talihi hep 'elindekini kaybetmekle geçmiş'..

Bunun günümüz de devam etmesine bakmayın, geçmişten geliyor aslında.

Türk Milleti'nin kurtuluş  mücadelesini yaktığı kentin bu durumda olması elbette düşündürücü.

Osmanlı döneminde ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında, 'Çevresindeki tüm  illerin hatta kuzeyindeki ülkelerin ticaret merkezi olan Samsun', 'Kurtuluş mücadelesinin ilk adımı olduktan sonra', sanki adım adım kaybetmeye başlamış.

En eski tarihlerine baktığında paylaşılamayan bir kent olan ve o zamanki adıyla Amisos olan Samsun, hep önemli bir yerleşim yeri aslında. 

Gaşkalar, Paflagonlar, Kimmerler, Lidyalılar, Miletliler, Persler, Makedonya İmparatorluğu’nun kenti olan Samsun Pers kökenli Pont Krallığının (MÖ 255-63) başkenti bile oldu.

Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu hatta Abbasiler de göz dikti bu güzel kente ve hüküm sürdü. 

Türkler'in Anadolu'ya girmesiyle Selçuklular zamanında Müslüman yerleşim yerleri 1185 yılında Anadolu Selçuklu hâkimiyetine geçti. 

İşte Amisos'un adı da, o zaman bugünkü ismini aldı. Yani Samsun oldu. 

Cenevizlilerin Karadeniz'de ticareti ellerine geçirmeleri sonucunda 100 yıl kadar 'ticaretlerinin merkezi' oldu.

Samsun'a "Müslüman Samsun”, 3 kilometre ötesinde yerleşen   Cenevizlilerin ticaret sitesine de “Gavur Samsun” deniliyordu. 

O dönemin yakın coğrafyasında en önemli ticaret merkeziydi. 

Zengin tüccarların uğrak noktasıydı, liman kentiydi, Samsun.

Samsun, Anadolu Selçuklu Devleti çökerken Canik Beyliğine de başkentlik yaptı.!

Pervaneoğulları, Hacıemiroğulları, Kubatoğulları, Taceddinoğulları, Taşanoğulları ve İsfendiyaroğulları kimler talip olmadı ki bu 'Karadeniz kentine'.

Osmanlı İdaresi'nde Karadeniz kenarında gittikçe büyüyen bir şehir olarak ortaya çıkan Samsun, nüfus ve fiziksel olarak büyümesi, ticarette önemli bir kente dönüştürdü.

Fransız, İtalyan Konsolosluğu gibi bir çok Avrupa ülkesinin konsoloslukları vardı bu kentte, 19. yüzyılın başlarında.

Yani 'ticaret  kapısıydı'. Yapancılar da yaşıyordu. 

Her evin bahçesinden gül kokuları geliyordu. 

Sonra ne olduysa, Ulu Önder Atatürk'ün Türkiye'nin kurtuluş meşalesini yaktığı, daha geçmişinde ise paylaşılamayan (Amisos) Samsun, 1950'lerden sonra kan kaybetmeye başladı..

Önce konsolosluklarını kaybetti, hepsi tek tek kapatıldı. 

Sonra yakın tarihte 'Türkiye'nin ikinci büyük fuarını kaybetti'.

Bölge ticaret kenti olma özelliğini basiretsiz yöneticiler nedeniyle 'koruyamadı'. 

Kamu kurumlarının bölge  müdürlükleri kapatıldı. 

Kimse ne oluyor demedi. 

Cumhuriyet döneminin ilk yarılarına göre nüfus ve fiziksel olarak Karadeniz’in en ehemmiyetli ticaret merkezi olan Samsun, kara, deniz ve demiryolu ulaşım ağına daha sonra hava ulaşımını da katmasına rağmen, 'elindekileri kaybetmekten kurtulamadı'..

Karadeniz bölgesinin turizm potansiyeli en yüksek kentlerinden biri ama 'turizmine hep balta vuruldu'. 

Azot ve Bakır Fabrikalarının zehirli bacalarından sonra santrallarla tanıştı.

Fuarının kapatılmasıyla turizmi neredeyse gündeminden çıktı. 

Cennet köşeleri, tanıtılamadı. 

Sonra imar planlamasıyla katledildi kent. Bina yığını oldu her yer.

Tarihi 'asfaltın altına gömen bir kent olarak' tarihe geçti. 

Düşünün bir kere 'Saathane Meydanı'na kanalizasyon yapılırken, Samsun Kalesi'nin surları bulundu'.

