Samsun'un en büyük sorunu bir yol haritası olmaması..
Kimi yetkili çıkıyor; sağlık kenti diyor, kimi çıkıyor sanayi şehri olacak diyor.
Kimi çıkıyor tarım şehri diyor, kimi çıkıyor, hiç bir şey diyemiyor hatta 'kimlik bunalımına sokuyor kenti'..
Sülünler, aslanlar, amazonlar diyarı diye tutturduğu Samsun turizm kenti olacak desek, o da 'lafla peynir ekmek gemisinin yürümesi misali'..
Her şey bölük pörçük.. Hiç bir şey tam değil.
İlin iç ilçelerine gidecek sanayi başka, sahilde olması gereken sanayi başka.
Atakum'u turistik bölge kabul edersek; bir turist gelse 'devlet kurumlarının sardığı sahile' şaşar kalır.
Yeşilyurt Onursal Başkanı Cemal Yeşilyurt, Samsun Valisi'nden 500 milyon dolarlık yatırım için yer isterken söylediği sözler, bu kentin bürokrasisine ders niteliğinde.
Neden mi?..
Çünkü Samsun'da, bu kentin geleceği için karar alanlar, planlar yapanlar, projelendirenler, bu kentin ekonomik dinamiklerine hiç danışmazlar.
Kentsel dönüşümünde 'şehir plancılarına sormazlar'.
Kent estetiği yaparlar, mimarların fikirlerine önem vermezler.
Havaalanını kapatacaklar, 'turizmcilerin' haberi son dakikada olur.
Tarihi kentin özelliklerini ortaya çıkarmak için proje yapıyorlar, tarihçilere danışmıyorlar, hatta toprak altındaki kalenin surları tesadüfen bulunuyor.
Kaldı ki, surların üzerine koca işhanı yapan bir kentiz biz.
Yani ben yaptım oldu zihniyetiyle geçen yılların 'sıkıntılarını çekiyor Samsun'.
Samsun limanlar şehri, ama bürokratlar sanayicinin dilinden anlamadığından ve danışmadığından, 'ihracaatı sadece karayoluyla yapılır' sanıyorlar.
Ne kuzeydeki komşu ülkelerin neleri ihracat ettiğinden haberleri var, ne de Samsun'un neleri üretip en hızlı ve rantabl şekilde ihraç edebileceğinden.
Kimlik bunalımı ve yol haritası olmayan kenti yönetmeye çalışanlar, halen Samsun'un nasıl bir coğrafya'ya hakim olduğunu fark edememiş durumda.
O nedenle her işleri mahkemelik, o nedenle kamuoyundan olur görmüyorlar. O nedenle Saathane Meydanı yıllardır inşaat haliyle duruyor. Ve projesi revize görmekten 'bir çok kimse çalışmalar ne halde bilmiyor'..
Yani bu kentin yol haritasını çıkarın artık.
Samsun sadece 'Ben yaptım oldu zihniyetine teslim edilemeyecek kadar' önemli bir şehir.
Samsun'dan kaçmak isteyen firmaları duydukça, insanın içi acıyor.
Kuş Cenneti'nde geçen onca zamandan sonra, kentin içine döndük nihayet ama, bakın 'sanayici nasıl isyan ediyor'..
Samsun'u tanımaya çalışan Vali Osman Kaymak'a o nedeniyle çok iş düşüyor.
Sanayici de bulmuşken sorunlarını sıraladı.
Bence Yeşilyurt önemli sözler de söyledi.
Bürokrasinin dertlerinden anlamadığını söylerken, 'O günden bahsetmedi elbette'.
Geçmiş yılları da koydu üzerine.
Yani yeter artık dedi. Bu kente yatırım yapmak isteyen insanların önünü açın dedi.
Bizi anlamıyorlar, diye onlarca sanayicinin söylemek istediklerini söyledi.
Çünkü bu kentin oyalanmaya zamanı yok.
Kuş Cenneti, Sahil yolu, sıvasız boyasız evlerin rengarenk boyanması iş elbette..
Ama belediye çalışanlarının rahatlıkla sürdürebileceği işler.
Biz halen 'boş işlerle uğraşıyoruz'..
Mesele bu kent nasıl gelişir., Nasıl ekonomisi büyür.
Kentin tek markası olan Samsunspor nasıl eski günlerine döndürülür.
Parasal sorunu nasıl çözülür.
Bunlara kafa yormak varken, üç beş evin yıkımıyla uğraşmak 'büyük düşünenlerin işi olamaz'..
Ağaçla uğraşırken, ormanı göremeyenler, bu kentin gelişmesinde 'yol haritası da oluşturamadı'..
Tek gerçek bu.
Vali Kaymak, ‘Bu kente unutulmayacak eserler bırakmak istiyorsa’ geçmişteki ve bu kentteki kronik hastalığa hiç bulaşmamalı.
Yani ben yaptım oldu zihniyetine..
Yapması gereken ve bu kentin ihtiyacı olan tek şey istişare..
Kentteki ‘aktörler ve dinamik guruplardan görüş almak, ortak aklı oluşturmak’.
O zaman adı ‘unutulmazlar arasında yer alır’…
Valiler Kararnamesiyle geldiği bu kentten, görev süresi dolduğunda ‘Gönül ve sevgi beraatı ile ayrılır’.
Örnekleri var…
Unutulmayanlar da, ‘Ne yaptı ki denilenler de’..