Son zamanlardaki döviz artışları sadece vatandaşın alım gücünü düşürmedi.
Türk lirası değer kaybettikçe; ithal her ürüne zam üstüne zam yağmaya başladı.
Dolarla mı maaş alıyorsunuz, ithal ürün almazsın olur biter diyenler olabilir/fazlasıyla da var zaten.
Ama bakın hayat pahalılığının yanı sıra, domino etkisi gibi nereleri vurmaya başladı paramızın değer kaybetmesi.
Kentte yaşayan ücretliler zaten yandı, kiralar uçtu, marketlerde ürünler tavan yaptı.
Motorin 10 lirayı aştı artık çift haneli rakamlara geldi.
Çiftçiyi de direk vurdu.
Gübre fiyatı son 1 yılda 4 kat arttı.
Tarımı da direk vurdu.
Nereden biliyorum; geçtiğimiz gün tarımla uğraşan bir arkadaşım anlattı.
Kiralayacak olan varsa, 90 dönüm arazim var dedi.
Niye ekmiyorsun dedim, 'Kimse ekmiyor neredeyse. Gübre, ilaç, mazot fiyatları derken, bittik biz dedi.
Kavak bölgesinde çiftçilik yapıyor arkadaşım.
90 dönüm yeri çok düşük bir rakamla kiraya vermiş.
‘Eksem zarar ederim, gücüm de yok zaten’ dedi.
İşin daha da ilginci, tarım arazilerine şimdi 'güneş enerjisi yapan iş insanları' el atmış.
Araziler ekilmeyince, köylü veriyor isteyene kiraya.
Peki ne olur bu gidişle, buğdayı kim ekecek diye sordum.
Seneye sıkıntı büyük olur.
Şimdi ambardaki buğday tüketiliyor ama önümüzdeki yıl, ürün yok. Rekolte çok düşük olur dedi.
Arpada da aynıymış.
Bazıları da arazisini hayvan işi yapan besicilere vermiş.
Hazine arazilerini kiraya verecek köylü kalmamış adeta.
Bu arada yine tarım işiyle uğraşan bir başka arkadaşımdan öğrenmek istedim durumu.
Bölge bu kez Alaçam.
Aynı şeyi anlattı.
Gurbetçilik yine başladı bizim köylerde dedi.
Gübre fiyatı adeta krize dönmüş.
2022 yılında ürün olsa bile ciddi fiyat artışlarından bahsediyor.
Bu aynı zamanda Türkiye’nin ithalat faturasının daha da artması demek elbette.
Hatta buğday ve arpa ekimini çok gübre lazım olduğu için bırakanların daha az gübre gereken mercimek ve nohut ekimine yöneldiklerini de söyledi.
Bu arada gübre kullanımındaki kısıtlama 'ürün kalitesini ve rekolteyi de olumsuz etkileyecek'.
İşin bir başka tarafı da var.
Çiftçi borçlanarak ekim yaparsa, tefecinin eline düşme riski de var.
Peki ne yapmak gerekir.
Acilen 'devlet desteği gerekir çiftçiye'.
Samsun Ziraat Odası Başkanı Hasan Tütüncü de farklı şey söylemiyor.
Tütüncü, "Bu sene Samsun’da tarıma dayalı üretim yüzde 30 azalır. Gübre fiyatlarının aşağıya çekilmesi yönünde adımlar atılması gerekir. Verimde daha fazla azalma olmaması için gübre fiyatlarının düşürülmesi yönünde devletimizin acilen olumlu kararlar almasını istiyoruz” dedi.
Yani durum çok vahim.
Bugün marketlerde fiyatlar uçuyor ama 'önümüzdeki yıl için kimsenin öngörüsü bile yok'.
Buğday rekoltesinin düşük olması ne anlama geliyor hepimiz anlıyoruz.
Dar gelirlinin ekmeği daha da pahalanabilir.
Böyle giderse, çiftçiyi kaybedebiliriz.
Durum gerçekten 'her geçen gün' daha da kötüye gidiyor.
Tarım ülkesi Türkiye'de;
Tarım krizi kapıda.
.jpg)
Ziraat Odası Başkanı Hasan Tütüncü
(4).jpg)
Devlet çiftçiye acil gübre desteği vermeli. Tarımcı çok zorda.