Samsun Büyükşehir Belediyesi Meclisi, son zamanlarda 'TÜRGEV, TÜGVA ve İlim Yayma gibi vakıf kuruluşlarına yaptığı maddi destekler ve SAYIŞTAY'ın binlerce liralık 'kamu zararı tespitleri' ile ilgili bayağı gündemde.
Önceki Büyükşehir Meclisi'nde de CHP'li meclis üyeleri konuyu gündeme getirdiler.
Yazılı da önerge verdiler.
Vatandaşın parası nasıl 'çar çur edilmiş' kalem kalem yazmışlar SAYIŞTAY denetçileri.
Yaklaşık 80 kişinin de bu konuda savunmasını istediler.
Yani bu kadar belediyeyi zarara uğrattınız demişler açık açık, raporlamışlar.
Altlarına da imzalarını atmışlar..
Bazı meclis üyeleri bu konuyu gündeme getirdi ama 'açıklama duyacağına' nasihat aldı..
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, yıllardır siyaset içinde olduğunu belirterek, tecrübeliyim vurgusuyla; "Bunlar tavsiye kararıdır" dedi ve bir şey çıkmaz anlamına getirdi olayı.
SAYIŞTAY gibi bir kurumun ne iş yaptığını bilmeden mi söyledi anlamadım ama;
Ben yıllardır siyasetteyim diye, resmen 'Ahkam kesti ve bu işleri bu şekilde gündeme getirmeyin gibi' hiç anlam veremediğim sözler söyledi.
Bu sözler bende, Demir'in aslında SAYIŞTAY'ın ne olduğunu ne yaptığını bilmediği algısı oluşturdu.
Peki bakalım Osmanlı döneminde Sultan Abdülaziz tarafından 29 Mayıs 1862'de kurulmuş olan ve kökeni Selçuklular'a kadar dayanan SAYIŞTAY, gerçekten tavsiye kararı mı veriyor, yaptırımları var mı?..
Ya da Başkan Demir'in söylediği gibi, "Denetçiler rapor hazırlar, o kadar' denilecek kadar 'önemsiz mi, hiç bir yaptırımı yok mu?..
İnceleyelim..
SAYIŞTAY'ın sözlük anlamı 'Türkiye'de devlet harcamalarını denetleyen, yargısal yetkisi de bulunan, yüksek kurum..
Yanı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda düzenlenen Mali Yargı Organı.
TBMM adına görev yapan SAYIŞTAY, sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağladığı gibi, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Anayasa'nın 152. maddesine göre de mahkeme olarak nitelendirdiği bir kurum.
Ve Başkan Demir'in öne sürdüğü gibi, 'kamu zararı oluşmuşsa sadece tavsiye kararı almakla kalmıyor, savunmaları aldıktan sonra da' kamu zararının oluştuğu kanaati oluşursa, yargısal anlamda kesin hüküm de veriyor.
Peki bu ne demek?. Açalım.. .
Öncelikle;
*Kamu zararını sorumlulardan 'tazmin edebiliyor.
Bu tazmin için;
*İcra başlatabiliyor.
ve sonuç olarak;
*Harcama yetkin varsa, sorumlusun da diyerek, milletin parasını tahsil ediyor.
Hem de bunu yaparken, "Tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte tahsil ediliyor".
Yani neymiş;
Önceki gün Samsun Büyükşehir Meclisi'nde 'Bunlar tavsiye kararıdır, bir şey çıkmaz gibi söylemler, 'gerçeği yansıtmıyormuş'..
Hatta 'Görevi Anayasa ile belirlenmiş bir denetim yargı kurumunu' hafife almakmış..
Kaldı ki, "eski meclis üyeleri yanlış yapmış, bizler daha dikkatli olalım denileceğine", bu kamu zararını soran meclis üyelerine "Olsa da bir şey çıkmaz gibi nasihat vermek neyin nesiydi'? diye sorabilirsiniz elbette..
Haklısınız..
O nedenle şimdi kamuoyunu doğru bilgilendirmek gerekir.
Bu iş sanırım yine 'o mecliste Başkan Demir'in nasihatları sonrası, yine bize düştü'..
Yasal dayanağı olmayan boş sözlerle kamuoyunu da meclis üyelerini de yanıltmanın anlamı yok.
