8 aylık Aylin bebek ve babaannesi dün gözyaşları arasında toprağa verildi..
Yürekleri dağladı ağlayanları feryadı..
Ateş düştüğü yeri yakıyor elbette..
Ama onların yaşamlarını yitiriş şeklinin bir öğrenci servis minibüsünün altında son bulması 'ağlatırken düşündürüyor da insanı'..
Çocuk taşıyan bir minibüs sürücüsünün dikkatsizliğinden tutun da;
O çocukların emanet edildiği sürücüye kadar bir çok şey var, olayın perde arkasında..
Hatta servis şirketinin 'ihmali bile'..
Bu acı dün Akça ailesinin yüreklerini yakmadı sadece..
Çocuklarını servislere emanet eden 'herkesin yüreğine ateş düşürdü'..
Aylin'e babaannesine ağlarken, ya bizim çocuklarımız kime emanet diye düşündü..
Çünkü sürücü miktarı ne olursa olsun alkollü çıktı..
Ve daha önce de 'iki kez çocuğa çarptığı için' adliyelik olmuş..
Ama aileler şikayetçi olmadığı için ceza almamış, dosyalar kapanmış..
Ve önceki gün o kapanan dosyalar, vukuatı olmasına rağmen ceza almadı diye direksiyon başına geçirilen sürücü, 'görmedim, fark etmedim' diyerek iki can daha aldı..
Bu kez tutuklandı..
Ama neye çare..
Ne küçük Aylin'i ne de babaannesi Necla Akça geri gelecek daha..
Gidenler gitti..
En güven duydukları evinin önünden karşıya geçerken, hayatlarından oldular..
Ya şimdi..
Samsun Emniyet Müdürlüğü'nün şu andan itibaren önlem alacağını ve önceden de belli denetimleri yapmış olabileceğini tahmin edebiliyorum ama..
Öncelikle servis şirketlerinin 'sürücüsünü seçerken' daha dikkatli olması gerekmez miydi?..
Çockuların emanet edildiği bir sürücünün 'Alkol alışkanlığı olup olmadığı' araştırılmış mıydı?..
Denetleniyor muydu?..
Daha önceki vukuatlarında 'çocuklara çarpmış olması' bir facianın habercisi değil miydi?..
Mutlaka 'birilerinin ölmesi mi gerekiyor'..
Ve en önemlisi bundan ders alınacak mı?..
Servis şirketleri 'sürücülerini tekrar gözden geçirecek mi'?..
Çünkü, böylesine bir faciaya 'kaza demek zor'..
Bu ihmaller zincirinin 'son halkası'..
Yani bir sonuç..