ÖZEL HABER | Samsun Üniversitesi, kurulduğu günden bu yana yaşadığı gelişim, aldığı ödüller ve misyonuyla 8 yıl gibi kısa bir sürede markalaşmayı başardı. Üniversitenin kurulduğu günden bu yana rektörü olan Prof. Dr. Mahmut Aydın, üniversitenin dönüşüm sürecini HHalk Gazetesi'ne anlattı.
Ballıca Tütün Fabrikası hangarlarındaki dönüşümün ardından her geçen gün yüklesen Samsun Üniversitesi, tıp, mimarlık, mühendislik ve uzak bilimleri fakülteleriyle öne çıkarken, 10 farklı alanda öğrencilere hizmet veriyor. Yerleşkenin doğayla iç içe olması ise üniversiteyi diğerlerinden ayırıyor.
MİRASI KORUDUK
Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, gelişim sürecini anlatırken, şunları söyledi: "Samsun Üniversitesi'nin ilk temellerini eski Ballıca Tütün Fabrikası hangarlarda attık. Bildiğiniz üzere bu hangarlar, ballıca sigara fabrikasının özelleşmesinden sonra üniversite alanı olarak ilan edilen mekanlardır. Önce bu hangarlar 19 Mayıs Üniversitesi'ne tahsis edildi. Üniversitemiz kurulduktan sonra, hangarları biz kullanmaya ve geliştirmeye başladık. Hangarlar bize geçince önümüzde iki şık vardı. Ya buraları yıkıp yeniden inşa edecektik ya da bu mirası koruyup, onarıp, tadilattan geçirerek geçmiş hafızayı da yaşatacaktık. Biz ikinci şıkkı seçtik."

SAMÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın
YIKMAK YERİNE KORUMAK
"Yıkmak yerine muhafaza etmeyi, korumayı seçtik. Tamir ve tadilattan geçirerek bunları gelecek nesillere aktarmayı tercih ettik ve 2020 yılında hangarlarda dönüşüme başladık. Temel ilke olarak israf etmemeyi kendimize ilke seçtik. Bu yapıların içerisindeki çelik, ahşap, her ne varsa malzemeyi yeniden kullanmayı tercih ettik. İkincisi, aynı zamanda mevcudu yaşatmayı tercih ettiğimiz için buraya bir hikaye oluşturduk. Bugün dünyanın büyük üniversitelerinin hepsinin bir hikayesi vardır, bir geçmişi vardır. Bizim de hikayemiz aslında burada başlıyor. Bir endüstri mirası devam ediyor ve insanlarımızın emeği ile birleşerek bugünkü Samsun Üniversitesi kampüsünü oluşturuyoruz."

HAYAL KURAN VE ÜRETEN
"Burada amacımız aslında sadece bir kampüs oluşturmak olmadı. Yani sadece fiziki mekanlar değildi bizim amacımız. Burada bütün fakülteler, bütün derslikler aynı yerde. Hocalar, öğrenciler, stajyerler birlikte çalışıyor. El ele bir kültürü ortaya çıkarıyorlar. Akademik ve araştırma ekosistemi de burada kuruluyor. Buradaki ekosisteme dahil olan herkes önce bir hayal kuruyor, sonra hayalini projeye aktarıyor ve o projeleri de son aşamada uygulamaya geçiriyor. Bizim eğitim felsefemiz de tam bunun üzerine kurulu. Bilginin yanında öğrenciye proje yapabilme kültürünü kazandırma, o projede üretme, sonuç üretme kültürünü kazandırma, dolayısıyla hayal kuran, proje yapan, üreten ve bir ürün ortaya koyan bir ekosistem."