Kamu yararı var, görevimizi yapalım..
Çünkü sonra 'arkadan geliyor kamu zararları, raporlar, savunmalar, usulsüzlükler sayfa sayfa..
Olan milletin parasına oluyor.
O nedenle Başkan Mustafa Demir'in, kafasına göre söylediklerine bakmayın siz. Anayasa ve kanunlar nediyorsa ona bakın..
Sonra kimse kurtaramaz sizleri..
Tak sepeti koluna, herkes kendi yoluna olur işler..
Şimdi o kararda imzası olanların 've olmayanların' ben var mıyım diye merakla araştırdığı konuma düşmek işten değil.
O nedenle bugünün meclis üyelerinin hepsi çok dikkatli olmalı.
Hele ki, SAYIŞTAY'ın görevini bu kadar umursamaz ve hafife alan görüşe sahip bir Büyükşehir Belediye yönetimi varken..
Maazallah.. Ne olmaz ne olmaz..
Bunu neden söylüyorum; Bu gündemde olan SAYIŞTAY raporu şu an için geçmişi ilgilendiriyor, doğrudur..
Ama 'Bu meclis döneminde de benzeri 'harcamalar varsa önünüze bir gün gelir çıkar' diye hatırlatmak istiyorum.
Çünkü bu konuda 'Başkan Demir'in o sözlerinden sonra iyice dersime çalıştım ve bayağı döküman topladım.
Hem de hepsi 'Anayasal anlatımlar'
Yani laf olsun diye görüşler ya da şahsi fikirler değil..
Kaldı ki; Büyükşehir Meclisi'ndeki vakıflara verilen maddi destekle oluşan SAYIŞTAY raporundaki kamu zararı ile kanun maddesi nasıl da örtüşüyor dikkatinizi vermenizi isterim.
Bunun yanıtı KAMU ZARARI NEDİR? sorusunun açıklamasında açık ve net....
*5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda kamu zararı; “kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması” olarak tanımlanıyor.
Kanun maddesi bu.. Şaka değil. Tavsiye hiç değil.
Yani vakıflara verilen desteğin kamu kaynağındaki eksilmesini anlatıyor resmen..
Peki kamu zararının tahsilat kimden ve nasıl yapılıyor?.
O da açık ve net..
*6085 sayılı Sayıştay Kanunu’na göre Sayıştay denetimi sonucunda tespit edilen kamu zararı sorumlular (harcama yetkilisi, gerçekleştirme görevlisi, muhasebe yetkilisi) olarak ifade edilen kamu görevlilerine tazmin ettirilir, yani bunlardan tahsil edilir"..
Bakın yine kanun maddesi. Lafta değil, yasada var.
Devam ediyor;
*5018 sayılı Kanun ve bu kanuna istinaden yayımlanan yönetmeliğe göre ise kamu zararı üst yöneticinin nihai kararı ile sorumlulara ve/veya ilgililere (kendisine ödeme yapılan kişi) tazmin ettirilir.
Yani hem kamu çalışanlarından, hem de nihai karar veren ve sorumlularından bu zarar tahsil edilir.
Bu da kanun maddesi..
Ayrıca 'adli sorumluluktan' da söz ediyor kanun.
Kamu zararı adli ve idari sorumluluğa da yol açar mı? sorusunun yanıtı da açık ve net..
Adli sorumluluk genellikle kastın varlığı halinde hükmedilir. Kamu zararı görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarından biridir.
Gördünüz mü?..
Öyle tavsiye kararıyla alakası yok. Zararın tazmini de var, gerekirse adli soruşturma da..
Yani kamu vicdanı ve etik kurallar bakımından rahatsız edici olan durumlarda, kamu kaynaklarının israf edilmesine imza atan el kaldıran kim varsa, sorumlu ve gün gelecek devlet tahsilatını da yapacaktır..
Kanunlar bu kadar açık ve netken Başkan Mustafa Demir söyledikleriyle ilgili tek şey söyleyebilirim..
Çünkü tek yanıtı var..
İktidar Partisi'nin mensubu olması nedeniyle bana bir şey olmaz diye düşünüyor olabilir ya da bir güç zehirlenmesi yaşıyor olabilir...
Ama ne derseniz deyin, hepsi bugün için geçerli şeyler olur.
