Samsun Üniversitesi (SAMÜ) bünyesinde gerçekleştirilen yeni bir araştırmada, Türkiye'de dolu yağışı riskinin yıl içinde belirli dönemlerde önemli ölçüde artış gösterdiği tespit edildi.
ARAŞTIRMANIN KAPSAMI VE VERİ ANALİZİ
SAMÜ Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Veli Yavuz ve Araştırma Görevlisi Yiğitalp Kara yönetimindeki araştırma ekibi, Türkiye'de dolu yağışlarına ilişkin kapsamlı bir çalışma yürüttü. 2001-2023 yılları arasını kapsayan veriler, Avrupa Şiddetli Hava Olayları Veritabanı (ESWD) üzerinden analiz edildi. Yapılan kalite kontroller ve elenen kayıtların ardından toplam 874 dolu hadisesi bilimsel olarak değerlendirildi.
DOLU YAĞIŞININ ZİRVEYE ULAŞTIĞI SAATLER
Araştırma sonuçları, dolu olaylarının yıl içinde rastgele dağılmadığını, özellikle mayıs ve haziran aylarında görülme sıklığının diğer aylara göre 2 ila 3 kat arttığını ortaya koydu. Gün içindeki zamanlamaya bakıldığında ise riskin gece saatlerinde düşük olduğu, sabah saatlerinden itibaren artarak öğleden sonra en yüksek seviyeye ulaştığı görüldü. Dolu yağışının en sık görüldüğü aralığın 14.00 ile 19.00 saatleri arası olduğu, zirve noktasının ise 14.00 ve 16.00 saatleri civarında gerçekleştiği belirlendi.
RİSKİN EN YÜKSEK OLDUĞU BÖLGELER
Çalışma, Türkiye'nin farklı bölgelerinde atmosferik ve topografik etkenlere bağlı olarak dolu oluşumlarının yoğunlaştığını gösterdi. Mersin ve Antalya çevresi, Kuzey İç Anadolu, Doğu Anadolu'nun yüksek kesimleri ve İstanbul çevresi, dolu açısından en riskli alanlar olarak öne çıktı. Ayrıca, Türkiye genelinde dolu tanesi çaplarının 2 ile 8 santimetre arasında değiştiği; İstanbul ve Elazığ'da 8 santimetre, Çankırı ve Çanakkale'de ise 7 santimetre çapında dolu tanelerinin gözlemlendiği kaydedildi.
TARIMSAL RİSK YÖNETİMİNDE KRİTİK VERİLER
Araştırma Görevlisi Yiğitalp Kara, çalışmanın sonuçlarının tarım ve sigorta sektörü için önemine vurgu yaparak şunları ifade etti: "Bu bulgular, tarımsal risk yönetimi açısından kritik öneme sahip. Hangi dönemlerde koruyucu önlemlerin artırılması gerektiği, hangi bölgelerde kırılganlığın daha yüksek olduğu ve hangi meteorolojik göstergelerin erken uyarı amacıyla izlenmesi gerektiğine dair sayısal bir çerçeve sunuyor."
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GELECEK ÖNGÖRÜLERİ
Dolu olaylarının yalnızca yaz aylarıyla sınırlı olmadığını, kış aylarında da görülebildiğini belirten Kara, iklim değişikliği ile birlikte bu olayların çok daha yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti. Kara, "İklim değişikliğiyle birlikte bu olayların daha dikkatli izlenmesi, bilimsel olarak değerlendirilmesi ve karar alma süreçlerine entegre edilmesi gerekiyor. Ayrıca çalışmamız uluslararası literatürde yer aldı." ifadelerini kullandı.
Anadolu Ajansı