HER ÖĞRENCİ PROJE ÜRETİYOR
"Öğrenci başına düşen proje sayımız 3.2 civarında. Her yıl üzerine koyarak başarılı öğrencilerimizin öğrenim hayatları boyunca en az bir proje yapmalarını son derece önemsiyoruz. İş yerinde Meslek Eğitimi diye bir formül şu anda, Yükseköğretim Kurulumuz da bunu çok önemsiyor. Biz bunu burada sağlamış oluyoruz. Aynı şekilde staja giden öğrencilerimiz kurumlardaki bir işçi gibi sabah gidip akşam çıkıyor. Çünkü sadece bilgi işveren için yeterli değil. Bu bilginin sahaya yansıması gerekir. İş veren de bilgiyi sahaya dökebilen elemanlar istiyor. Biz burada bunun temellerini atıyoruz."

SAMÜ Özdemir Bayraktar Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi, uzay, bilim, teknoloji ve havacılığı tek çatı altında buluşturuyor.
PAYLAŞIM EKOSİSTEMİ
"Kampüsümüzde mimarlar bir tarafta, tasarımcılar başka bir tarafta, havacılık uzay mühendisleri başka bir tarafta, meteoroloji mühendisleri bunun içerisinde, kampüsün diğer bölgesindeki mühendislik ve doğa bilimlerinde öğrencilerimiz var ve keza buradaki atölyelerde hepsi birlikte bir işin ucundan tutarak çalışma ve birlikte üretme kültürünü de burada oluşturmaya çalışıyoruz. Biz bu hangarları yıkabilirdik. Yerine çok daha modern, çok daha iyi binalar inşa edebilirdik ama o binaların bir kimliği olmazdı, bir hikayesi olmazdı. Biz bu hangarları muhafaza etmek ile aslında israfı da engellemiş olduk. Yeninin maliyetinin aşağı yukarı yarısına veya üçte ikisine biz bunların dönüşümünü sağladık. Hikayesi olan, değeri olan, arkasında bir kültürü barındıran bir endüstri mirasını oluşturduk."

ÖRNEK BİR KAMPÜS
"Bu hargarlar bir endüstri mirası. Burada insanlar tütünleri işliyorlardı, kurutuyorlardı, onlardan bir ürün elde ediyorlardı. Dolayısıyla bir emek vardı. Biz bu dönüşümle o emeğin farklı bir şekilde devamını da sağlamış olduk. Buranın kendi içindeki o üretim kültürü aynı zamanda bilgi üretme ve araştırmayla yeni bir ekosisteme evrilmiş oldu. Bir de biliyorsunuz sigara sağlığa zararlı bir madde. Burada sigara üretiliyordu. Biz bu hangarları insan sağlığına zararlı bir yapıdan, topluma ve insanlığa faydalı bir yapıya getirmiş oluyoruz. Kampüs gelecek dönemlerde tamamlandığında sadece ülkemizin değil, aynı zamanda bu bölgenin ve Avrupa'nın örnek üniversite kampüslerinden biri olacağını düşünüyorum."

SAMÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, temel prensiplerinin her öğrencinin en az 1 proje üretmesi üzerine kurulduğunu belirtti. Rektör Aydın, hangarlarda proje üreten öğrencileri de ziyaret etti.
2 ÖDÜL ALDIK
"Bu dönüşüm hareketiyle iki farklı ödül aldık. İlk yaptığımız Mimarlık Tasarım Fakültesi'nin 1 ve 2 nolu hangarlarından Necip Fazıl Kısakürek Mimarlık ve Tasarım Ödülü'nü aldık. 2025'te Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden sürdürülebilirlik ve dönüşüm üstün ödülünü aldık. İnşallah yeni yaptığımız alanlarla yeni ödüllere de adayız. Burada bizim şu ana kadar 41 tane Teknofest ödülümüz var. Bu yıl da öğrencilerimiz çok iştahlı bir şekilde, çok arzulu bir şekilde Şanlıurfa'da düzenlenecek Teknofest'e hazırlanıyorlar. İlk elemelerde oldukça iyi sonuçlar aldık. Üniversite öğrencilerimizin Teknofest'i başarıyla tamamlayıp şehrimizi gururlandıracağına inanıyorum."

SAMÜ Ballıca Kampüsü'ndeki hangarların içi ve dışı tamamen yenilendi. Hangarların eski ve yeni görüntüsü değişimin izlerini gözler önüne seriyor.

Selçuk Kaya