Ne ülke çapında yaşanan ekonomik kriz..
Ne doların, euro'nun durdurulamaz 'inip çıkışları'..
Ne de 'e-hacizlerle' vatandaşın kıpırdayamaz hale gelmesi..
Hatta 'iğneden ipliğe her şeye zammın' yaşandığı 2018'e acılı giriş, Samsunspor'u önemseyen, bu kentin insanlarının, taraftarının umurunda değil..
Çünkü, Kurtuluş kenti olma özelliği ile Cumhuriyet tarihinin en önemli kapısı olan Samsun'un tek markası Samsunspor kaosun içine sürüklendi.
Herkes kendi derdini, cüzdanındaki feryatları unuttu, 'sağıcısı, solcusu, radikali, kararsızının', gol sesi yükseldiğinde birbirine sarılmasına vesile olan 'ortak paydası' Samsunspor'u düşünür oldu.
Çünkü;
Samsunspor sahipsizdi, sahipsizliği şimdi tescillendi..
Samsunspor yönetimsiz kaldı. Yönetim dönem sorumluluğunu ibra ettirdikten sonra istifasını verdi.
Yani ben çıktım oynamıyorum dedi.
Kongre divanı buna göz yumdu.
Ve gelinen noktada; Samsunspor 'emin adımlarla' kayyuma sürükleniyor.
Bu ne demek;
Samsunspor'un bitmesi demek..
Futbolcularının serbest kalması demek..
Paf takımıyla sahaya çıkması demek.
Yani 'bitiş, çöküş' ne derseniz deyin.
Bu kentin 50 yılını organize ettiklerini söyleyenlerin 'önlerini bile göremediklerinin' açık sonucudur bu.
Samsunspor Başkanlığı'na soyunan, Belediye Başkanı seçilmeden önce Samsunspor Başkanlığı için de söz verip, sonra koltuğa oturan Yusuf Ziya Yılmaz ile başlayan bir süreçtir bu.
Siyasetin 'spora el attığı' günün günahıdır.
Sonrasında görevi devir alan tüm başkanlar sorumludur.
Aslında hepsi hesap vermelidir.
Kayyum tek tek 'hepsinin dönemini masaya' yatırmalıdır'.
Alacakları olanlar 'havasını almalıdır'..
Kulübe borca sokanlar bedelini ödemelidir.
Ama..
Gelinen noktada sadece 48 saat var.
Kayyum demek felaket demek.
Hesap sorulması, hesap vermeleri 'adalet' açısından en doğru yol gibi görülse de, Samsunspor'a da yazık olacak.
Konunun süreciyle hiç ilgisi olmayan Vali Osman Kaymak'ın kucağına bırakılan bir pimi çekilmiş bombadır bu.
Çözüm de ondadır.
Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç'ın bakanlık koltuğunu kaybetmesiyle çıkmaza giren süreçte, son darbe de maalesef mevcut yönetimden gelmiştir.
Yazarımız Ender Gür, çok basit açıklamış"..
İbra edilip istifa ettiler. Bu ayrı incelenmeli. Ama yaptıkları hastaya darbe vurmaktır'..
Aynen katılıyorum.
Yine yazarımız Ragıp Göker, "Kayyumun nelere yol açabileceğini yazmış. O senaryonun sonuçlarını da'..
Eski divan üyesi ve yazarımız Sadi Subaşı da, önemli bir noktaya işaret etmiş.. 'Kongre divanı hatalıdır. Bu tablo karanlığa gidiyor"..
Yani gelinen nokta tek kelimeyle kaostur.
48 saatlik süre vardır.
Ya çözüm, ya kayyum.
Hadi bakalım bu işin sorumluları iş başına.
Pamuk eller cebe. Telefonlara sarılın, banka hesaplarınıza bakın ve '2 gün içinde 3,5 milyon lirayı' bulun.
Aksi halde sonrası Samsunspor için felaket olacaktır doğru, ama asıl 'sizin felaketinizin de başlangıcıdır' unutmayın..
Vakit geçirmeyin 'süre işliyor'..
'Biz ibra edildik' deme şansınız yok..
Yani her anlamda hesaplaşma günü..
Samsunspor ‘kaos içinde yeni bir yıla’ girerken; çözümün başlangıcı olsun dileklerimle..
Mutlu yıllar..