Ne çektiysek, 'Bizim olsun küçük olsun, bizim adamımız olsun'
diyerek, yatırımcıların önünü kesen, 'ahbap çavuş ilişkisiyle'
işleri yönlendirmesinden çektik.
Birileri zenginliklerine zenginlik katkı, 'dışarıdan sermaye
getirmek isteyenlerin' hep önü kesildi.
*Rantçılar, 'Sosyal tesis alanlarını' inşaat alanına çevirdiler..
*Olmayacak yerlere 'dev iş merkezlerini çaktılar, kirli kat
fazlalığı pazarlıklarını Samsun'un duymasına rağmen, kimseyi
umursamadılar'..
*Açık, kapalı demeden 'ar damarları çatlamışçasına' cüzdanlarını
doldurmak için 'olmayacak işleri' olur haline getirdiler.
Ne hukuk tanıdılar, ne de kamu vicdanı..
Hatta pişkinlik öylesine aldı başını gitti ki; 'Oraya o bina nasıl
dikildi, diye sorulduğunda 'belediye meclisinden geçti' yani yasal
demeye getirdiler..
İndir kaldır parmakçılar olan meclis üyeleri de 'grup kararı vardı'
deyip geçiştirdi.
Kimse 'etik değil' demedi. Diyen muhalefette, demesini
beceremedi.
Rantçılarla kucak kucağa olan yerel siyasiler de, baktılar ki, bu
devran böyle yürüyor, ne sosyal donatı alanı dinlediler, ne okul
alanı, ne tarım ne de mera..
Şimdi gelinen noktada Samsun'a bakınca, 'ürküten bir durum
adım adım geliyor'..
Samsun'un 16 güzide firması iflasın eşiğinde..
İnanarak ve bilerek söylüyorum, en az 50 firma da 'son
zamanlarını yaşıyor'.
O 16 firma iflas öncesi son başvurularını yaptı..
KONKORDATO, ilan etti.
Bu şu demek..
Biz bitiyoruz. İflasın eşiğindeyiz. Artık dönecek, kurtaracak
halimiz dermanımız kalmadı.
Kısacası SOS verdiler..
Sonrası iflas. Yüzlerce kişi işsiz. Samsun'un gelir kaynaklarından
üreten tarafından 16 firma kadar daha eksik 'ekonomi'..
Şu bir gerçek..
Ekonomik kriz yok demek, piyasayı görmemektir..
Ekonomik kriz var diye bas bas bağırmak, üretmemek, fiyatlara
zam yapmak, fırsatçılık yapmak, mal stoklamakta 'bu ülkeye, bu
kente' farklı açıdan 'darbe vurmaktır'..
Ama gerçekleri göreceğiz..
Tedbirleri de ona göre alacağız.
Samsun'da çok çabuk ekonomik daralmayı aşmak için çareler üreteceğiz.
Ama bunu yaparken, yine 'ahbap çavuş ilişkileriyle' kurgulamayacağız..
Birilerine peşkeş çekmek için bu kentin 'yatırıma yönelik, katma değer katacak değerleri yok edilmesin'..
Örnek mi?..
Samsun'da 15 bin kişinin çalışacağı vaadiyle AK Parti Samsun
Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz'ın belediye başkan adaylığı
döneminde tahsis edilen ancak gemi şirketi gelmediği için boş
vaade dönen 'tersane alanı'..
Hayallerin yıkıldığı yer..
Yapılamayan düğünler, yeşeremeyen yeni hayatlar, bir çok çocuğun, gencin gelecek düşleri kurduğu ama 'Boş seçim vaadinden öteye gidemeyen' Tersane alanı'..
İşte o tersane alanı şimdi de rantçıların gözdesi.
Samsun ekonomide inim inim inlerken, 16 firma konkordato ilan ederken, iflasa yaklaşan bir çok işletme sırasını beklerken, halen bazıları 'o alanı katma değeri yüksek yan sanayileri Samsun'a getirmek yerine', birilerine peşkeş çekmenin peşinde.
Yazık ya, gerçekten yazık.
Böylesine büyük bir alan, hem de 'yıllardır bom boş yatarken', şuraya tek yatırımcı getirilemedi.
Hatta bırakın yatırım getirmeyi, Başkent'te burayı o firmaya nasıl veririz diye siyasilerin çabası bile var.
Oysa üç beş tane firma, kent dışından yatırımcı gelse, belki de o iflasa yaklaşan 16 firmaya can suyu olacak, yan sanayi oluşturacak.
Ama kimin umurunda..
Fırsat varken, koltuklar dururken, birilerine 'verelim buraları' diye yarış var.
Ey Samsun uyan, Samsunlu uyan..
Rantçıların sardığı bu kent adeta bitirilirken, sen uyuma.
Karşı çık, karşı dur..
Yedirmem o alanı de..
15 bin kişiye iş olacak, tersaneler ardı ardına kurulacak diye söylenen yalanlardan sonra şimdi de 'belki çocuklarına iş olacak sanayilerin gelmesini iste' rantçıların uzak durması için 'ses çıkar'..
AK Parti il başkanına, ilçe başkanlarına, milletvekillerine, belediye başkanlarına; gördüğün her yerde hatırlat..
'Siz de sahip çıkın buraya de. kentin ortak paydası için kullanalım de"..
Duymayacak olanlar zaten 'o rantçıların siyasi yandaşlarıdır' sorun yok..
Ama çoğu 'elbette deyip', seninle olacaktır..
Yeter ki uyanık ol..
Yoksa aynı isimlerin sürekli zenginleştiği Samsun'da 'plaza, iş merkezi, dev kuleleri' sadece izlersin..
Bunu ne zaman yaptılar, burası sosyal tesis alanı, burası okul alanı değil miydi, burası kaç kat izinliydi, burası bizim tarım arazisiydi, burası meramızdı, gitti' diye sorar sorar durursun..
Aç gözünü aç..