Elindekine sahip çıkamayan bu kent, surların üzerine koca binalar dikti.

Deniz kenarına dev kütle oteli 'kanunlar hiçe sayılarak' yaptılar.

Yargı bile dinlenmedi; meclis üyeleri de kaldırdı ellerini.

Tarım arazisi sanki ilk kez mi 'sanayileştiriliyor'.

Kirleten yatırımlar ilk kez mi geliyor. 

Bu kentin belediye başkanı bizzat mobil santrale davet yaptı. 

Zehirli kokteyl haline gelmiş gazlarla 'boğdular doğayı'. 

Umurlarında olmadı.

Hepsinin altında dönemin yetkililerinin imzası vardır inanın. 

Sanki terk edilmiş kent gibi, sahipsizliğin abidesi oldu Samsun.

Siz isim farklılığına bakmayın; Sahiline beton döken zihniyetle, bugün Çarşamba Ovası'na  biyokütle enerji  santrali koymak isteyenler 'aynı zihniyettir'.

Samsun'u geçmişinden bugüne 'küçülten, sahipsizleştiren aynı zihniyetin' devamıdır.

Yıllar önce fuarı kaldırarak, turizme balta vuranlar, bugün 'tarımı yok ederek', bu kenti biraz sahipsizliğe itmeye çalışıyor. 

Kendi ticaretlerinde 'mahir olanlar' bu kentin ticaretine, esnafına zerre kadar katkısı  olmadı/olmaz.
 
Ne garip değil mi?..

Amisos'tan, Samsun'a neler çekmiş bu şehir. 

Hep  elindekini  korumak istemiş ama ne yazık ki, her zaman bir gün öncesini aramak zorunda kalmış. 

Bugün Çarşamba Ovası'na göz dikenler, yarın o ovanın bir çok bölgesine santralleri  yerleştirdikten sonra, sıra Bafra'ya gelecektir. 

Daha öceki yıllarda 'Emriniz başım üstüne diyenler', bugün 'Nasıl emrederseniz' diyor tek fark bu..

O günkü ismi ferman, bugünkü ismi talimat.. 

31 Mart'tan suda indirim yapılan da Samsun, seçim sonrası suya yüzde 25 zam yapılan kentte Samsun.

Vatandaş kandırılmış, zamla ezilmiş, 'kimsenin umurunda değil'.

O nedenle;

Bu kent geçmişten gelen güzel günlerini yeniden yaşamak istiyorsa 'makus talihi' yenmek zorundadır. 

Bu da, yukarıdan aldığı talimatla yönetenlerle değil; yüzünü halka dönen yöneticilerle mümkündür.

Yoksa, "Bugün elimizde olan Çarşamba Ovası'nı da, Bafra Ovası'nı da böyle giderse kaybederiz'.

Atakum'da denize 100 metreye dev AVM'ler de dikerler, kıyı kenar çizgisi umurlarında olmadan yine sahile sıfır '150 metrelik beton kütle bir oteli de, binayı da' çakarlar'.

Bu zihniyetteki Büyükşehir Meclisi de geçmişte olduğu gibi yine 'hiç umursamadan 'evet diye elini' kaldırır.

Tıpkı 'Çarşamba Ovası'na santrale evet dedikleri gibi'.

Tıpkı, Tarım arazisine yapılan mahkemelik Lojistik köye 'hayır demedikleri' gibi. 

Tıpkı, Saathane  Meydanı'nda ticaret merkezi sokakların  yıkılmasına göz yumdukları gibi.. 

İşte o zaman makus talihimiz, 'makus tarihimizin', mührü gibi olur;

'Elinde ne ovan, ne  karnını doyuracak bir tarım arazin, ne turizmin, ne ticaretin ne de, doğan kalır'..

Rantçılar alır, Samsun ise 'Biz nerede yanlış yaptık' der, bakar durur..

Yanlış nerede?..

Talimatla 'yönetici seçmekle'..

O zaman 'talimatı nereden alıyorsa, çünkü oraya hizmet ediyor'. 

Yani sonuçta; ne ektiysek onu biçiyoruz.

Ne bekliyordunuz Samsun'a 'Yüzlerce işçinin çalışacağı fabrika mı gelecekti.

Yatırım dediler, uçuracağız dediler, dedikleri santral çıktı. 

Arkasında kaç tane var Allah bilir. 

5 milyarlık yatırım sözü verenleri düşününce, "kaç santral eder' diye düşünün artık.

Dikkat! Santralseverler iş başında..

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.