Gece yağmur yağıyordu.
Önce sesini dinledim biraz. Öyle sonbahar yağmuru gibi değil.
Sonra hemen camdan dışarıya baktım; endişeyle.
Eyvah dedim. Samsun'da yine birilerinin canı yanacak diye 'gecem zehir oldu'.
Yağmur bu.
Samsun için normali yok.
Ne kadar yağarsa yağsın, birileri etkileniyor sonuçta..
O nedenle 'Allah herkesin yardımcısı olsun' dedim.
Çünkü Samsun için 'sağanak denilince' sıkıntı demektir..
Şiddetli yağmur varsa, perişanlık vardır.
Hele bir de Meteoroloji uyarmışsa, çaresiz kalmışızdır.
Aynen de öyle oldu.
Atakum'da istinat duvarı çöktü.
İlkadım'da bazı evler sular altında kaldı.
Her zaman söylüyorum, yine ısrarla söylemeye devam edeceğim.
Samsun'da sağanak yağıyorsa ve eviniz alt kattaysa..
Uyumayın..
Çünkü Allah'a emanetsiniz..
Uyursanız ölürsünüz. Gözünüzü açmaya fırsat olmadan boğulabilirsiniz..
Bunu Canik'te yaşadık.
Samsun'da SASKİ var, su ve kanalizasyon işleri genel müdürlüğü var diye güvenmeyin.
Alt yapımız sağlamdır, içme suyuna o kadar zam yaptılar, yapılacak hizmetlerin faturasını vatandaşa kestiler, 'elbette bize hizmet olarak' geri dönecek diye de 'güvenmeyin'.
Sadece ve sadece uyumayın.
Hatta 'oturun sırayla nöbet tutun'.
Nöbetçiye de sıkı sıkı anlatın; 'uyursan Allah korusun başımıza iş gelir, evimizi su basar, ailece yok oluruz' diye tembihleyin.
Minik Bedirhan'ın kardeşiyle birlikte evinde boğularak sel sularının içinde birbirlerine sarılmış bir şekilde uyurken öldüğünü unutmayın Samsun.
Neyse Allah korudu Samsunluyu bu kez.
Büyükşehir Belediye Başkanı zaten kentte yoktu.
SASKİ Genel Müdürü'nü bilmiyorum.
Çıtı çıkmadı yine.
Genel Sekreter İlhan Bayram, 'Su zammı için tepki imzalarını getiren ve belediye önünde protesto yapan' vatandaşlara kendisini yok dedirtti.
'Varlar mı yoklar mı, çok anlamak mümkün de değil zaten'.
Ama varmış, belediyede imiş.
Protesto bittikten sonra 'Burada yok denilen İlhan Bayram, makam aracına binip ayrıldı belediyeden'.
Açık söyleyeyim, evini su basan kişilere gitmiştir, o nedenle belediyede yoktur diye düşündüm.
Yine yanıldım..
Samsun'un sahipsiz olduğunu unutmak istiyorum ama olmuyor.
Evleri su basıyor tek yetkili yok ortada.
Belediyenin önünde onlarca kişi protesto yapıyor, derdini anlatmak istiyor, 'yine tek yetkili yok karşılarında'.
Makamda olan da 'yok dedirtiyor'.
İşin ilginci, vatandaş belediyede bulamadıklarına derdini anlatmak için 'Belediye meclisine' gidiyor;
Ama gıkını çıkartınca, ümüğünü sıkıyorlar.
Suç duyurusu yapılan Savcılık 'o ümük sıkmaya' kovuşturmaya gerek yoktur diye takipsizlik verdi.
Yani ümük sıkıldığıyla kaldı.
Yani olay şu;
Birincisi; su zammına tepkin varsa, cebim yanıyor diyorsan, faturalar şişti diye şikayetçiysen, yasal yolların peşini bırakmayacaksın.
Meclise gidip derdini anlatmaya kalkma, sonu 'karga tulumba dışarıya atılmak olur'.
Hatta ümük de sıkılır.
İkincisi; Eğer şiddetli yağmur varsa, kimseden medet ummayın.
Çare beklemeyin.
Yapacağınız ilk şey, evinizde ve işyerinizde 'kum torbaları bulundurun'.
Tıpkı 50'li, 60'lı yıllarda olduğu gibi, kendi tedbirinizi kendiniz alın. Torbaları kapı önlerine yerleştirin.
Üçüncüsü; 'Teyakkuz halindeyiz' benzeri sözleri 'boş sözler olarak' alın, kenara koyun, tedbirinizi önce kendiniz alın.
Ama en önemlisi yukarıda çok üstüne basarak yazdığımdır.
Eğer eviniz zemin kattaysa, asla ve kata uyumayın.
Uyanık kalın.
Burası Samsun uyumaya gelmez..
Evinizin bahçesine 'biyokütle tesisi çakarlar' haberiniz bile olmaz.
Ancak belediyenin 'imar planı değişikliğiyle' öğrenirsiniz..
Sonra da ‘tesis yerinde kalır’ sen evini sırtına alırsın, gitmek zorunda kalırsın..
Benden söylemesi..
UYUMA..

Samsun yine çaresiz, Samsunlu yine ‘perişan’. Evlerini su basan vatandaşlardan bazıları uykudaydı. Allah korudu. Geçmiş olsun.

Canik'te 2012'deki sel felaketinde 14 kişi boğularak ölmüştü. Minik Bedirhan'ın kardeşiyle cansız bedeni de böyle çıkarılmıştı.