Çünkü her yöneticinin yasalara uymak ve uyulmasını teşvik etmek gibi bir sorumluluğu olduğunu unutmamak gerekir.
Kaldı ki; SAYIŞTAY, bu raporları sonuçta çöpe atmıyor. Şu an için yasal yetkisi olmasına rağmen uygulamıyor gibi düşünülse de 'dosya devletin raflarında duruyor'..
Yani; gün gelir, devran döner, keser döner, sap döner, hesap döner', tavsiyesini burada herkese yapmak zorundayım..
Ve işin ilginci 'hani tavsiye kararı verir'diyenler var ya; iş tahsilata gelince kazın ayağı öyle değil.
SAYIŞTAY kamu zararıyla ilgili hesap yargılaması yaptıktan sonra; sorumlulardan tahsili için kesin hükme bağlayıp, "Tazmine hükmedilen tutar 3 ay içinde ödenmezse cebri takip işlemleri da başlatabiliyor'
Ve sonuç;
Sayıştayın "hesap mahkemesi" olarak vasıflandırılması bu kurumsal yapılanmaya ve yargı yetkisine işaret ettiği gibi Sayıştay tarafından verilen kesin hükümlere ilişkin olarak sorumlular başka bir idari yargı yoluna başvuramıyor.
Kaldı ki; Daha önce de yazdım 1862'den bu yana da böyledir...
Ve işin ilginç kısmını da şimdi yazalım.
SAYIŞTAY'ın kamu zararını tahsilini yerine getirilmesinden, ilamların gönderildiği kamu idarelerinin üst yöneticileri sorumludur.
Yani SAYIŞTAY, o vakıflar nedeniyle oluşan kamu zararı için tazmin işlemi başlatırsa, paraların tahsili işinden de 'Tavsiye kararı' diyen Başkan Mustafa Demir bizzat sorumlu.
Hem de faiziyle tahsilattan..
Şaşırtıcı değil mi?..
Olur mu, olur neden olmasın. Kanun maddeleri açık..
Şimdi bakın bakalım; SAYIŞTAY'ın 'raporları tavsiye kararı mı taşıyor, yoksa yaptırımı var mı'?..
Grup kararı var diye 'kaldır el, indir el' yapanlar gün gelir, eğer kamu kaynağına zarar verirse, bir gün gelir bedelenini öder.
Bugün, yarın olmaz belki ama;
O raporlar bir yerlerde durur bekler.
Devlet sabırlıdır..
Gün gelir, tozlu raflardan indirirler..
Siz evinizde 'tatlı tatlı emeklilik günlerini yaşarken, hey gidi ne güzel günlerdi diye bugünkü şahşahalı 'Grup kararlı' günleri hayal ederken, bir bakmışsınız postacı 'icra tebligatı' için zilinizi çalabilir.
O zaman şaşırmamak için; siz siz olun..
Kamu vicdanını rahatsız edecek, tüyü bitmemiş yetimin hakkını birilerine peşkeş çekmenin altına imza da atmayın, 'el de kaldırmayın'.
O savunması istenilen 80 kişiden en az yarısından fazlasının şimdi evinde, emeklililik yaşadığını da unutmayın.
Yani anlattığım 'şaka değil, güncel gerçek'.
SAYIŞTAY tahsil edilsin der ise, "Cebinize girmiş tek kuruş yokken, pamuk elleri cebinize atmak zorunda kalabilirsiniz'.
O nedenle;
Geçmişin yaptığı hatalara siz bu dönemde imza atmayın.
Önce bunu vicdanen yapın..
Bakın bakalım 31 Mart 2019'dan sonraki hesaplara, nelere el kaldırmışsınız?..
Sıkıntı var mı?..
Vakıf ve benzeri işler, ya da imar konuları, ne aklınıza gelirse..
Bir daha gözden geçirin..
Çok değil, önümüzdeki aylarda da o SAYIŞTAY raporları da çıkar ortaya nasılsa..
Bu da benden size 'tavsiye olsun'..
SAYIŞTAY, gün gelir YAKAR..


SAYIŞTAY RAPORU NET KAMU ZARARI TABLOSU

DEMİR'DEN TAVSİYELER
Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, 4.1 milyon liralık kamu zararı raporu için "Bunlar tavsiye kararı niteliğindedir" dedi.
